• 17.02.2015 00:00
  • (2175)

 Bir konu daha, maalesef, üzeri küllenmeye bırakılırken küçük bir bilanço çıkarılmalı bence... Ne yazık ki, vahşi cinayetlerden sonra olayı sadece ağlama vesilesi olarak görenlerle, olayı siyasi düşmanlıklarına malzeme yapmak isteyenler arasına değişik gruplar da ekleniyor ve sonun da bir vaveyladan, bir kargaşadan başka bir şey kalmıyor geriye... Ta ki yeni bir vahşete gözümüzü açana kadar...

Olayın yeşerdiği toprağa, bu toprağın neden bu vahşetlere uygun olduğuna, bu toprağın bu konudaki bereketinin nedenine değinmeden asılıp kesiliyor; herkes kendine birilerini ya da bir grubu hedef alıyor ve o gruba öfkesini, kinini kusuyor...

Bence toplumun inanç, gelenek ve ahlak ortak değerlerine göz atmadan mücadele edilecek hedefi doğru tayin etmek mümkün değil... Ama bu dokunulmazlara "dokundun mu" saldırı başlıyor her cenahtan...

Ben bu "dokunulmazlara" dokunmaktan çekinmem... Bu yüzden de dört bir yandan saldırıya uğruyorum... Beni en iyi anlayanlarsa, hurafelere kulak asmayan mümin dostlarım... Kendilerine "demokrat" diyenlerse en hırçın koruyucusu bu "dokunulmazlar"ın... Bunlar aynı zamanda "amasız" ve "fakatsız" hükümet destekçileri... Eleştirilerimin hiç birinde bir siyasi parti adı anmamama, konuyu günlük siyasetin dışında tartışmama ve her türlü siyasi malzeme yapmaya karşı çıkmama rağmen bu "demokratlar"ın koruma içgüdüleri ve refleksleri faaliyete geçiyor hemen... İslamofobik damgasını vuruyorlar...Hatta bunlardan bir kısmı, "eğer AK Parti iktidarda olmasa bu kadar yaygara kopmazdı" diyecek kadar kendilerinden geçiyorlar... Unutuyorlar, eğer adına demokrasi dediğimiz düzende bir inanç grubu düşüncelerini, dünya görüşlerini kendi meşreplerine göre değişik açılardan açıklama ve yayma özgürlüğüne sahipse ve düzene "demokrasi" deniliyorsa, bunlara karşı olan görüş ve eleştiriler de aynı özgürlük ortamında serbesttir... Yoksa, 80 sene onlara uygulanan yasakçılık, şimdi onlardan olmayanlara uygulanıyor demektir... Ve bu düzene demokrasi denilemez...

Bunca vaveyla arasında Başbakan'ın tespiti, bence, olayın teşhisine doğru atılmış bir adımdır... Küçük ama önemli bir adım... Şöyle yazdım dün bu konuda:

"Başbakan Davutoğlu, 'Bu bir zihniyet ve ortak kültür meselesi' dedi. Ben farklı kelimelerle ifade etsem de, bunun 'bir zihniyet ve ORTAK kültür meselesi' olduğunu söyleyen Başbakan'ı alkışlıyorum... Bence hedef doğrudur... Bir de bu 'ortak kültür ve zihniyet'i besleyen odaklar/kaynaklar hedefe konursa, tam olacak... Yani yine 'yetmez ama evet'... Buna da şükür... Böyle bir açıklamayı hiç duymamıştık..."

Bu noktadan başlamalı bence... Başbakan'ın bu ifadesi unutulmamalı ve siyaseten hep hatırlatılmalı... Bu "ortak kültür"ün muhtevası doldurulmalı...

Sanıyorum bu konuda yazacaklarımın hepsini yazdım... Yazdıklarımı tekrar okudum... İçim rahat... Yeni bir şey olmadıkça da yazmayı düşünmüyorum bu konuda... Herkeşlere "ortak kültür" üzerinde düşünmeler dilerim...