• 5.11.2014 00:00
  • (2653)

 İnsan "dünü" iyi geçirip de uykuya dalınca, o uykunun sabahına da mutlu uyanıyor... Bugün yine bir "son gün" İstanbul'da benim için... Dün çok güzel bir gündü... Heyecanlı, sevgi dolu güzel bir gün... Bugün de sanki güneş beni parlaklığıyla uğurlamak ister gibi, pırıl pırıl İstanbul'da... Pastırma yazlarından bir tanesi galiba başlıyor...

Artık beni tanıyanlar biliyorlar.. İstanbul'dan ayrılık hüzünlendirir beni... Ama, hep derim, hüzün de hayata ait... Hüzün mutlu olmanın öncülüdür... Ayrılıkların insanı üzmesi, aslında, geride bırakılan güzellikler, geride bırakılan ve özlenecek insanlardan dolayıdır... Öte yandan, o güzelliklere ve insanlara duyulacak özlemin başlangıcı ve umudu da işin sevinilecek yönüdür... Ben her zaman olduğu gibi, bir yandan ayrılığın hüznünü, öte yandan umutların sevincini yaşıyorum yine...

Bu seyahatimin beni sevindiren bir olayı, "Eski Dostlar"la buluştuğumuz geceydi... Sevgili eskimeyen/yaşlanmayan İGD'li ve tarihi-TKP'li gençlerle buluşmak beni yeniden hayata bağlayan bir olay oldu... Dün bizi "biz" yapan ortak değerlerin bugünkü ayrılıklarımıza baskın çıktığı bir geceydi... Sevgili Ufuk Saka'nın büyük katkısıyla buluştuk ve tekrar buluşmak için sözleştik... Ne güzel...

Ayrıca, Almanya'dan  ziyarete gelen sendikacı meslektaşlarımla birlikte oldum... Sevgili Jale Mildanoğlu'nun içten yardımı ve eşliğiyle, arkadaşlarım şimdiye kadar gördükleri İstanbul'u bu sefer daha başka yönleriyle tanıdılar...

Almanyalı sendikacı misafirlerin en ilginç akşamlarından biri Yeşiller Ve Sol Gelecek Partisi'nin İstanbul örgütüne yaptığımız ziyaretti... Parti'nin Eşsözcüleri ve diğer temsilcileriyle yaptıkları söyleşi planlandığından daha uzun sürdü ve Türkiye'de, kendi ülkelerinin medyasından edindikleri bilgilerin dışında, genç görüşleri dinleme fırsatı buldular... Bu ziyaretten ve gördükleri misafirperverlikten duydukları memnuniyeti  tekrar  tekrar politik ev sahiplerimize iletmemi rica ettiler... Ben de Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi'nin Eşbaşkanları'na ve diğer yetkililerine teşekkür ediyorum...

Hepsinin saçları ağarmış "Genç Sosyalistler (Falken Jugend)" için, Almanya'dan gelip de, Prinkopi'de Troçki Evi'ni ziyaret etmemek olamazdı...  Çok heyecanlıydılar ve o anı birlikte Almanya'daki yoldaşlarına götürmek için fotoğraflarla tespit ettiler... 

Birlikte eğlendik, yedik, içtik ve güzel anılarla beni geride bırakıp memleketlerine döndü misafirlerim...

Böylece ben de bir İstanbul seyahatinin daha sonuna geldim...

Hoşça kal İstanbul...Hoşça kalın sevgili insanlar... Tekrar görüşünceye kadar... Sevgi ve dostlukla...