NATO Rusya ile ilişkilerini gergin tutuyor

  • 22.07.2018 00:00

  NATO, 11-12 Temmuz'da Brüksel'de bir başka önemli zirve toplantısı düzenledi. ABD Başkanı Donald Trump, zirve öncesi ve esnasında renkli yorumlar yapma fırsatını kaçırmadı.

Geçmişte, üye ülkelerin askerî harcamalarını artırması ihtiyacını NATO Konseyi’nde gündeme getirenler NATO Askeri Komite başkanlarıydı.

Bu sefer Başkan Trump, ülkelerin savunma bütçelerini GSYİH’nın yüzde dördüne kadar artırmalarını istemek için kendi tarzını kullandı, ancak ısrarlı açıklamaları müttefikleri tarafından duymamazlıktan gelindi ve önceki zirvenin % 2'de tutma kararı yeniden onaylandı.

Çoğu ülke, % 2’lik taahhütlerinin hâlâ geçerli olduğunu kabul ediyor, ancak gerçek tahsisatlar bu oranın altında kalmaya devam ediyor. Bazı seçilmiş ülkelerin savunma harcamaları oranları şu şekilde: ABD: 3.61, Yunanistan: 2,36, Türkiye: 1.67, Almanya: 1.2 ve Kanada: 1.02.

İronik olan, NATO’nun üyelerini askeri harcamalarını artırmaya teşvik ederken, zirve sonuç bildirisinin “Rusya’nın stratejik kuvvetlerinin modernizasyonuna yaptığı yatırımları” eleştirmesiydi.

Trump, eleştirilerinde Almanya'yı ayrı tuttu, çünkü böyle yapmak için sebepleri olduğuna inanıyor. Almanya, ABD'nin ardından en zengin NATO müttefiki. NATO’da sıkça tekrarlanan bir anekdot diyor ki:

“NATO Rusya'yı Avrupa dışında tutmak, Almanya’yı alaşağı etmek ve ABD’yi Avrupa’da tutmak için kuruldu”.

Bu anekdotsal geçmişe rağmen, işgal güçleri olan ABD, İngiltere ve Fransa 1955'te Almanya'dan çekildi ve Almanya aslında kendisini kontrol altına tutan bu İttifak'a katıldı. Esasen Amerikan güvenlik şemsiyesi sayesinde, Avrupa'daki barışın ve istikrarın en büyük faydalanıcısı oldu. Amerikan koruması olmasaydı, Almanya kendi savunması için daha büyük miktarlarda para harcamak zorunda kalacaktı.

Zirvede yapılan tartışmalar, Trump’ın Almanya’nın Rus gazı satın alması konusundaki eleştirilerini azaltmaya ikna etmeliydi, çünkü zirve sonuç bildirisi şunları söyleyerek daha yumuşak bir dil kullandı: “İstikrarlı ve güvenilir bir enerji kaynağı kritik öneme sahiptir ve İttifak’ın siyasi ve ekonomik baskılara karşı dayanıklılığını artırır.”

Birçok Avrupa ülkesinin kamuoyu barışı sorgusuz sualsiz kabul ediyor, çünkü genç nesiller İkinci Dünya Savaşı'nın zorluklarını yaşamadı. AB’nin kuruluşu ve gelişimi, belki de Rusya’nın Kırım’da yaptığı gibi bir oldubitti yapmasından korkan Baltık ülkeleri haricinde, büyük ölçüde savaş tehdidini ortadan kaldırdı.

Zirve sonuç bildirisi, Avrupa’nın çeşitli bölgelerindeki Rus faaliyetlerinin ayrıntılı bir listesini yapıyor. Bunlar Rusya’nın Kırım’ı ilhakını, Donetsk ve Luhansk'taki faaliyetlerini ve Kaliningrad'da modern çift kabiliyetli füzelerin konuşlandırılmasını kapsıyor. Sonuç bildirisi, Abhazya, Güney Osetya ve Transdinyester'in tanınmasının reddedilmesi çağrısında bulunuyor ve NATO’nun bu bölgelerdeki gelişmeleri çok yakından takip etmeye kararlı olduğunu vurguluyor.

Sonuç bildirisinde “Güneyde artan güvenlik tehditlerine karşı koymak üzere Türkiye için alınan özel emniyet tedbirleri, bir bütün olarak ittifakın güvenliğine katkı sağlar” denilerek Türkiye ile dayanışma vurgulanmaktadır.

Zirvede alınan diğer kararlar arasında şunlar yer alıyor: NATO Hazırlık İnisiyatifi'nin başlatılması; Rusya ile tüm uygulamalı sivil ve askeri işbirliğinin askıya alınması; İttifak'ın caydırıcılığının ve savunma pozisyonunun güçlendirilmesi; Karadeniz bölgesinde özel bir ileri mevcudiyetin (forward presence: kararlılığın gösterilmesi, ittifakın güçlendirilmesi, potansiyel düşmanların caydırılması ve beklenmeyen olaylara karşı hızlı reaksiyon gösterilmesi için ileride konuşlandırılan kuvvetler) geliştirilmesi, Orta Doğu'ya yönelik daha stratejik bir yaklaşımın onaylanması ve AB ile ortaklığının güçlendirilmesi.

NATO, zirve sırasında Makedonya Cumhuriyeti ile katılım sürecini başlatmak için bir anlaşma imzaladı. Yunanistan’ın Makedonya’yı anayasal ismi ile tanımayı reddetmesinin sonucu olarak, zirve sonuç bildirisinde ülkeden “eski Yugoslavya Cumhuriyeti Makedonya” olarak bahsedildi. Türkiye, sonuç bildirisine Makedonya Cumhuriyeti'ni anayasal adıyla tanıdığını söyleyen bir dipnot ekledi.

NATO, ağırlıklı olarak ABD tarafından egemen olunan bir ittifak olduğu için, zirve sonuç bildirisinin tüm çelişen tonlarının, ABD yönetiminin görüşlerini yansıttığını kabul edebiliriz. Ancak, Trump’ın 6 gün sonra Helsinki’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmeden sonraki açıklamaları farklı bir manzara resmediyor. “Putin ile görüşme, barışa yeni yollar açan yapıcı bir diyalogdu” dedi.

NATO-Rusya ilişkilerinin hangi versiyonunun geçerli olacağını zaman gösterecek.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar