• 4.10.2014 00:00
  • (2492)

 Deniz Sezgün'ün bir notunda okudum... O da birisinden aktarmış: ".. ayrıca zorunlu din dersi yerine seçmeli ders olsun diyen fason demokratların çoğu seçmeli baş örtüsüne karşı çıkıyor, sizin özgürlük anlayışınıza e mi?"...

Bu durum bu kadar veciz  anlatılabilir... Aslında din derslerinin seçmeli olması talebi kadar çağdaş, demokratik ve insani bir talep olamaz... Bu konuyu tartışmak bile abes bence... Ama bu konuda da Türkiye'deki "kampların" aynı çifte ahlak özellikleri ortaya çıkıyor... Düşünebiliyor musunuz, eğitimin her alanında kişiye ait, toplumun haklarına tecavüz etmeyen konulara devlet burnunu sokmasın deyince, körlerin fili tanımlaması gibi, herkes kendi işine ve meşrebine uygun davranıyor...

"Başımı örtmeme devlet karışmasın" diyenler, din derslerine devletin karışmasına karşı çıkmıyor... "Din dersleri mecburi olmasın, veliler çocukları adına karar versin" diyenlerse başörtüsüne veliler tarafından karar verilmemesinde bir beis görmüyorlar, hatta militanca, devlet yasaklasın başörtüsünü diye sokaklara çıkıyorlar...

Bu toplumsal şizofreni zincir gibi gelişiyor... Herkes kendi tutuklusu ya da mahkumuyla ilgileniyor... Çok sayıda ağır hasta tutuklu ve mahkum varken, bakıyoruz "benim mahkumuma af" diye ortaya çıkıyor siyasi gruplar... "Bütün ağır hasta tutuklu ve mahkumlar af edilsin" diye arada cılız sesler duysak bile, genelde, "başkasının mahkumu beni ilgilendirmez" aldırmazlığı yaygın...

Polis "bizim" mitingimizde birini dövdüyse, hatta öldürdüyse, hemen "katil" polis olur... Ama "başkasının" insanı ya da çocuğuysa polis tarafından kötü muameleye maruz kalan ya da öldürülen, "bize ne" tavrıdır yaygın olan...

Demokrasi, seçimler sadece "bizim" parti için geçerlidir... İktidarda hep "biz" varsak, demokrasi, seçimler kutsaldır... Ama birileri oyunu bozup seçilirlerse, seçimlerde hile vardır, memleket elden gitmektedir, "nerede bu generaller, ordu göreve"dir tavrımız...

Ne zaman anlayacağız hepimizin aynı gemide olduğumuzu; ne zaman anlayacağız, demokrasinin hepimize gerektiğini ve hepimizin hakkı olduğunu; ne zaman anlayacağız kendimiz için istemediğimizi başkaları için de istemememiz gerektiğini; ne zaman anlayacağız farklılıkların bir toplumun zenginliği olduğunu...

Şimdi duyar gibiyim sesleri, itirazları... "Hepsi iyi de, ama onlar..." diye başlayan itirazları... Tabii ki her cepheden... Yok birbirimizden farkımız... Anlıyorum... Daha çooook fırın ekmek yememiz lazım...