• 23.02.2015 00:00
  • (2322)

 Şimdi de aşağılamlar başladı AK-"demokratlar" cephesinden... Bir insana "sen nesin" diye sormak bence büyük hakarettir... Bu mezar nakli meselesine hükümetin gözlüğüyle bakmayanlara "siz nesiniz" diye hitap eden bazı dostlara teessüflerimi bildiriyorum... Karşılık olarak "sen nesin kardeşim" demek geliyor içimden, ama demiyeceğim... Bu toprakların insanı tartışmayı da, sohbeti de beceremiyor... Ruhunu ve beynini bir "tarafa" teslim ediyor, geri kalan dünya isterse batsın... Biz buna "uzlaşma kültürü" yokluğu diyoruz...

Açıkçası, bu kültürden yoksun olduğunu bildiğim "çoğunluktan" bu kültürü çabucak öğrenmelerini beklemiyorum... Bakın devletin başı bile kendinden olmayanlarla tartışma, bir noktada onların da taleplerini gözetecek uzlaşmalar sağlama yolunu istemiyor... Verin 400 milletvekili, Türkiye'yi benim kafama göre halledeyim diyor... Burada her halükarda uzlaşma niyeti olmayanların yanında, kendi yaşam biçimleri ve inançları doğrultusunda endişeleri olanların da olduğundan bihaber devletin başı... Bu ülke ya benim istediğim gibi olur, ya da olur... Diyor muktedir...

Benim bildiğim, tarih boyunca tek muktedirin (parti, asker, ya da tek diktatör) yaptığı temel yasalar hep, "bu sizin için en iyisidir; devletin bekası için en iyisini ben bilirim; hele bir de seçilerek geldiyse, benim çoğunluğum var, geri kalan yüzde 49 beni ilgilendirmez..." tavrıyla halka dayatılan yasalardır... Oysa anayasa hükümet programı ya da hükümeti oluşturan siyasi partinin tüzüğü değildir...

Bir Hristiyan ülkesi olan, örneğin Almanya'nın anayasası, küçücük azınlıkların haklarını da koruma altına almaktadır... 50bin nüfuslu bir şehirde sayıları 10bin olan Müslümanlar tam dört tane cami yapabilmektedirler... İnançları anayasanın koruması altındadır... Benim çocuğum din dersi almasın diyen velilere kimse kötü gözle bakmamaktadır... Tam tersine o çocuklar için, diğer çocukların din dersi aldığı saatlerde başka konulu dersler koymak zorundadır okul idaresi... Nüfusunun büyük çoğunluğu Hristiyan olan ülkede bizdeki Diyanet İşleri'ne benzer bir devlet kurumu yok orada... Hristiyanlar kiliselerin giderlerini, hangi mezhebe mensuplarsa, o kiliseye ödedikleri "kilise vergisiyle" karşılarlar... Benim vergim kiliselere gitmez, ben istemezsem... 

Daha da sayarım, ama hemen başlar bizim beyni AK Partisi'ne emanet demokratlar, "bizim kültürümüze uymaz, bunlar Batıcı aydın görüşleri" falan demeye... Beyinleri başkasına emanet oldukları için de, demokrasinin "bana göre/sana göre" tarifinin olamayacağını anlayamazlar...