Aday gösterilenler her zaman en iyileri değildir

  • 26.05.2018 00:00

  Türkiye’de yaklaşmakta olan seçimler öncesinde siyasi hareketlilik yoğunlaştı ve çok sayıda önde gelen politikacı aday gösterilmedikleri için serzenişte bulundu. Bu makalenin yazarı, yüksek vasıflı adayların neden bazen liste dışında bırakıldığı konusunda ilk elden deneyime sahip.

Adayların belirlenmesindeki incelik ve karışıklıkları daha iyi anlayabilmek için, bu makalede Türkiye’de 16 yıldır iktidarı elinde bulunduran Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) katıldığı ilk seçim olan 2002 milletvekili seçimleri sırasında aday belirleme komitesinde yer alarak yaşadığım tecrübeleri paylaşacağım.

Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunulmak üzere hazırlanacak aday listesini oluşturma amacıyla adaylarla görüşmek için kurulmuş altı kişilik bir komitenin üyeleriydik.

Çoğu kişi yüklü bir ücret karşılığında sonuçta seçilmek için pek umutları olmadan adaylığa başvuruyordu. Bir mucize olur da sonunda seçilirlerse ne ala, fakat seçilmeseler bile üzerinde aday oldukları yazan kartlar bastırıp, partinin seçimleri kazanması halinde avantaj olarak kullanmayı planlamışlardı.

Hatta bir de, hedefleri daha da küçük bir kategoriye dahil olanlar da, listeye alınmayı bile beklemiyorlardı ancak onlar da ‘aday adayı’ oldukları yazan kartlar bastırmak istiyordu.

Komitemiz doğu Türkiye’de 6 seçim bölgesinden sorumluydu ve bunlardan birinde üç farklı topluluk yaşıyordu: Kürtler, Şii Azeriler ve Sünni Azeriler. Her adayın detaylı özgeçmişleriyle birlikte, kimlerin hangi bölgelerde daha popüler olduğunu gösteren, parti tarafından yapılmış anket sonuçları da elimizdeydi.

Söz konusu seçim bölgesinin en yoğun nüfusa sahip bölgesinde en uygun adayın bir Kürt olduğu ortaya çıktı ve biz de adını listenin en başına yazdık. Nüfusun en yoğun olduğu ikinci bölgede de en uygun aday bir Kürt’tü. Ama listede zaten bir Kürt aday olduğundan, bölgenin en iyi ikinci adayını değerlendirmeye almadık ve Kürt olmayan en iyi adayı araştırdık, o da bir Şii Azeri’ydi ve adını listenin ikinci sırasına yazdık.

Kürt aday kendisinin başka bir Kürt’ün listede olmasından dolayı düşünülmediğini öğrenince bunu hararetle protesto etti. Üçüncü en büyük bölgede de en iyi aday bir Şii Azeri ve en iyi ikinci aday bir Kürt çıktı. Bu yüzden bu en uygun iki ismi düşünmedik ve üçüncü sıraya yazmak için bir Sünni Azeri aramaya başladık çünkü listede zaten bir Kürt ve bir Şii Azeri bulunuyordu. Ve beklenildiği gibi bölgenin en uygun adayı olan Şii Azeri de bu durumu öğrenince öfkeli biçimde protesto etti.

Tam da en dengeli listeyi oluşturmaya çalıştığımız bu sıralarda, Başkan Erdoğan’dan bir talimat geldi:

“Görünüşe göre seçimi kazanacağız ve mecliste hükümet kurabilmek için yeterli sandalyeye sahip olacağız. Bu nedenle Ekonomi Bakanı, Teknoloji Bakanı, Anayasal Konular Meclis Komisyonu Başkanı, Avrupa Konseyi Türk Delegasyonu Başkanı vb gibi pozisyonlarda görev alabilecek milletvekillerine ihtiyacımız var. Bu yüzden listeleri oluştururken artık bu boyutu da göz önünde bulundurmalısınız.”

Bu talimat bütün hesaplarımızı alt üst etti.

Listeler daha sonra onları ülke çapında daha dengeli olacak şekilde ayarlamakla görevli parti merkezindeki bir kurula gitti. Bu kurulun üyeleri genellikle üzerlerinde baskı kurulmasını engellemek için cep telefonlarını kapatırlar. Bu aşamada adaylar kendilerini öne çıkarabilmek için ellerinden gelen her şeyi yapar. Liste son olarak da son dokunuşları belirleyecek olan Genel Başkan’a gönderilir.

Aday seçim komiteleri de parti Genel Başkanı da hatalar yapabilecek olan normal insanlar. Blaise Pascal’ın gönül ile söylediği gibi, liste dışında kalan adaylar şunu kendilerine itiraf etmek zorunda; siyasetin de mantığın görmezden geldiği bir mantığı vardır.

 
 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar