• 13.04.2015 00:00
  • (1891)

“11-12 Nisan 2015 tarihinde Ağrı İli Diyadin İlçesi Yukarıtütek Köyü bölgesinde Bölücü Terör Örgütü mensupları tarafından organize edilen ve ‘Bahar Şenliği’ olarak isimlendirilen etkinlikte Bölücü Terör Örgütü’nün propagandasının yapılacağı, vatandaşlarımıza seçimde destekledikleri adaylara oy vermeleri konusunda baskı uygulanacağı yönünde bilginin alınması üzerine, ..." diye devam ediyor açıklama...

 Hani bir darb-ı mesel vardır..."Neresi doğru ki, yanlışını göstereyim" diye... Bir kere, "Bölücü Terör Örgütü" denen örgütle, açık ki PKK kastediliyor... Hangi PKK... Devletin kanun çıkararak resmen devlet adına barış görüşmelerini sürdürdüğü PKK... Heyetlerin Kandil tepelerine gidip devlet adına resmi görüşmeler yaptığı PKK... Müebbet hapse mahkum olan lideri Öcalan'la devletin uzun zamandır aynı masaya oturduğu, devletin araçlarıyla müzakere heyetlerini Kandil'le İmralı arasında taşıdığı PKK...

 Peki ne yapmış bu örgütün "mensupları"... Seçime katılan yasal siyasi partileriyle bahar şenliği düzenlemişler... Noolmuş düzenlemişlerse... Haaa... Burası çok önemli... Bu şenlikte PKK'nın propagandasının yapılacağı, seçimde adaylarının seçilmesi konusunda vatandaşlara baskı uygulanacağı bilgiler alınmış... Vay canına... Devletin "silahı bırak sivil politika yap" dediği ve aynı masada oturduğu "örgüt" seçim propagandası yapmasın mı... "baskı yapılacağı" bilgisi nereden alınmış acaba...

 Peki bu "bilgiler üzerine ne yapılmış... Yasal siyasi partinin yapmayı tasarladığı şenliğin yapılacağı bölgeye "15 timden oluşan güvenlik güçleri"  yerleştirilmiş... MHP'nin, CHP'nin, AKP'nin ya da ne bileyim seçime katılan herhangi bir partinin seçim çalışmaları yaptığı yerlere de böyle "timler" yerleştiriliyor mu... Hiç sanmam...

 Bilinmez mi yıllarca süren savaşın sona erdirilmesi sürecinde, bu sürece çelme takmak isteyen unsurların her iki tarafta da olduğu ve buna karşı en güçlü önlemin karşılıklı güven ortamının yaratılması olduğu... Burada ilk kurşunu kimin attığı, kimin çatışmayı başlattığı falan bence pek önemli değil... Çünkü bu konuda sağlıklı bilgiyi alamayacağımızdan eminim... Her iki taraf da kendi "doğrusunu" açıklayacak... İlerde, mutlaka öğreneceğiz ayrıntılarıyla... Bilinmesi gereken, şimdi, acilen, seçim çalışmalarına kan bulaştığıdır ve bu konuda tek taraflı olarak Kürtleri suçlamanın en terbiyeli ifadeyle saçma olacağıdır...

 Mızrağı çuvala sığdırmak mümkün değil... Giderek "şahinleşen" bu poliitikanın kimseye hayrı olmayacağını bu politikayı keskinleştirenler de görecek... Suları tersine akıtmak mümkün değil... Ama hep dediğimiz gibi, bu ülkede işler acılı, sancılı olmak zorunda galiba...