• 1.10.2014 00:00
  • (2290)

 Anladığım kadarıyla bu işin cılkı çıkmak üzere... Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden beri "yeni Türkiye'yi kuracak gibi görünen" koalisyona pek de dostça olmayan tavırlarıyla tanıdığımız Demirtaş'ın CHP ile koalisyon flörtlerine; tüm dünyanın aksini söylemesine, Hükümetin sürekli açıklamalarına rağmen IŞİD'le hükümetin birlikteliğini vurgulamalarına; hiç de "birlikte" çözüm yolunda çalışma yapmaya hizmet etmeyen demeçlerine rağmen sürecin selameti açısından soğukkanlılığını korumasını beklediğimiz Erdoğan'ın da önce dünyaya "PKK terörü uyarısı", şimdi de  hükümetin Meclis'e sunulan tezkerede "PKK terörü"nden söz etmesi ipleri geriyor...

 
Eğer Demirtaş ve PKK içindeki diğer denge unsurları Devlet partisi CHP'den belli sinyaller aldılarsa; CHP'nin demokratik bir anayasa için güvenilir bir partner olacağına inanıyorlarsa; yani CHP'de demokratik, barışçı, tüm kültürlere aynı mesafede, anayasanın ilk üç maddesinin de değişeceğine razı bir tavır görüyorlarsa bir diyeceğimiz olmaz...  Hatta alkışlar ve destekleriz... Ancak bu hususların kamuoyunda açık görülmesi gerekir...
 
Eğer AK Parti ve Cumhurbaşkanı da, vadettiği demokratik anayasa için, artık PKK ve onun sivil politik kadrolarıyla birlikte yürüme olanağını görmüyorsa; eğer halka söz verdiği ileri demokratik anayasa için buna rağmen ısrarlıysa; bu amaca Kürtlerle birliğin dışında nasıl ulaşacağını bize açıklamalıdır... Devlet hırsla, kinle, meydan okumalarla, uzlaşmazlıkla yönetilemez...
 
Alıştık artık, konulara içeriğinin sorgulanmadan hayır ya da evet denilmesine... Bir taraf her şeye rağmen inatla hükümet ve Tayyip Erdoğan düşmanlığından başka tavır sergilemiyor... Meclise sunulan tezkerede bile " ... IŞİD ve benzeri terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı ..." ibaresine rağmen, hala "hükümet IŞİD'i terör örgütü saymıyor" yaygarası başka nasıl izah edilebilir... Herkes aklını başına toplamalıdır... Ne hayali CHP ittifakı mastürbasyonu, ne de Kürtleri ve onun temsilcilerini hala "eski" hastalıklı reflekslerle karalama girişimleri ülkeye huzur getirmez...
 
Tabi bu arada, küsürat olan ve kendilerine "sol" diyen grupların bu kargaşa ortamını fırsat bilen girişimleri dikkatten kaçmıyor... İstanbul'da Kadıköy'de IŞİD'e karşı gösteri yapanlar Ak Parti binasına saldırıyorlar... Bunların beyinlerinin çok detaylı muhakeme yapma yeteneklerinin olmadığını biliyoruz artık... Bu "gönüllü savaşçılar" savaşın Kadıköy'de ve AK Parti'ye karşı değil, sorunun tam da sıcak olduğu bölgede sürdüğünü anlamaları gerekiyor... Dün, neden hükümet saldırıp şer odaklarını ortadan kaldırmıyor diyenler, bugün rehinelerin kurtulmasıyla, bölgede başka bir strateji geliştiren hükümetin bu bölgeye  harekat yeteneği için ihtiyaç duyduğu tezkereye karşı çıkıyorlar...
 

Hiç bir şey değişmiyor... "Uzlaşma kültürü" olmayan bir toplumda, ağır aksak da olsa, değişim böyle sürecek anlaşılan... Bizim yüreklerimiz ağzımıza gelirken, gelişmenin "esas oğlanları" porselen dükkanındaki fil misali, baya porselen kıracaklar... Umalım, sonunda çorba içeceğimiz bir tas kalır bütün kırılan porselenlerden...İceğimiz bir tas kalır bütün kırılan porselenlerden...