• 19.02.2015 00:00
  • (2291)

 Gündem şimdiden Haziran ayında yapılacak seçimler olmalı… Bu seçimler sonucu nasıl olursa olsun, ülkenin yeni anayasasını yapan bir meclis oluşturacak… Senelerdir hemen herkesin şikâyetçi olduğu, ama “yenisi” üzerinde bir türlü anlaşılamayan anayasa şöyle ya da böyle yapılacak…

Tam da bu noktada, “şöyle-böyle” değil, yeni anayasa,toplumun önemli bir çoğunluğunu kucaklayacak bir anayasa olmak zorunda… Anayasalar hâkim olan gücün, darbeyle ya da seçimle işbaşına gelmesi hiç önemli değil, kendi istediği biçimde yapıp topluma “ülke için hayırlısı budur” diye yutturulan metinler olamaz… Anayasalar hâkim olan siyasal iktidarın “parti tüzüğü” değildir… Sadece iktidar olan siyasi gücün “doğru” gördüğü şeyler halkın çoğunluğunun ve ülkenin yüzdeyüz tercihi olamaz… Zordur tabi demokratik süreçlerle, demokratik bir anayasa yapmak… Hele de uzlaşma kültüründen, demokratlıktan nasibini almamış siyasilerin sahnede rol kestiği Türkiye’de bu daha da zor...

Türkiye’de “yeni”ye kapılarını kapatan, tüm kurtuluşu “eskiye dönmek” olarak kabul eden siyasiler elbette bütün yeni ve demokratik teklifleri reddedecektir… Eğer Türkiye’de bütün kültürlerin ve halkların özgürce kimliklerini ve kültürlerini yaşatacakları bir ortamın yerleşmesini, toplumsal barışı, çevre ve insan hakları konusunda hassasiyetin öne çıkarılmasını ve bunlar gibi çağdaş demokrasinin olmazsa olmazları olan koşulları öngören bir anayasa yapılacaksa bu anayasanın yapılmasında saf tutacak iki siyasi özne ve bunların dayandığı iki kültürel ve sosyal taban var… Bunlar AK Partisi ve bugünkü temsil gerçeğiyle HDP’dir… Ben bu iki partinin de tek başına bir anayasa yapmasını yanlış ve hatta tehlikeli buluyorum… Bu iki partinin öznel niteliklerinden dolayı da değil benim korkumun tek nedeni… Tarihte, özellikle 20 Yüzyıl süresince dünyada ve Türkiye’de gördük ki, tek başına iktidarlar, isterlerse darbeyle, isterlerse seçilerek işbaşına gelmiş olsunlar, kendi görüşlerini topluma dayatma araçları olarak anayasalar yaptılar… Bunların bir tanesi bile demokratik değildi…

Ben HDP'nin Türkiye Partisi olma iddiasını ciddiye alamıyorum... Bileşenlerinden dolayı... Olabilir… Bu benim görüşüm… benim gibi düşünmeyen birçok arkadaşım ve dostum da var… Ama HDP'nin Parlamentoya girememesi tehlikesi iki açıdan beni korkutuyor... Birincisi, AK Parti'nin tek başına Anayasa yapmasını hiç uygun bulmuyorum... "Ben yaptım oldu" denilerek yapılacak tek yönlü ve demokratik olmayan bir anayasayı sonradan değiştirmek çok güç, bunu deneylerle biliyoruz... Ayrıca bu konuda özellikle AK Parti’nin ve özellikle de Partiyi yönetenin (maalesef “yönetenlerin” diyemiyorum bir solukta) "çoğulculuk" konusuna ters davranışları da bana bu konuda güven vermiyor... İkincisi ise, Kürt siyasi hareketinin içindeki bazı önemi bileşenlerin barış sürecini sabote etmeleri, çatışma ve kargaşa ortamının devamını kendi stratejileri için uygun bulmaları… Bunlar, muhtemel bir baraja takılma durumunda, tüm dünyaya “işte gördünüz, bize silahları bırakıp siyasi çalışma olanakları verilmedi… Silahlı mücadeleden başka seçenek bırakmadılar bize …” diyerek ülkede kargaşa ortamını yeniden körükleyeceklerdir…

Henüz tam karar vermiş değilim… Ama ciddi olarak düşünüyorum, yukarda ifade ettiğim korkulardan dolayı HDP’ye oy vermeyi ve bunu teklif etmeyi… Bakalım, bekleyelim… Seçime kadar köprülerin altından daha çok sular akar…