• 24.10.2018 00:00
  • (1409)

 "Kapitalizm aslında kötü bir şey değil. İnsanlardaki yeteneklerin, vasıfların ortaya çıkmasını sağlayan bir araç. Ama kapitalizmin vicdanlı olması lazım. Vicdanını kaybeden kapitalizm, beraberinde felaket getirir. Bugün protesto edilen de zaten kapitalizm değil. Vicdanını kaybetmiş kapitalizm..."

Bunu 2011’de gazetemize söyleyen, Pepsi’nin Dünya Başkanı Indra Nooyi’di. Bugün onunla aynı şeyi söyleyen çok kişi var iş dünyasında. Gelir dağılımı adaletsizliği ve fırsat eşitsizliği arttıkça, devletler ve kamu kuruluşları eksikleri gidermeye yetişemiyor. Bu yüzden de birçok iş insanı karşı karşıya olduğumuz sorunlar için kendine vicdani, insani ve sosyal bir görev yüklüyor. Ki buna ekonomi dünyası “vicdanlı kapitalizm” (conscious capitalism) diyor.

Özel sektörün elini taşın altına koyması gerçekten hayati önemde. Çünkü her şeyden önce iş dünyası devlete göre- daha hızlı düşünebiliyor ve çok daha hızlı hareket edebiliyor. Bu yüzden toplumdaki eksikliklerin giderilmesine, sorunların çözülmesine iş insanları kesinlikle liderlik etmeli.

***

Çok şükür ki geçtiğimiz günlerde yine böyle bir liderliğe şahit oldum. Sadettin Saran, 2000 yılından bu yana her yıl Anadolu’nun farklı noktalarında bir spor okulu açıyor. Bu yılki 18. okulunu da kendi memleketi olan Kırıkkale’de açtı. Açılış konuşmasında “Her şeyi devletten beklemeyin, kendiniz de uğraş verin” derken, sanki iş dünyasına sesleniyordu.

Okul bahçesinde toplanan bölge halkının heyecanı ise, bir kişinin başkaları için attığı bir adımın nasıl hızla dalga dalga büyüdüğünü gösteriyordu. Zaten değişim, dönüşüm dediğimiz de böyle gelmiyor mu... Nasrettin Hoca fıkrasındaki gibi, iş birinin göle maya çalmasına bakıyor. “Ya tutarsa” demekten asla vazgeçmeyen Sadettin Saran gibiler sayesinde, zamanla okyanuslar bile maya tutuyor.

‘Sizlerden biriyim’

Sadettin Saran, NBA maçlarını yayınlayan S Sport kanalının ve Radyo Spor’un sahibi. Saran Holding’in de Yönetim Kurulu Başkanı. Ama bana sorsanız, onu, “kendini Türkiye’ye vakfetmiş bir sporcu” olarak tanımlardım. Kazandığını içinden çıktığı toplumla paylaştığı için değil sadece, bizatihi kendi de eski bir milli yüzücü olduğu, hatta milli takımın kaptanlığını yapmış olduğu için.

Açtığı okullarda bugüne kadar 20 bin Türk genci spor yapma imkânı bulmuş. Bunlar arasında down sendromlu, otizmli ve zihinsel engelliler de var. Onlar için kurulan “Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu”nun en büyük destekçisi. Resimde gördüğünüz gibi, down sendromlularla her hafta mutlaka bir gün spor yapıyor. Bunların dışında, açtığı 5 adet de ilköğretim okulu ve lise var.

Türkiye’ye verdiği en büyük katkı ise bence şu: Kendi içlerinden çıkan birinin bu kadar başarılı olması o yörenin insanına ama özellikle gençlerine çok büyük bir özgüven veriyor. Zaten Sadettin Bey de bu yüzden, “Ben Kırıkkaleliyim. Bu topraklardan çıktım. Sizlerden biriyim” diyerek onlara “Ben de yapabilirim” hissini aşılıyor. “Kız çocuklarımız spor salonlarında erkeklerden daha başarılı” demesi ise özellikle önemli. Zira en büyük desteğe onların ihtiyacı var.

***

Memur bir baba ve ev hanımı bir annenin dört çocuğundan biri olarak “sıfırdan gelmiş”, bugünkü mal varlığını kendi tırnaklarıyla kazıyarak elde etmiş Sadettin Saran. Bugün 3000’den fazla kişiye istihdam sağlıyor. Holdinginde üst düzey yönetimin yüzde 52’si de kadın.

Her iş insanımız aldığının bir kısmını topluma aktarsa, insanlara böyle cesaret ve ilham verse ... Türkiye hakikaten bir anda kuantum sıçraması yaşar. Bu sıçramadaki katkıların için teşekkürler Sadettin Saran.