• 28.11.2018 00:00
  • (1263)

 Son günlerde Türkiye, derin bir “stratejik ayar” yapıyor. Yani ABD/Batı ittifakı ile Rusya arasında çok hassas bir denge kuruyor. Moskova’ya “Sakın beni cepte keklik sanma” derken, Washington’a da “Bence beni kaçırma” diyerek stratejik ittifakın devamından yana olduğunu gösteriyor.

ABD-Rus dengesi

Geçen hafta art arda iki önemli gelişme bunu ortaya koydu: 1.si, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın aniden, “ABD’den Patriot füzeleri için iyi bir teklif gelirse, ciddiyetle değerlendiririz” demesiydi. Hem de tam da Rusya’dan alacağımız S-400 savunma sisteminin 2019 sonunda Türkiye’ye varacağı açıklanmışken... Böylelikle Cumhur- başkanlığı, hedefinin iki tarafı dengelemek olduğunu ortaya koydu. 

2. gelişme ise Rus gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacak “Türk Akımı”nın açılışını Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Putin’in İstanbul’da birlikte yapmasıydı. İşte Ankara aynı denge politikasını enerji konusunda da uyguluyor. ABD’nin desteklediği başka boru hatları kurarak, Rusya’ya bağımlılığını azaltıyor. Bunun başında da Azeri gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacak olan TANAP geliyor.

Türk Akımı-TANAP rekabeti

Türk Akımı’nın 1. ayağı Kasım 2019’da tamamlanacak ve buradan gelecek Rus gazı sadece Türkiye’nin içinde tüketilecek. Bu hattın 2. ayağı ise Avrupa’ya devam edecek. Lakin bugünle karşılaştırınca, Türkiye’nin Rusya’dan aldığı gaz miktarında hiçbir artış olmayacak. Ama yine de toplam gazının yüzde 55’ini Rusya’dan almaya devam edecek, ki bu çok yüksek bir rakam.

***

İşte TANAP burada devreye giriyor. Türkiye zaten Azerbaycan’ın Şahdeniz yatağından 2007’den beri kendi tüketimi için gaz alıyor. 2019 sonunda ise (Türk Akımı ile aynı zamanda) Şahdeniz-2 devreye girecek. Bu hat da Azeri gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacak. Böylelikle Türkiye için Azeri gazının payı yüzde 15’e çıkacak. Bir sonraki aşamada ise Şahdeniz-3 devreye girebilir ve bu oran yüzde 20’yi bulabilir. Sonuçta Türkiye’nin Rus gazına bağımlılığı da yüzde 40’a düşmüş olacak.

Zaten ABD tam da bu yüzden en başından beri Türk Akımı’nı engellemeye çalışıyor ve TANAP’ı destekliyor. Rus gazına bağımlılığı hem Türkiye’de, hem Avrupa’da azaltmaya çalışıyor.

‘Hub’ olmak için

TANAP’ın bir diğer önemi de şu: Eğer Türkiye dünya enerji haritasında sadece bir geçiş (transit) ülkesi değil, asıl “hub” (merkez) olmak istiyorsa, kaynaklarını çeşitlendirmesi elzem. Çünkü “hub” olmanın yolu, Türkiye’den geçen gaz hacmini artırmaktan geçiyor. 

Merkezi Londra’da bulunan ve enerji danışmanlığı yapan Global Resources Partnership‘in Başkanı Mehmet Öğütçü, bu yüzden TANAP’a Azeri gazının yanında İran-Kuzey Irak ve Doğu Akdeniz gazının da (yani İsrail-Mısır ve Kıbrıs açıklarındaki yataklar) eklenmesi gerektiğini savunuyor. Ancak ve ancak gaz hacmi artınca Türkiye’nin fiyatlara müdahale edebileceğini, yani “oyun kurucu” (hub) olabileceğini vurguluyor. 

Bunu yapabilmek için ise söz konusu aktörlerle (özellikle Doğu Akdeniz) aramızdaki sorunların bir şekilde baypas edilmesi gerek. Kaldı ki aksi takdirde Rusya elini çabuk tutup bu kaynakları da kendi kontrolüne alabilir ve “hub” olma hayalimizi suya düşürebilir.

***

Kısacası, Ankara’nın yürüttüğü başarılı denge politikasından kazançlı çıkmanın tek yolu, kaynakları daha da çeşitlendirmekten, bunun için de siyasi sorunları geriye itmekten geçiyor. Zaten bağımlılıktan kurtulmanın tek yolu da pragmatizm değil mi?