• 13.03.2020 00:00

 Bir önceki yazıda Rawest Araştırma ve Yaşama Dair Vakıf’ın (YADA) “Türkiye’de Genç Kürt Olmak” adını taşıyan araştırmanın, sosyo-demografik yapı, sosyo-kültürel yapı, kimlik, değerler ve siyasi hayata ilişkin verilerini irdelemiştim. Bu yazıda ise araştırmanın Kürt meselesine dair bulgularını ve araştırmadan varılabilecek neticeleri ele alacağım.

Kürt gençlerine göre, “anadil” ve “ayrımcılık” konuları Kürt meselesinin en önemli iki sorun alanını teşkil ediyor. AK Parti’li gençlerin % 29.3’ü anadiliyle, % 23.7’si ayrımcılık ile ilgili sorunlar yaşadığını belirtiyor. Ayrımcılık, ortak ve yaygın bir şikâyet; Kürt gençlerin sadece % 28’i hiçbir ayrımcılığa maruz kalmadığını belirtiyor. Buna mukabil % 13’ü ayrımcılığın çok sık olduğunu, % 30’ü ayrımcılığın ara sıra olduğunu ve % 29’u da ayrımcılığın nadiren olduğunu ifade ediyor.

Ayrımcılığa uğrama nedenlerine dair görüşler farklılaşıyor. Türkiye’nin batısındaki metropollerde yaşayanlar, ayrımcılığı çoğunlukla bireysel düzlemde yaşadıklarını söylüyorlar. Örneğin, bir işe müracaat edip olumsuz bir sonuç aldıklarında, bunu etnik kimliklerine yönelik bir ayrımcılığa bağlıyorlar. Kürt illerindeki gençler ise, devlet tarafından kolektif bir ayrımcılığa maruz kaldıklarını düşünüyorlar.

5 YIL ÖNCE 5 YIL SONRA

Gençlerin % 22’si beş yıl öncesine oranla Kürtlerin durumunun bugün daha iyi olduğu, % 30’u daha kötü olduğu , % 48’i ise dün ile bugün arasında değişen bir şeyin olmadığı kanısında. Gelecek beş yıla ilişkin öngörülerde de büyük bir farklılık yok. % 48’i yine hiçbir şeyin değişmeyeceğini ileri sürerken, % 23’si daha kötü ve % 29’u da daha iyi olacağına inanıyor. AK Parti’li gençler HDP’lilere nazaran daha ümitvarlar; onların % 51’i Kürtleri daha iyi bir geleceğin beklediğini söylerken HDP’liler de bu oran % 21 olarak gerçekleşiyor.

Çatışma ortamı, gençlerin yarısına yüksek düzeyde tesir etmiş. Gençlerin % 46.7’si çatışmalardan fiziksel ve psikolojik olarak etkilendiklerini belirtiyor. % 51.2’i çatışmaların sona ereceğine ihtimal vermiyor. Gençlerin % 51.9’u çözüm sürecin bitmesinden AK Parti’yi, % 19.7’si ise HDP’yi sorumlu tutuyor. HDP’li gençler (% 79) arasında sürecin AK Parti tarafından bitirildiğine dair kökleşmiş bir düşünce, AK Parti karşıtlığını tahkim ediyor ve AK Parti’ye karşı diğer siyasi partilere destek verme eğilimini güçlendiriyor.

KÜLTÜREL ASİMİLASYON VE POLİTİK ASİMİLASYON

Hemen her kesimin, Kürt gençleriyle ilgili ezberleri var. Siyaset sahnesinde de tanık olunuyor; Kürt gençleri hakkında toptancı değerlendirmeler yapılıyor. Herhangi bir sosyolojik veriye dayanmayan “analizler” üzerinden büyük iddia taşıyan siyasetler kuruluyor. Dayanağı olmayan çok sayıda şehir efsanesi, bir hakikatmiş gibi sunuluyor.

Rawest ve YADA’nın araştırması, Kürt gençleriyle ilgili birçok miti yıkacak veriler içeriyor. Bunları birkaç ana başlıkta toplamak mümkün:

1.Kürt gençleri, Türkiye gençlerinin ortalamasından daha geleneksel ve daha dindar değiller. Türkiye ortalaması kadar dindarlar ama onlardan daha seküler bir çizgideler. Etkileşime daha açık olan Kürt gençlerinin, toleransları daha yoğun ve toplumsal cinsiyete dair hassasiyetleri daha yüksek olduğu görülüyor. Keza, bilhassa politik tercihlerinde Kürt gençleri, Türkiye gençliğinin ortalamasından daha bireysel bir davranış sergiliyorlar.

2.Ekonomik düzeyleri artıkça Kürt gençleri kimliklerinden vazgeçmiyorlar; refah onların kimlik aidiyetlerini zayıflatmıyor. Kimliklerinin temel bir parçası olan anadillerini bilme ve kullanma oranları düşüyor, dilini kullanma becerileri azalıyor olabilir ama bu durum başta dil olmak üzere kimlik temelli taleplerinin gerilemesi anlamına gelmiyor. Bir başka ifadeyle, “kültürel asimilasyon” doğrudan ve zorunlu bir “politik asimilasyon” sürecine yol açmıyor. Tersine, Kürt gençlerinin, kendilerinden önceki kuşaklara nazaran, anadilde eğitim ve Kürtçenin resmi dil olarak kabulü gibi talepleri daha net bir şekilde vurguluyor ve bunda ısrar ediyorlar.

KÜRTLÜK ORTAK PAYDASI

3.HDP dışındaki partilere oy veren Kürt gençleri, Kürt kimliğine ve Kürt meselesine duyarsız değiller. Parti bağlılıkları, ideolojik angajmanları, hayat tarzları ve çözüme dair görüşleri farklı olsa Kürtlük ortak bir paydaya dönüşmüş durumda. Kimlik duyarlılıkları yükseliyor. Misal, AK Parti’ye oy veren Kürt gençlerinin önemli bir kısmı anadilde eğitimi destekliyor. Yine anadili isteme ve sahiplenme düzeyi bakımından HDP ile HÜDAPAR’lı gençler arasında anlamlı bir farklılık bulunmuyor.  

4.Kürt gençleri için sadece AK Parti ve HDP yok. Şüphesiz siyasi ağırlık bu iki partide, oyların çok büyük çoğunluğu bu iki partiye gidiyor. Lakin gençlerin içinde HÜDAPAR’a oy verenlerde, aldığı oy düşük olsa da diğer partilerin faaliyetlerine katılanlar da var. Total Kürt nüfusu içinde yükselişe geçen CHP’ye Kürt gençleri arasında da ilgi artıyor, İmamoğlu giderek daha fazla tanınır hale geliyor. Ortamın normalleşmesi halinde siyasi alanın daha fazla renklenmesi ve politik çoğulculuğun daha belirginleşmesi beklenebilir.

“SON KUŞAK” VE “FIRTINA GENÇLİK”

5.“Biz bu sorunu çözecek son kuşağız” ya da “Biz masaya oturacak son kuşağız, zira arkada fırtına bir gençlik geliyor, onlarla bir şey konuşmazsınız” vb. söylemler, Kürt siyasetçiler tarafından farklı dönemlerde kullanılır. Saha sonuçları bu söylemleri doğrulamıyor. Kürt gençlerinde radikalleşme azalıyor. Gençlikte genel olarak bir gerilimden uzak durma, bir sorunla karşılaştığında onunla çatışmak yerine yönetmeye çalışma ve uyum gösterme, sert tartışmalara girmekten kaçınma gibi bir eğilim gözlemleniyor.

Kürt gençliği de bundan bağımsız değil; onları Türkiye ortalamasından gündemle daha yakından ilgili olmaları. Ama bu ilgilerini radikal tavırlar üzerinden kurmaktan uzaklaşıyorlar. Şiddetle aralarına koydukları mesafe artıyor. Radikalleşme azalıyor. Ilımlılık daha fazla benimseniyor; legal siyaseti yıldızı parlıyor, demokratik kanallara çok daha fazla değer veriliyor.

6.Araştırmada, Kürt gençleri için birçok menfi veri var. Mesela, istihdam edilmeyen, eğitim ve öğretim sahasında yer almayan (NETT: not in employment, education and training) kitlenin oranı çok fazla; Türkiye ortalamasının neredeyse iki katı. Kürt gençleri ayrımcılıkla karşı karşıya kalıyorlar ve bundan derin bir rahatsızlık duyuyorlar. Kürt meselesinin çözümüne dair karamsarlar; geleceğe dair endişeleri yüksek, beklentileri ise düşük.

Lakin bu tablo, onların Türkiye’ye aidiyetlerini zayıflatmamış. Kültürel olarak hem Türkiye’ye hem de Batı’ya entegre olma arzuları çok kuvvetli. Tekrar ifade etmekte fayda var; evet, Kürt gençlerin Türkiye aidiyetleri güçlü ama bu Kürt kimliğinden uzaklaşmayı ifade etmiyor. Kürt kimliğini içeren bir Türkiyelik tasavvuruna sahipler. 

Rawest ve YADA’nın araştırması, son derece değerli; araştırmayı yapanların ellerine ve emeklerine sağlık. Bu tür araştırmaların çeşitlendirilmesi ve derinleştirilmesi, kalıcı ve uzun vadeli neticeler üreten sosyolojik dinamikleri anlamaya büyük bir katkı sağlıyor. Umarım, Umarım, bu araştırmalar, öncelikle siyasi aktörler olma üzere, bütün karar alıcılara yol gösterici olur.

 

*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.