• 29.03.2015 00:00
  • (2105)

 "Bir anayasanın demokratik olabilmesi için, mutlaka sistemi başkanlık sistemi olarak tanımlaması gerekir...!" Seçimler öncesi tartışılan konu bu kadar basite indirgenmiş durumda... Başkanlık sistemini eleştiriyorsan, redediyorsan, darbecisin, paralelsin, "solcu-elitsin", daha neler neler... Bu kadar beyni kıtın nasıl olup da bir araya geldiğini görmek için bizim ülkemize gelmek lazım...

Bir kere, “demokratik anayasa = başkanlık sistemi“ diye bir kabul yok dünyada... Aslında biz de de yoktu, hala da olmaması lazım... Cumhuriyet mutlak muktedir olan "birinci adam"la kuruldu... "İkinci adam"la devam etti... Her cuntadan ve darbeden sonra "tek adamlar" yönetti ülkeyi... Özal da tek adam olmak istedi, beceremedi... "Tek adamların" ceberrut devlet sistemine isyan olarak iktidar olanların bu gün "tek adam" yaratma çabalarını anlamak mümkün değil... Yeniden ne zaman başladı bu saçmalık... Biri çıktı ve "ben başkan olmak istiyorum, ancak böylece bu memleketi inançlı insanların memleketi yapabilirim, ekonomiyi ancak bu yolla iyileştirip dünyanın en büyük on ekonomisinden biri yaparım ..." dedi... Başka şeyler de söyledi tabi... Ama bence bütün mesele bu işaret ettiğim konular etrafında dönüyor...

Dikkat ederseniz "nasıl" bir başkanlık sistemi istendiği açıkça tartışılmıyor... Oysa başkanlık sistemi olabilir de, olamaz da... Anayasanın demokratik ve çağdaş olmasının ölçütü değildir ki bu... Güçler ayrılığı, iktidarın denetimi, tüm kültürlerin özgürlüğü, tüm inançların ve inançsızlığın devletin koruması altında olduğu, milliyetçiliğin suç sayıldığı gibi çağdaş demokratik ilkeleri içeren bir anayasada, bu kurallara uyan bir başkanlık sistemi de olabilir tabi... Ama ne isteyenler, ne de "yaptırmam" diyenler bunu tartışmıyorlar... Karşı çıkanlar "O" başkan olmasın derken, destekleyenler de "O" başkan olsun diyorlar... Bu ince noktayı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ifadeleri arasından çekip çıkarmak mümkün bence...

Küba da dahil Latin Amerika'ya yaptığı gezi sonrası yaptığı açıklamada, tam kelimesi kelimesine değil ama şöyle dedi: "Başka yerlerde de başkanlık sistemi var. Biz de arı gibi bu sistemlerden, çiçeklerden bal toplar ve kendi balımızı, kendi sistemimizi inşa ederiz. ..." Örnek olarak da üç ülkenin adını saydı: Arjantin, Küba ve Rusya... Bakın ABD yok... Fransa yok... Başka bir konuşmasında da, zaten Obama'ya acıdığını, Kongre'nin ve Temsilciler Meclisi'nin kontrollarının çok ağır olduğunu söylemişti... "Başkan'ın elini kolunu bağlıyorlar" gibi de bir laf etmişti... Arjantin, Küba ve Rusya "çiçeklerinden" toplanacak ballarla bir bal yapılacaksa eğer, bu mide bulandırır... Bu üç ülkenin birinde demokrasinin "B"sini gören varsa en yakın göz doktoruna gitsin... Bu kadarcık ip uçları bile tasarlanan, olması istenen başkanlık sisteminin demokrasiyle, güçler ayrımıyla, iktidarın denetlenmesiyle bir ilgisinin olmadığını görmemize yeter... Tüm devlet yönetimini kamuoyu önünde küçük düşüren davranışları saymıyorum bile... Bunun tersini iddia etmek için gerçekten "amigo" olmak lazım...

Ayrıca, anayasalar parlamento da “+1”i bulanın kanunlaştıracağı ve kendi parti programı ve tüzüğünün kopyası metinler değildir... “Ben güçlüyüm, anayasayı ben yaparım” demekle demokratik anayasa yapılamaz... Anayasa metinleri, anayasayı demokratik temellerde yapmaya gönüllü siyasi hareketlerin ortak paydası olarak ve toplumun geniş bir kısmının kabulü olabilecek metinlerdir... Hatta siyasi güç olarak parlamento dışında kalan sosyal grupların da haklarının garanti altına alındığı metinler olmalıdır anayasalar...

Şimdi, bu eleştiriyi ve tespitleri yaparak durumun ne kadar vahim olduğunu gösterince, biz, "12 Eylül anayasasının değiştirilmesini istemeyenler" olarak damgalanıyoruz... Üstelik aynı masada oturduğumuzda bu görüşlerimiizi destekleyen aynı şeyleri söyleyen bazı tanıdığımız insanlar bile bir bakıyoruz ki, yazılarında, 180 derece ters dönüp, perande atıyorlar ve "amigoluğa" devam ediyorlar... Gerekçe de hazır... “Tüm ‘kötüler’ paralellerle bir olmuşlar hükümeti ve Başkan'ı yıpratıyorlar; bu durumda başkanı eleştirmek onların ekmeğine yağ sürmek olur; bu ‘kötüler’ yüzünden başkanı eleştirmek istesek bile eleştiremiyoruz” ... Yahu Gezi günlerinin başında dış geziden döner dönmez kendi hükümet sözcüsünü rezil edercesine yalanlayan biz miydik... O günlerden bu güne, kendi isteği dışında neredeyse nefes alan herkesi kamuoyu önünde küçük düşüren biz miyiz... Bunların yıpranması için "düşmana" ihtiyaçları yok ki... Biz mi saldık darbecileri sokağa... Biz mi Baroların başındaki Silivrici adamla o darbeciler salınırken can ciğer kuzu sarması olduk... Biz mi cemaatle yıllarca sarmaş dolaş olduk... Biz, her şeye rağmen, olumlu olan her şeyi her şeye karşı destekledik, destekliyoruz... Olumlu olcak her şeyi de desteklemeye devam edeceğiz... Ama bizden "amigoluk" bekliyorsanız çok beklersiniz...