Yeni Zelanda katilinin söyledikleri

  • 22.03.2019 00:00

 Geçtiğimiz hafta cuma günü Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde vuku bulan katliam, birçok insanı şaşırttı zira söz konusu ülke sakin ve huzurlu bir yer olarak bilinir.

İnsanlar, yaşamlarının geri kalanını dünyanın bu güzel köşesinde geçirmek için, dünyanın birçok ülkesinden, buraya gelirler.

Bu menfur hadisede şu ana dek tespit edilebilmiş tek şüpheli kendisini “İskoç, İrlanda ve İngiliz kökenli, Avustralya vatandaşı, 28 yaşında, sıradan bir adam” olarak tanıtıyor. Bu adam, El Noor ve Lindwood isimli iki farklı camide ibadet etmekte olan 49 masum Müslümanı silahıyla tarayarak katletti.

Katliamda, Türk karşıtı hissiyat birçok yönden görülebiliyor: Adamın silahına yazdığı isim ve kelimelerin birçoğunun Türk karşıtı çağrışımları var. Bunlardan biri, Miloş Obiliç, 1389 Kosova savaşında Sultan 1. Murat’ı öldüren Sırp askerinin ismi.

Ayrıca aynı Kosova savaşında Türk ordularına karşı savaşan Sırp prensi Lazar Hrebeljanovic’in ve 1444-1456 yılları arasında Osmanlı ordusuyla balkanlarda birçok defalar savaşmış olan Macar Komutan Janos Hunyadi’nin de isimleri var. Başka bir isim de, 1683’de Viyana’yı kuşatan Osmanlı Ordusu’nu yenen Avusturyalı komutan Rüdiger von Starhemberg.

Katil tarafından kaydedilen 17 dakikalık bir video, katilin kendisini tanıtmasıyla başlıyor. Arka planda ise, 2016 yılında Eski Yugoslavya için kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde soykırımdan, savaş suçlarından ve insanlığa karşı suçlardan hüküm giymiş olan Bosna Kasabı Radovan Karadzic’e gönderme yapan, “Karadzic, Sırplarına Önderlik Et” isimli Sırp şarkısı çalıyor.

Saldırgan saldırıdan kısa bir süre önce “Büyük Yer Değiştirme” isimli 74 sayfalık bir manifesto paylaşmıştı ve bu manifestoda Türk-karşıtı retoriği daha da belirgin. Katil manifestonun başlığını Renaud Camus’nün 2012 yılında yayınlanan kitabından almış.

Bu kitap, genelde Beyaz, Hristiyan Avrupa nüfusunun, özelde de ise Katolik Fransız nüfusun; Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Sahraaltı ülkelerinden gelen göçmenler nedeniyle nasıl bir tehdit altında olduğunu anlatıyor.

Avrupa’da beyazların üstünlüğünü savunan başka birçok hareket var ki Fransa’daki Les Identitaires (Kimlikçiler) ve yazarlardan, blogculardan ve düşünce kuruluşlarından müteşekkil gevşek bir topluluk olan Viyana Kapıları bunlara örnek olarak verilebilir. Bu gruplardan ikincisinin adı, Osmanlıların 1529 ve 1683 yıllarında gerçekleştirdiği iki Viyana kuşatmasını çağrıştırıyor.

Saldırgan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında da çok sert sözler sarf ediyor. Ayrıca Balkanlar’da 600 yılı aşkın bir süredir yaşayan Türk nüfusu işgalci olarak görüyor, ama kendi atalarının Avustralya’ya sadece 200 yıl önce, ceza kolonisine yollanan mahkûmlar olarak yerleştiğini görmezden geliyor.

Katliam bir cuma günü gerçekleşti. Saldırgan bu günü daha çok sayıda insanı öldürebilmek için seçmiş olabilir, çünkü cuma günleri camilerde daha büyük bir cemaat toplanır. Öte yandan hadisenin olduğu gün, Müttefik güçlerin Çanakkale’den çekilişlerinin 104. yıldönümüne de rastlıyor.

Bilindiği gibi bu savaşta Anzak (Avustralya ve Yeni Zelanda) askerleri önemli bir rol oynamıştı. Ancak bunun basit bir tesadüf olması da büyük bir ihtimal.

Christchurch katliamı müessif bir hadise ve dünyada dinler arası gerilimin giderek arttığını gösteren güçlü bir işaret.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar