• 27.11.2014 00:00
  • (2343)

 "Usta" attı yine ortaya bir cevher... Üstelik tam da barış sürecinde taraflar arasındaki buzlar eriyip olumlu gelişme haberleri gelirken... Üstelik Başbakan'ın Irak'a yaptığı gezinin olumlu haberleri gelirken... Ve Dersim ziyaretinde Başbakan insanlara bir "oh" çektirecek yeni sinyaller verirken... Bir de benim çok önemsediğim, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş'ın Yedikule hakkında kesinleşmiş Belediye Meclisi kararını, oluşan geniş "demokratik" tepkilerden sonra Meclis'e iade ettiği haberi, ülkede bir "uzlaşma kültürü" oluşması yolunda güzel örnek oluştururken...

Neymiş... Kadın erkekle eşit olamazmış... Kadına "yaratan" annelik görevini vermişmiş.. Bunu ilk defa söylemiyor... Bu lafı ciddiye alan da yok artık... Sadece, kendini daha da sevimsizleştiriyor... En azından, Türkiye'yi yönettiği yıllar boyunca onunla birlikte Bakanlar Kurulu'nda oturan kadın bakanlar bu ifadenin saçmalığı konusunda yeterli kanıttır... Hani insan diyor ki, efsane boksör Muhammet Ali'nin dünya şampiyonu boksör kızıyla bir el sıkışsa ve elinin kemiklerinin kırılır gibi olduğunu hissetse, acaba bu "eşitlik" konusunda ne düşünürdü... Ya da ABD ile diplomatik görüşmelerde, ABD'nin eski KADIN Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile görüşmesi gerektiğinde, Sultan Süleyman'dan mülhem, "ben ki Türkiye Cumhuriyeti'nin ERKEK başbakanıyım... Sen ki bir KADINSIN... Sen benimle eşit değilsin... Sen git, bana bir ERKEK gönder görüşmek için" mi dedi acaba... Türkiye'nin en büyük holdinglerinin başında ki kadınlar ne diyor acaba bu saçma ifadelere... Aldırmıyorlardır, eminim... Son olarak, Osmanlı'nın Berlin'e işçi olarak göderdiği üçbin dolayındaki kadın işçilerin torunları hala Berlin'de yaşıyor... Bu saçma ifadeler, "ecdadının" kemikleriini sızlatıyordur, hiç mi düşünmüyor...

Her şey bir yana, evde baş başa kaldıklarında, muhterem eşi de hiç bir şey demez mi... Hani, "yahu bey, iyisin, hoşsun da... Şu ifadelerine biraz dikkat edemezmisin..." gibilerden bir şeyler... Valla dün benim evsahibine temizliğe gelen temizlik işçisi kadına sordum, "Cumhurbaşkanı böyle demiş, ne dersin..." diye... Aldığım cevap, bence ülkede yaygın kanaati temsil ediyor... "Adam haklı... Benim anam ağlıyor... Haftada altı gün çalışıyorum... Yolda geçen zaman dahil günde 11 saat evden uzaktayım... Benim yaptığım işi yapacak, ailede üstlendiğim sorumlulukları üstlenecek kaç tane erkek var benimle eşit olacak... Çok çalışmaları lazım benimle eşit olabilmeleri için!!!" Nasıl... Güzel değil mi...

Bir yandan "oyun bozan" Demirtaş ve Kandil "efeleriyle" uğraşarak, öte yandan "bana ne ben oynamıycam..." diye cırtlak cırtlak ağlayan KeMAL'in mızırdanmalarına cevap vererek yürümek zorunda Türkiye... Usta'nın bu biteviye sahne almaları da hepsinin üzerine tüy dikiyor doğrusu... Bereket, artık bu sevimsiz çıkışları medyayı süslemekten başka kimseyi üzmüyor... Kervan yürüyor... Her şeye rağmen...