• 2.04.2015 00:00
  • (2206)

Zehir hafiyeler işbaşındalar... Hepsi de kriminal dedektif mübareklerin... Ne analizler, ne analizler... Başbakan'ın demeç verirkenki yüz ifadesinden, savcının vücudundaki kurşun yaralarının sayısı ve yerlerinden, efendim adliye binasına nasıl gimişler tahminlerinden, bütün Türkiye'de elektrik kesilmesinin bu olayı kolaylaştırmak için yapıldığından, nebileyim bilmem neden nem kapıp Arsen Lüpen kıvamında yapılan analizlerden geçilmiyor buralarda... Toplum öyle keskin bir şekilde bölünmüş ki, her kamptan insanlar sadece inanmak istedikleri yönde olayı analiz ediyorlar ve bin tane tersi belge olsa da inanmak istedikleri yönde inanacaklar...

Çağlayan'daki adliyenin X-Ray cihazını çalıştırmamak için Antalya'nın Kepez'inde neden elektriklerini kessin birileri... Adliye ve civarının, hatta sadece adliyenin elektriklerini sabote etmek yetmez mi diye sormuyor kimse...

Aslında, galiba, kimsenin de olayın gerçek açıklamasını istediğini sanmıyorum ben... Kim ne açıklarsa açıklasın, herkes kendi senaryosuna sımsıkı sarılır bu ülkede... O yüzden timsah gözyaşları döküp, olayın aydınlatılmasını isteyenlerin diğer satırlarını okumakta yarar var...

Bir de dünyada, mesela son 50 yıldır yapılan rehine operasyonlarının istatistiklerine bir bakmak lazım... Hiç de zor değil... Benim yaptığım araştırmanın sonucunun bir işe yarayacağını sanmam... Herkes kendisi yapsın da görsün bakalım Batı'da, ABD'de (geri kalan ülkeleri saymıyorum bile) rehine operasyonlarında kaç rehine ölmüş öğrensin...

Bakın biraz önce birisi buralarda nasıl söz ediyor savcıyı rehine alan haydutlardan: "Cumhurbaşkanı 'polisimiz gereğini yaptı' diye açıklama yaptı... ‘Gereği yapıldı’... O iki genç bu iki kelime için can verdi." Evet, "o iki genç" kimileri için kahraman... Bu akıl tutulması değil... Bu, nefretin ve kinin gözleri kör etmesidir...

İnsan rehin alıp kafasına silah dayayanları, bugüne kadar istanbul'un bir semtinde terör estiren kırmızı kukuletalı ve eli silahlı haydutları "çocuk" diye tanımlayıp "sevimli" ve "madur" gösterme gafletini anlayamıyorum... Bu duruş "gerçek çocuklara ne denir, bunlar çocuksa" sorusunu akla getiriyor... Mesela bugün de her gün olduğu gibi okula giden çocuklara ne demeli... Mesela tarlada ağır silahlarla bedeni parçalanan kız çocuğuna ne demek lazım sizce... Adını bile hatırlamazsınız... Biliyorum, boşuna bu yazdıklarım... Hadi ordan sizi gidi Timsahlar...

Sizin için Berkin de sadece bir "malzeme"... Sokağa sürmek için bir malzeme... Ölüsünü kullanmak için bir malzeme... Bitmesini istediğimiz savaşta dağlarda ölen çocukların yaş ortalamasını ve sayılarını bilmezsiniz... Körpecik vücudu ağır silah mermileriyle parçalanan kız çocuğunu da bilmezsiniz... Varsa yoksa Berkin...

Katiller önce katildir, sonra da yaşlarına göre çocuk, delikanlı, erkek ya da kadındır, ya da başka bir şeydir...... Savcıyı rehin alıp kafasına silah dayayanları da bu sırayla tanımlamak lazım... Neredeyse arkalarından ağıt yakmak değil...