• 29.04.2018 00:00
  • (1279)

 "Barışın merkezinde", Oslo’dayız. Yani Nobel Barış Ödülleri’nin memleketi olan Norveç’in başkentinde.

***

 

/* */

Tam da Nobel Barış Merkezi binasının yanı başında “Çatışmalar nasıl bitirilir?” diye tartıştığımız dakikalarda, tüm dünyayı sarsan o haber geliyor. Kuzey ve Güney Kore’nin 65 yıl aradan sonra ilk kez görüştüğü haberi, Oslo’da bir başka yankılanıyor. Kim bilir, belki her iki ülkenin lideri önümüzdeki yıl Nobel Ödülü’nü almak üzere soluğu Oslo’da alır.

Dünyanın barış merkezi

Demokratik Gelişim Enstitüsü’nün (DPI) davetiyle geldiğim Oslo’da, dünyadaki birçok çatışmanın nasıl çözüldüğünü konuşuyoruz. Karşımda Kolombiya Devlet Başkanı Santos’un danışmanı Ocampo Nino oturuyor. Nino, kendi ülkesinin PKK’sı olan FARC’la (Devrimci Silahlı Güçler) 52 yıllık savaşı bitiren çözüm sürecinde Santos’un sözcüsüymüş. Zaten Santos bu barış anlaşması sayesinde 2016’da Nobel Barış Ödülü’nü almıştı.

Tabii Kolombiya sürecinde arabuluculuk yapan Norveç’in de hakkını vermek gerek. Gerçi Norveç sadece bu Güney Amerika ülkesi için değil, geçmişte İsrail-Filistin arasında, Filipinler, Guatemala ve Sri Lanka için de arabuluculuk yaptı. Bizim çözüm sürecimizde de “Oslo görüşmeleri” önemli yer tutmuştu.

Peki nedir Oslo’yu, yani Norveç’i barış süreçlerinin merkezi yapan?

Norveç’in rolü

Her şeyden önce Norveç bir Kuzey Avrupa ülkesi olmasına rağmen, Avrupa Birliği (AB) üyesi değil. Bu da ona büyük bir özgürlük ve hareket alanı sağlıyor. Çünkü AB’nin “Ortak Dış ve Güvenlik Politikası”na sadık kalmak zorunda değil. Bununla birlikte, AB’nin terör örgütleri listesi de Norveç’i bağlamıyor. Dolayısıyla, AB ülkelerinin görüşemeyeceği terör örgütleriyle masaya oturabiliyor.

Buna mukabil, Norveç NATO’nun, yani ABD’nin liderlik ettiği Atlantik İttifakı’nın üyesi. Dahası, ABD bu küçük ülkenin en büyük ve önemli müttefiki. Bu yüzden arabuluculuk süreçlerinde Washington’ın desteğini de istediğinde alabiliyor. Bunu bilen birçok ülke de Norveç’ten yardım dileniyor. ABD için de Norveç önemli. Hem Rusya’ya coğrafi yakınlığından dolayı. Hem de Avrupa’daki eli kolu gibi gördüğü Norveç’i, AB’nin uluslararası nüfuzunu dengelemek üzere kullandığı için.

Bununla birlikte, Norveç doğal gaz ve petrol kaynakları sayesinde çok zengin bir ülke. Bu da çok maliyetli olan barış görüşmeleri için büyük avantaj. Kendi içinde hiçbir çatışma yaşamaması da aynı şekilde.

***

Oslo’da konuştuğum Norveçli bir diplomat bir sebep daha sayıyor. Norveç Dışişleri Bakanlığı’nda 15 yıl önce kurulmuş olan “Barış ve Uzlaşma Bölümü”nde çalışan bu diplomat, birçok arabuluculuk misyonunda görev almış. Ona göre Norveç sadece yardımseverlik uğruna değil, kendi çıkarları için de bu süreçlerde yer alıyor. 90’larda Yugoslavya savaşından kaçıp buraya sığınan çok sayıda mülteciyi buna örnek gösteriyor. Yani Norveç’i doğrudan etkileyen ihtilafları çözmenin işlerine geldiğini söylüyor.

Barış esintisi

Nino ülkesindeki çözüm sürecinin onlarca kez kırıldıktan sonra nasıl bıkmadan usanmadan yeniden geri dönüldüğünü anlatırken, Santos’un o meşhur sözü aklıma geliyor: “Barışmak, savaşmaktan daha zor.” Zor ama her şeye değer. İki Kore liderinin birbirine sarılması hepimizi mutlu etmedi mi? Ufak bir barış esintisi bile bir anda tüm dünyada fırtına estiriyor. İşte bu esinti en çok da Kuzey Denizi sahilindeki Oslo’da hissediliyor.