• 14.04.2015 00:00
  • (2247)

 Yeni bir kurul oluşturulacakmış, tıp konusunda kimin medyaya konuşup konuşamayacağına onlar karar verecekmiş... (http://haber.star.com.tr/…/canan-karatay-ve-a…/haber-1020298) Ben Münir Aktolga​'nın paylaşımında okudum...

Ak Parti'nin ve Cumhurbaşkanı'nın her davranışında, her girişiminde keramet arayıp gözü kapalı destekleyen; eleştirenleri ise etiketleyip paralelci, gerici, elitist ya da bilmem ne diye suçlayan  kimi insanlar... Ne zaman gözünüz açılacak... Bir tek demokratik rejim gösterin, hangi konuda kimin demeç vereceğine bile devletin oluşturduğu kurullar karar veriyor olsun.. Hala gözleriniz açılmayacak mı...

Demokratik anayasa diye başladık tartışmaya... Oradan anayasa unutuldu, "başkanlık" oturdu gündeme... Kimse anayasanın demokratik olmasından bahsetmez oldu... Sonra bay muktedir kafasındaki "başkanlık" için dünyadan örnekler verdi: "Arjantin, Küba ve Rusya!"... Artık demokratik bir anayasa içine yerleştirilebilecek, makul bir başkanlık sistemi de unutuldu... "Türk usulü başkanlık" konuşulur oldu yalnız...

Daha "Türk usulü" mü ya da nasıl bir şey olacak başkanlık başlamadan, olursa nasıl bir başkan davranışı olacağı konusunda örnekler geliyor arka arkaya... Hükümetin her icraatine, bizzat Başbakan'ın tercihlerine, her türlü nezaket sınırlarını aşan müdahaleler arka arkaya geliyor...

Hangi konuda kimin demeç vereceği, görüş açıklayacağı konusunda devletin oluşturacağı bir kurulun karar vermesi girişimi hepsinin üzerine tüy dikti... Somut durumda, sağlıklı beslenme konusunda popüler öneriler yapan Profesör Karatay'ın tavsiyeleri üzerine şekilleniyor bu girişim... Siyasilerin, Başbakan'ın, Başkan'ın velhasıl herkesin her konuda görüşünü belirtmesi değil bu durum... Öyle olsa  diyecek bir şey yok... Fikrini söyler, beğenip beğenmediğini söyler, olur biter... Ama kimin ne diyeceğine karışmak için "mutlak muktedir" olmak lazım değil mi... Hatırlarsanız bir heykel konusunda başladı bu müdahaleler... Beğenmediğini, heykel hakkındaki değerlemesini ifadede kalmadı... Heykelin oradan sökülmesi talimatını verme yetkisini kendinde gördü...

Dikkat... "Türk usülü başkan" olmadandı bu olay... Bugün olanlar da öyle... Hala göremiyor musunuz... Bi de "Türk usülü" başkan olunca nasıl yetkilerle donanacak başkan olacak her şahıs...

Yarın tutup, "futbol konusunda sadece Fatih Terim ve Emre Belözoğlu konuşabilir, gerisi sesini kessin" derse ne diyeceksiniz... Geçen gün Spor Toto Ligi'nde oynayan takımların kaptanlarıyla bir toplantı yaparak, futbol konusunda da tek konuşmacı olma yolunda ilk adımı atmış ve takımların kaptanlarına nasihatlarda bulunmuş... "Irkçı davranışlarından dolayı" mahkum olmuş bir kaptanın ifadelerinden anlıyoruz bunu... Acaba, "ben sporcunun ... ve namaz kılanını severim" de demiş midir... Valla neden demesin ki...

Durum takım tutar gibi davranıp oy vermekle ifade edilemez artık... Ben kendi payıma uzun zamandır yazdıklarıma hala sahip çıkıyorum... Tartışılması gereken şey DEMOKRATİK ANAYASA olmalı... Demokratik bir rejim, başkanlık sistemiyle de olur, başkanlık sistemi olmadan da olur...  Hatta kraliyet sisteminde bile olur... Bugün Avrupa'da krallık olan demokrasileri hatırlayalım yeter... Hollanda, Danimarka, İsveç, İngiltere, İspanya... Söz konusu anayasa çağdaş, demokratik bir anayasa olursa, bu anayasa içinde, denetlenebilir, frenlenebilir, örneğin ABD ya da Fransa gibi bir başkanlık sistemi de eklenebilir... Ama şart değildir... Başkan olmak ve başkan yaratmak isteyenler de bunu bildikleri için, anayasayı değil, başkanlık sistemiini tartışıp gündeme oturtuyorlar... Örnek alınan başkanlıklar da Arjantin, Küba ve Rusya... Orada da kalınmıyor, "Türk usulü başkanlık" geliyor gündeme...

Bu durumda, AK Parti'nin tek başına anayasa yapma, hatta referanduma götürme olanağını sağlayacak sayıda milet vekili çıkarmasının ne kadar tehlikeli olduğunu görmek için müneccim olmaya gerek yok... AK Parti düşmanı olmaya da gerek yok... Bunu engelleyecek politik denge, hiç bir yeni proje üretmeyen, yeniye dair hiç bir programı olmayan, 12 Eylül anayasasına sarılan CHP değildir... Eşbaşkanı'ından bileşenlerine kadar bana hiç güven vermese de HDP'nin barajı aşması ve AK Parti'yi en azından anayasa konusunda "uzlaşmaya" zorlayacak sayıda milletvekiline sahip olması gerekiyor... Seçme kriteri budur...

Tabi bence...