• 16.09.2014 00:00
  • (2712)

 Bugün yine okullar açıldı... Okula yeni başlayan minikler, yaz tatilinden sonra okul arkadaşlarıyla buluşacak olan "eski" öğrenciler ve okul hayatlarının sonuna gelmiş olan "son sınıf" öğrencileri... Benim eski okul günlerimden bahsedeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz... Belki bir gün onlardan da bahsederim, ama geçtiğimiz Yüzyılda kalan  o günler için baya düşünmem lazım...

Hayır o kadar eskiye gitmeye niyetim yok... Okul mevsiminin öngünlerinde yapılan ateşli tartışmalar aklıma takıldı... Hani "hükümet bütün çocukları İmamHatip'lere göndermek istiyor..." başlığında toplayabileceğimiz tartışmalar... Bunun böyle olmadığı, Milli Eğitim Bakanı'nın yaptığı açıklamalarla açığa çıktı(*)... Ama nasıl okullar bu imam hatip liseleri... Tedrisatlarının diğer özel ve devlet liselerinin tedrisat programlarının aynısı olduğunu öğrenmek zor olmadı... Zaten bu liseleri tercihlerinin ilk sırasına koyan öğrencilerin yarıya yakını bile bu liselere yerleştirilememiş...

Avrupa Birliği'nin örnek ülkesi olan, 5 milyondan fazla Müslümanın yaşadığı Almanya'da bu işler nasıl oluyor diye düşündüm... Kısa bir araştırma ve Google sayesinde yığınla bilgiye ulaştım... Almanya'da, kreşler ve okul öncesi yuvalar hariç, 2011 rakamlarına göre, 1307 (binüçyüzyedi) konfesyonel, yani bir kiliseye ait okul var... Ve bu okullarda, bu kiliselere bağlı olmayan Müslüman çocuklar da dahil 1.175.000 (birmilyonyüzyetmişbeşbin) öğrenci okumakta... Bunların dökümü ise şöyle: 674 Katolik okulda 327bin, 541 Protestan okulda 115bin ve değişik inanç gruplarına ait 92 okulda da 33bin öğrenci... Hangi inanç topluluğuna aitse, o topluluğun dinsel eğitiminin mecburi olduğu bu okullar, genel olarak en kaliteli okullar olarak bilinirler... Ailelerin bulundukları yerde belediyenin okulu (bizdeki devlet okuluna eş) yoksa ya da sayısal olarak yetersizse ebeveynler kendi inançları olmasa da çocuklarını bu okullara göndermek zorundalar... Buna Müslüman ailelerin çocukları da dahil... Sonradan ilahiyat okuyup papaz olan çocuklar arasında, kilise okullarından mezun olan çocuklar mı yoksa belediye okullarından mezun olan çocuklar mı çoğunlukta bilemiyorum... Bu konuda bir veri bulamadım... Ama ben de orada bugün üniversiteyi bitiren bir çocuk yetiştirdiğim için, bence bu okullarda okuyup da papaz olanlardan daha fazlası başka çekici mesleklerde üniversite bitirdiler...

Almanya'da eğitim merkezi hükümetin değil, eyaletlerin yetki alanlarındadır... Eyaletlerarası bir konferans eğitimde birlik için toplanıp kararlar alsa da, eğitimin süresi ve içeriği eyaletler arasında farklılıklar gösterebilir... Mesela bazı eyaletlerde din dersi mecburiyken, bazı eyaletlerde mecburi değildir... Ve din derslerini, kiliselerin yetkili olarak gönderdiği, eğitimli din adamları verir... Yani, bunu Türkiye'ye tercüme edersek, Diyanet İşleri'nin tayin ettiği imamlar din derslerinin öğretmeni oluyorlar...

Hani Avrupa Birliği diyoruz ya... Avrupa Birliği'ni demokraside örnek alıyoruz ya... Neyi örnek aldığımızı da bir köşesinden bilmeye çalışalım düşüncesiyle cizittirdim bu satırları... Biliyorum... Bir çoğunuz, "ama"yla başlayan cümleleri sıralıyorsunuz bile... Valla, ama'sız fakat'sız... Örnek aldığımız demokrasilerde böyle oluyor işler... Dün yine birisi paylaşmıştı... Bir Avrupa ülkesinin başbakanı bisikletle işe gidiyormuş da bizimki korumalarıyla geziyormuş... O başbakanların işe öyle gittikleri ülkelere benzemek istiyorsanız, ama'sız, fakat'sız o ülkelerin tüm özelliklerine de bakmanız lazım... Bence...

(*) http://www.turkiyegazetesi.com.tr/egitim/182711.aspx