• 22.02.2015 00:00
  • (2100)

 Yine bir öğrenci öldürülmüş üniversitede... Ölen bu sefer ülkücüymüş... Ne fark eder... 60'lı yıllar geçti gözümün önünden, film şeridi gibi... Ölenler ve öldürülenler... Çocuklar boşuna saldırıyorsunuz birbirinize diye haykırmak geliyor içimden... Hepiniz aynı kuklacının elindeki iplere bağlısınız... Bırakın birbirinize saldırmayı... Elele verip DEMOKRASİ için çıkın sokaklara... Demokrasi hepinize lazım... Daha kaç darbe lazım bunu anlamaya... Hiç bir darbede ayrım yapmadı işkenceciler sen Kürt müsün, Ermeni misin, sağcı mısın, solcu musun ya da nesin diye... Komşu hücrelere atıldık... Solcular da, ülkücüler de işkenceye uğradı... Bir düşünün... Kargaşa kimin yararınadır... Kim barışı, insanca bir arada yaşamayı istemiyor... Bozun bu oyunu...

...
Siyasi gelişmelere sadece heyecanla değil, bilgi ile analiz yapınca hata payı oldukça düşer... İlk gençlik yıllarımızda hep yaptığımız hata, olaylara olduğu temel koşullarla değil, bizim olmasını istediğimiz gibi bakmamızdı... Yunanistan'daki son gelişmeler de birçok insanı heyecanlandırdı... Bazıları gerçekten bilgisiz olduklarından, bazıları ise kendilerinin olmasını istedikleri gibi bakmak istemelerinden sadece heyecanlandılar... Ne Yunanistan gerçeğini, ne de Yunanistan'ın içinde tüm organlarıyla yer aldığı organizmayı göz önüne almadan ya da bunlardan haberi olmadan heyecanlanmak yanılttı bazılarını... Sakince durumu analiz etmeye çalışanlara saldırdılar... Hatta çok sevdiğim bir (benden) genç eski yol arkadaşım, "nereye Ural abem..." diye bana yakışıksız ifadelerle seslendi... Olayı bir Alman hegemonyası ve "varoş ülkeler" olarak görmek, yürekleri ve beyinleriyle hala 20.Yüzyıl'da kalmış olan dostlar için en kolay yoldu... Öyle yaptılar... Benim yaptığım ise, sadece biraz okuyup Yunanistan ve Avrupa Birliği'nin işleyişi hakkında bilgilenmek oldu... Uzun uzun bu konularda öğrendiklerimi yazmanın dışında, ilk ve son cümlem şöyleydi: "Ne Yunanistan'ın yeni hükümeti Avrupa Birliği'ne sonuna kadar efelenebilir, ne de Avrupa Birliği Yunanistan'dan vazgeçer... heyecanlanmaya gerek yok!"...Buyurun okuyun... Haberi Der Spiegel'den de kontrol ettim..."Yunanistan Euro bölgesinden yardım anlaşmasının 6 ay uzamasını talep etti. Yunanistan Başbakanı Alexis Çipras seçilmesi dahlinde Avrupa ile 'yeni bir anlaşma' yapmayacaklarını ifade etmişti."(http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/28238831.asp)
...
DİKTATÖRLER...
Buradan buyrun... "Üç çocuk doğuracaksınız"dan başlayıp, heykeller konusunda "uzman" fikirler üreten Tayyip beyin nerelerden geldiğini daha iyi anlamak için güzel bir örnek:

Müzeyyen Senar anlatıyor.. "Yıl Aralık 1936. Saray'dan çağrıldım. Atatürk'ün huzurunda ilk defa şarkı söyleyeceğim. En şık elbisemi giydim. Kocam da öyle. Özel bir araba bizi aldı. Sarayın kapısında bir yaver tarafından karşılandık. Onu izleyerek salona girdiğimde, Atatürk'ün masasında her zamanki zevat var. Yaver bizi takdim edince, Atatürk eğilerek yavere bir şey söyledi, yaver de onu takip etmemizi istedi. Yandaki çok büyük ve siyah mermer tuvalette, bizi bir berber bekliyordu. Atatürk saçlarımı beğenmemişti. A la garson kesildi. Kocam da bıyıklarını kaybetti. ..." (http://www.sabah.com.tr/…/muzeyyenden-pek-de-bilinmedik-ani…)