• 28.02.2015 00:00
  • (2511)

 Başkan, ''Çok açık söylüyorum. Türk tipi başkanlık sistemi olmaz diyorlar, Bal gibi olur neden olmazmış. Küba, Rusya, Arjantin hepsinin farklı sistemleri var. Bir arı maharetiyle şöyle çiçeklerden nasibimizi alalım, kendi balımızı yapalım. İşte bizim başkanlık sistemimiz der geleceğe yürürüz'' buyurmuş...

Bir şaşkınlık, bir vaveyladır gidiyor memlekette... Beni en çok da "Türk Tipi Demokrasi" konusunda ısrarcı olan çatma "demokratların" feryadı şaşırtıyor... Ne yani... Demokrasi dediğimizde, demokratik ülkelerden örnekler verdiğimizde, demokrasilerde en kutsal şeyin bireyin özgürlüğü olduğunu dediğimizde hemen bize saldıran, Batı'cı, Liboş falan diyenlerin "Türk tipi başkanlık" fikrine neden karşı çıktıklarını anlamak mümkün değil... "Kel başa şimşir tarak" misali... Demokrasisi "Türk tipi" olan ülkede başkanlık da "Türk tipi" olacak tabi... Neden şaşırıyorsunuz... Bizde her şey kendimize has... Kürtler "Kürt-Türk tipi" solculuğa özenir, Türkler "Türk tipi" demokrasiye, "Türk tipi" başkanlığa özenir... Kendine sosyaldemokrat diyenler "Türk tipi" sosyaldemokrasi icat eder.... Kendine komünist diyenler "Kemalist-Türk tipi komünizm"i savunurlar... Çeşit çeşit Müslümanlar da kendilerine göre İslamı keşfederler ve ortaya bir de "Türk tipi" Müslümanlık çıkar... Futbol yorumcuları bile "Türk tipi" kurallar icat ederler; "penaltı dediğin penaltı gibi olmalı!!!" ne demekse... Bunlara bir de TSE lisansı verseler de bilsek babasını satiym hangisi gerçek "Türk tipi"dir...

Bu "Türk tipi" sevdası giderek "Tayyip tipi" halini almaya başlıyor... Farkında mısınız...

Şimdi şöyle bir fantezi durum düşünelim... Bir ülkede yüzde elli yada onun biraz altında, biraz üstünde oy alarak iktidarda olan bir parti olsa... Karşısında da bölük pörçük aşağı yukarı toplam oyları bu parti kadar olan partiler olsa... İktidar sahibinin yapması gereken en akıllı iş, iktidarda kalabilmek için bölük pörçüklerin olduğu gibi kalmasını sağlayacak politikalar üretmektir, değil mi... Bir de bu bölük pörçüklerin önemli kısmı "seçim barajı" denen demokratik olmayan engele takılıp kalınca, aldığı oy oranının üzerinde bir temsil yeteneğiyle parlamentoya kurulursun...

Bunun karşısında iktidar için en yapılmaması gereken ise, bu bölük pörçüklerin önemli kısmını birleştirip blok haline getiren politikalardlr, değil mi... Çünkü, toplumun kendi tabanının da ötesinde bir çoğunluğunu kucaklayamayan iktidarlar, kendi tabanlarını kemikleştirebilirler, doğrudur... Ama unutmayalım ki, kendi tabanının dışında bir o kadar daha insan var ülkede ve toplumun kutuplaşmasını sağlayan iktidar politikaları onları da birleştirir...

Münir Aktolga'nın bugün okuduğum bir cümlesi ne kadar da doğru anlatıyor bu durumu: "İşin ilginç yanı ne biliyor musunuz, bu politika en çok HDP nin isine yarıyor!!! Sırf bu 'Türk tipi Baskanlik sistemi' dayatmasi yüzünden AK Parti 400 milletvekiline ulaşamasin diye birçok kişi oyunu HDP'ye verecek... Gerçekten bir akıl tutulması bu... Hani birileri halkı 'cahil', 'bidon kafalı' falan diye suçlardı ya... Aynı şekilde yeni egemenler de böyle düşünüyorlar anlaşılan..."

Münir'in bu ifadesinin üzerine ne eklenebilir ki... Bana sorarsanız, AK Parti'nin "Tayyip tipi" başkanlık sisteminin engellenmesi ve yine "Tayyip tipi" bir anayasanın yapılmasının engellenmesi memleket için çok hayırlıdır... AK Parti de "küçük dağları ben yarattım" edasından kurtulup, müzakerelerle, kendi patisinin "tüzüğü"ne benzeyen bir anayasa değil, tüm toplumun anayasasını yapmayı öğrenebilir... Mi???... İnsan hayal ettiği müddetçe yaşarmış diyelim...