İdlib’de bir felaketi önlemek artık daha zor

  • 3.02.2018 00:00

 Suriye’nin kuzey doğusundaki İdlib vilayetinde bir felaket yaklaşmakta ve bu felaketi engelleme ihtimali hiç yok değilse de çok az.

Suriye hükümeti topraklarını her türlü silahlı muhalefetten arındırmak istiyor ve söz konusu vilayetin üç yanına birliklerini yığıyor. Suriye hükümeti bu bölgede bir Kürt varlığını görmek istemez ancak selefi/cihatçı fraksiyonlarla Kürtlerin savaşması işine gelebilir.

Rusya Suriye hükümetini destekliyor ama daha çok Çeçen ve Dağıstanlı teröristlerin öldürmeye odaklanmış durumda. Aksi takdirde bu teröristler başka ülkelere dağılıp, oralarda baş ağrısı yaratabilirler.

Rusya ayrıca Türkiye’nin dışlanmasını da engellemeye çalışıyor ve Türkiye’yi Astana sürecinde bir ortak olarak tutmak istiyor.

Rus savunma bakanlığı sözcüsü Igor Konashenkow Amerika, İngiltere ve Fransa’nın, İdlib’de çok sayıda hedefe kimyasal bir saldırı düzenledikten sonra, Suriye güçlerine saldırmaya hazırlandıklarını iddia etti.

El Nusra Cephesi ve Hayat Tahrir El Şam militanlarına teslim edilen klorin fıçılarının sayısını, bu fıçıların tutulduğu Halluz köyünün ismini ve önceden planlanan kimyasal saldırı düzenlendikten sonra acil yardım ekibi rolünü oynamak için bölgeye yollanacak olan, Olivia isimili İngiliz para militer grubunun adını açıkladı. Eğer bu iddialar doğru çıkacak olursa, bu uluslararası toplum açısından büyük bir utanç olacaktır.

Washington’un Suriye’deki tavrı Başar Esad’a herhangi bir rol verilmesine toptan karşı çıkmaktan, demokrasiye geçiş tamamlanana dek görevde kalmasını kabul etme yönünde bir tavra evrildi. Ancak Amerika da kriz sonrası Suriye’nin şekillenmesinde, yıllardır silahlandırdığı ve eğittiği Halkın Koruma Birimleri’nin (YPG’nin) Kürt savaşçıları aracılığıyla bir rol sahibi olmak istiyor.

Türkiye rasyonel olan ile ulusal çıkarlarının gerekleri arasına sıkışmış durumda. Türkiye’nin İdlib politikasının üç ayağı var:

Bunlardan ilki, 2012 yılında Muhammed el Culani tarafından, El Kaide’nin bir kolu olarak kurulan El Nusra Cephesi. 2017 yılında BM Güvenlik Konseyinin 2254 sayılı kararının hedefi olmamak amacıyla El Kaide ile ilişkilerini kopararak Hayat Tahrir El Şam adıyla yeniden örgütlendi.

Türkiye şimdi Rusya’yı ve onun da ötesinde uluslararası toplumu, teröristler arasında silah bırakmaya ve o veya bu şekilde Suriye toplumuna dahil olmaya ikna edilebilecekler olduğuna ikna etmeye çalışıyor. Suriye ile Rusya bu tezi satın almayabilirler.

İkincisi, Ankara, Şam’ın İdlib’i ayırım gözetmeksizin bombalaması durumunda, Türkiye sınırına dev bir mülteci dalgasının gelmesinden endişe duyuyor.

Şam bunu sırf Türkiye’yi utandırmak için bile yapabilir. Türkiye ilk olarak böyle bir bombalamanın yapılmasından kaçınmak, ancak bu mümkün olmazsa, mültecileri sınırın Suriye tarafında tutmak istiyor.

Üçüncü olarak, Türkiye İdlib’deki Kürt savaşçıların katılımından rahatsızlık duyuyor zira bu şekilde kriz sonrası Suriye için yapılacak müzakerelerde Kürtlerin elleri güçlenebilir ve bölgede bir şekilde bir Kürt varlığı ortaya çıkabilir. Ancak Kürtler bu bölgeyi kendi anavatanlarının bir parçası olarak görüyorlar ve onun için savaşmaya hevesliler.

Kürtlerin bölge ile ilgili iddialarını teyit eden iki coğrafi ad var. Bunlardan biri Lazkiye’nin kuzeyindeki Kürt Dağı. Diğeri de Afrin’in kuzeyinde Türkiye-Suriye sınırının iki yakasına uzanan bir yer ve onun adı da Kürt Dağı.

1592 yılında yazılmış Şerefname isimli bir el yazmasında bölgedeki Kürt “beylerin”  hükümranlığının Antakya’ya uzandığı söyleniyor. Eğer bu coğrafi ve tarihsel atıfların bir anlamı varsa, bölgede bir Kürt varlığı zaten var demektir. Ankara bu gerçekleri görmezden gelemez.

Türk ve Rus Dışişleri ve Savunma Bakanları, İstihbarat Örgütlerinin şefleriyle birlikte, Moskova’da iki ülkenin pozisyonları arasındaki mesafenin nasıl kapatılabileceğini görüştüler ancak bu görüşmelerden bir sonuç çıkmadı.

Şu an itibariyle Türkiye’nin önündeki tüm seçenekler sevimsiz, ancak bu sonuçların bir çoğu öngörülü karar alıcılar tarafından önceden bilinebilirdi.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar