• 2.01.2022 10:20

Toplumsal Etki Araştırmaları Merkezi’nin araştırması, dindarlarda CHP’ye dair keskin bir menfi görüşün mevcut olduğunu gösteriyor. Bunu yaratan sebepler dört başlık altında toplanabilir:

1. Dindarlar CHP’nin “icracı” bir parti olmadığını düşünüyorlar. Onların zihin dünyasında CHP; plan ve programı olmayan, sırf ideolojik saiklerle hareket eden bir yapıya denk düşüyor: CHP’nin ağzı iyi laf yapar, sorunları da güzel tespit eder amma velakin bu sorunları çözmek için ne bir öneri geliştirir ne de elini taşın altına koyar.

Otoyollar, tüneller, köprüler ve havayolları gibi projelere büyük bir kıymet atfeden dindar seçmene göre, bunların hayata geçirilmesi kamu kaynaklarının israfı değil, halka yapılan yatırımlardır. Millete faydası dokunan bu hizmetlere peşinen karşı çıkmak kabul edilemezdir. Elbette bu işlerin yapımında bazı yanlışlar, hatalar veya yolsuzluklar olabilir. Fakat bu arızalar projelerin iptalini gerektirmez, aksine doğru işletilmesi, denetlenmesi ve rantın önüne geçilmesi için lazım gelen tedbirlerin alınmasını gerektirir.

CHP bu şekilde müspet bir tavır alacağına ülkeyi ileri götüren yap-işlet-devretlere karşı çıkmak, büyük kamu ihalelerini iptal edeceğini söylemek, inşaat firmalarını ve işadamlarını hedefe koymak gibi menfi bir tavır içine giriyor. Ama zaten CHP budur; yapıcı değil yıkıcıdır, tek gayesi AK Parti’nin yaptıklarını durdurmak ya da yıkmaktır.

Dindar seçmenin indinde CHP, iş bilmeyen ve taş üstüne taş koymayan bir partidir. Muhalefetteyken ücretleri artırmaya ve istihdamı büyütmeye yönelik bol keseden vaatleri hesap kitap bilmezliğindendir. Seçim kazanma adına halka tutamayacağı sözler verir CHP; çağdışı bir popülizme savrulur, ülkenin uzun vadeli kalkınma ve ilerleme hamlelerini göz ardı eder veya sekteye uğratır, onun yerine kendi kısa vadeli dar hesaplarının peşinden koşar. Hülasa, bu partinin iktidarından memlekete bir hayır dokunmaz.

“Batı’ya meydan okuyan Türkiye” ve “baş eğen Türkiye”

2.  Salt iktisadi meselelerde değil, dış politika, savunma sanayii ve iç-dış güvenlik konularında da dindarlar CHP’ye neredeyse hiç güven duymuyorlar. Dindar seçmenler, Türkiye’nin uzunca bir süredir ihmal edilen bu alanlarda AK Parti iktidarı ile birlikte büyük bir atağa geçtiğini vurguluyorlar. Bu sayede içte ve dışta teröre karşı büyük bir başarı elde edildiğini ve ülkenin saygınlığının arttığını belirtiyorlar. Erdoğan’ın hassas konularda dışa bağımlılığı azalttığı ve içerde-dışarda arkasını sağlam tuttuğu için Batı’ya meydan okuyabildiğini söylüyorlar.

“Büyük ve güçlü Türkiye”, “dik duran Türkiye” vb söylemlerin bu kitlelerde karşılığı var. Dışarıya posta koyan, gereğinde elini masaya vuran ve sözünü muhataplarına kabul ettiren Erdoğan imajına büyük bir sempati besliyorlar. CHP’ye de tam bu noktada büyük bir şüpheyle yaklaşıyorlar. Savunma sanayii ve yerli otomobil gibi büyük bir şevkle sahiplendikleri milli projelerin rafa kaldıracağından endişe eden dindarlar arasında, CHP yönetimindeki Türkiye’nin geri adım atmayan kimliğinden taviz vereceği ve baş eğen bir ülke haline geleceği söyleminin büyük bir oranda paylaşıldığı görülüyor.  

Dini kazanımları kaybetme korkusu

3. Dindarların en büyük endişeleri dini kazanımların kaybedilmesi noktasında kendisini gösteriyor. İktidar CHP’ye geçtiğinde bir rövanşizmle karşı karşıya kalacakları endişesi, yoğun ve yaygın. AK Parti döneminde mesafe kaydettikleri üç alanda büyük bir gerilemeye uğrayacaklarını düşünüyorlar:

Birincisi, eğitim ve çalışma alanındaki dini özgürlüklerdir. İkincisi, sosyal hayatta ve eğitimde milli ve manevi değerlerden uzaklaşılacağı ve bu değerlerin hor görüleceği bir toplumsal ortam yaratılmasıdır. Üçüncüsü de, dini organizasyonların ve mensuplarının (vakıfların, tarikatların, cemaatlerin) kamusal hayattan dışlanması ve baskılara maruz kalmasıdır. Tüm bu korkuların altında CHP’nin “İslami değerler karşıtı bir parti“ olduğu algısı yatıyor:

“Nesilden nesle aktarılan ve AK Parti ve Erdoğan’ın mütemadiyen hatırlatarak seçmen hafızasına kazıdığı bu algı görüşmelerde karşımıza çıkıyor. Tek parti döneminden 28 Şubat’a tüm sert laikçi uygulamaların faturası CHP’ye çıkarılıyor. CHP’nin iktidara gelirse aynı uygulamaları tekrar gerçekleştireceği kaygısı çok yaygın ve neredeyse kesin bir gerçek gibi ifade ediliyor.”

Geçmişin kamburu

4. CHP tarihi bir bütün olarak ele alınıyor ve bilhassa 1970’lerde yaşanan sıkıntılar hatırlatılarak CHP’ye dair kara bir tablo çıkarılıyor. Tarihe müracaat ederek bugünkü CHP’yi mahkûm etmek, yalnızca üst yaş grubunda görülen bir tavır değil; orta yaş seçmenlerde de bunu görmek mümkün. Dolayısıyla Erdoğan’ın bugünkü CHP yönetimini sıkıştırmak için sürekli geçmişte dindarlarda travma yaratmış hadiselere referans vermesi, yani geçmişi hep canlı tutması, tabanında karşılık buluyor.

Aslında AK Parti seçmeni ile CHP seçmeni arasında, bu bağlamda bir benzerliğin olduğu söylenebilir. AK Parti iktidara geldiğinde CHP’liler nasıl bir rahatsızlık ve endişe duymuşlarsa, bugün de AK Parti seçmeninde benzer bir rahatsızlık ve endişe var. Laik-seküler kesimlerin AK Parti’ye “özcü” yaklaşımlarında olduğu gibi dindar kesimlerde de CHP’ye dönük “özcü” bir duruş söz konusu; deyim yerindeyse CHP’nin asla iflah olmayacağı, dine ve dindarlara karşıt tavrının asla değişmeyeceği düşünülüyor. Bazı CHP belediyelerinin milli bayramları yakın geçmişteki laik-dindar gerginliğini anımsatacak şekilde kutlamaları ve bazı CHP sözcülerinin dini eğitim gündeme geldiğinde “ortaçağ zihniyeti” gibi ifadeleri kullanmaları, CHP’ye dönük menfi kanaati daha da kökleştiriyor.

Bugün dindarlarda AK Parti’ye karşı memnuniyetsizlik ve eleştiriler artıyor. Lakin muhalefete duyulan güvensizlik, siyasi tercihlerinin değişmesini engelliyor. AK Parti yalpalasa da, yanlışa sapsa da dindar seçmen AK Parti’yi bu haliyle bile CHP’ye yeğ tutuyor; çünkü CHP iktidarında iyi giden işlerin bozulacağına ve kötü giden işlerin ise daha da kötüleşeceğine inanıyor. Muhalefete dair kaygıların bu kadar yüksek olması bir seçeneksizlik algısı yaratıyor ve bu da siyasi bir kopuşu durduruyor.

Velhasılı kelam, dindarların gözünden CHP’ye bakıldığında, CHP ile bu kesim arasında kapatılması güç bir mesafenin olduğu görülüyor; CHP’nin yapması gereken çok iş ve alması gereken daha çok yol var.