• 18.01.2015 00:00
  • (2733)

 “Neredeyse gelin bize saldırın diye bir karikatür basacaksınız, sonra da basın özgürlüğü diyeceksiniz. Basın özgürlüğünü hakaret etme alçaklığıyla yan yana koymayız.” demiş Davutoğlu Cumhuriyet gazetesi için...

Parisde yayınlanan mizah dergisi için de aynı cümleleri kuranların olduğunu biliyorsun... Ama orada, buna rağmen katledilen insanların cenaze törenine katıldın ve bir de üstelik, "Parislilerle dayanışmamı göstermek için Parisdeyim..." dedin... Şİmdi, "bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu"...

Sana, senin Partine, bu ülkenin Cumhurbaşkanına en kabul edilmez hakaretleri yapan bir basın kuruluşu saldırıya uğrayınca, Başbakan olarak ziyaretine gitmese bile "geçmiş olsun" mesajı çeken Başbakan daha da büyür bu ülkede... Bunu anlamanız biraz daha vakit alacak... Biliyorum... Çünkü sırf sizde değil, bu memleketin kuruluşundan beri politikacısından, her türden insanına kadar herkesin "fitratında" var bu iki yüzlülük...

AZICIK DEMOKRAT...

Fransız mizah dergisini katliamdan sonra yayınlamaya devam edecek olan kadronun sözcüsü, "Türkçe baskısı çok önemli. Çünkü Türkiye’de anayasal laiklik saldırı altında” diye bir laf etmiş... Saçamanın dik alası... Zırva... Gülerim... O kadar... Tıpkı günlerdir yok Batıydı, yok Netanyahuydu, efendim Emperyalizmdi, kutsaldı gibi zırvaların arkasına saklanıp "utangaç" katliam desteği verenlere güldüğüm gibi... Türkiyede yok mu laisizm hakkında benzer görüşleri olan... Anlamıyorum ... Ne kadar meraklıyız detaylarla uğraşmaya... "Değerler" ulusal ya da bölgesel değildir... Değerler insanlığın kazanımıdır ve dünyanın her yerinde geçerli olmalıdır... Demokrat olmanın kıstasları her yerde aynıdır... "Ben de demokratım, ama.." diye başlayıp sınırlar çizdin mi, anlaşamayız... Ya demokratsın ya da değilsin... Arası yok... Azıcık demokrat, ama... Olmuyor işte...

ÇİĞ KÖFTE GİBİ...

Charlie hakkında yazmayacağım dedim... Yazmıyorum... Seyircilik yapmak lazım arada sırada... Çok keyifli... Yeni keşfettiğim bir oyunu sizinle de paylaşayım... Bir sayfa kağıdı alıyorsunuz... Yatay hale getirip tam ortasından aşağıya kadar bir çizgi çiziyorsunuz... Sol tarafa "Ben Charlieyim" diyenler... Sağ tarafa da "Ben Charlie değilim" diyenler yazıyorsunuz ve başlıyorsunuz kaydetmeye... Fener Gassaray hooliganlığını beşe katlar biçimde geyiklere arada sırada bakarak not ediyorsunuz iki tarafa da... Harika bir oyun...

Demokrat olmayı, "bizim orada çiğ köfteyi farklı yaparlar... Bana ne sizin oranın çiğ köftesinden" ahlakıyla/kültürüyle kabul ettikten sonra, herkesin bir çiğ köfte yapma usulü gibi, herkesin bir demokrat olma prensibi çıkar ortaya... Çıkar çıkmasına da, o ortamda demokrat bulmak mümkün olmaz... Tabi çiğ köftenin dışında... Çiğ köfteyi de severim haaaa... Hele de Urfalılar yaparsa...

DEMOKRATLIK GELENEĞİ...

Ben kaç gündür "Türkçe" yazanlar içinde konuyu doğru okuyan kimseye rastlamadım ve bunu normal karşılıyorum... Tarihinde hiç bir siyasi akımın demokrasiden nasibini almadığı, demokrasi deyince kendi refleksleri dışında hayatını belirleyen ideolojilerden başka kaynağı olmayan bir entellektüel dünyasından da daha fazlasını beklemek hata olurdu... Kendine "ateist" diyenlerin bile özel hayatlarının önemli bölümünü İslami kurallara göre organize eden bir ülke burası... Komunist ve ateistlerin cenazelerini camiden ve musalla taşından kaldıran bir ülke... Hayatı boyunca ateist olarak yaşayanların bile arkasından mevlit okutulan bir ülke... Aziz Nesin, Kıvılcımlı ve bir kaç tanıdığımız yoldaşın dışında tüm cenazeleri camiden kaldıran "yoldaşlar"... Ne olsun ki... Neyse... Bu konuda yazmamaya karar verdim ben...