İstanbul seçimi iktidar partisi için bir kırılma noktası mı?

  • 29.06.2019 00:00

 23 Haziran’da tekrarlanan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı seçimi sonuçları, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) içinde büyük bir sarsıntıya yol açtı. Yüksek Seçim Kurulu (YSK), İBB seçimlerinin tekrarlanmasına karar verdiğinde, birçok gözlemci sonucun AKP için daha büyük bir yenilgi olabileceğini öngörmüştü. 

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı pozisyonu için iki ana rakip vardı. İktidardaki AKP'nin adayı eski Başbakan ve eski Meclis Başkanı Binali Yıldırım ve ana muhalefetin adayı ise İstanbul'un Beylikdüzü semtinin çok tanınmayan Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu. 

İmamoğlu, 31 Mart'ta yapılan seçimleri küçük bir marjla (yüzde 0.017) kazandığında, iktidar partisi sonuca itiraz ederek seçimin tekrarlanmasını talep etti. Gerçekte de, itirazlar sonucu İmamoğlu lehine fark 27 binden, 13 bin 729’a düşmüştü. Bu sonuçtan da cesaret alan AKP, İstanbul ili seçimlerinin iptalini istedi.

AKP’nin talebinin temel gerekçesi, sandık kurullarının kamu görevlilerinden oluşması gerekirken bazı yerlerde kamu görevlisi olmayan üyelerin varlığıydı. Ancak ironik olan bu komitelerin zaten YSK tarafından görevlendirilmiş ve süresi içinde itiraz gelmediğinden onaylanmış olmasıydı. YSK'nin, kamu görevlisi olmayan üyelerin sandık kurullarında yer almasının, seçimlerin iptali için bir gerekçe olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen daha eski tarihli başka bir kararı, seçimin iptalinin daha da ironik olmasını sağladı.

Bu yeterli değilmiş gibi, YSK yalnızca Büyükşehir Belediye Başkanlığı kısmının iptaline ve aynı kurulların görev yapmış olduğu diğer seçimlerin geçerli olarak kabul edilmesine karar verdi. Bu oldukça tutarsız bir gerekçeydi, çünkü sandık kurulları kompozisyonu Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini etkiliyorsa, yerel belediye başkanlıklarını ve belediye meclis üyeliklerini de etkileyecekti.

YSK, sandık kurullarının yasaya aykırı düzenlenmesinin, seçmenlerin zarfa koydukları ve oy sandıklarına attıkları dört oydan üçünü (yerel belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği ve mahalle muhtarlığı) etkilemediğine, ancak Büyükşehir Belediye Başkanlığı için attıkları oyu etkilediğine karar verdi. Bu çarpık mantık maalesef galip geldi ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi iptal edildi. 

AKP ayrıca, belediye meclisleri, yerel belediye başkanlıkları ve mahalle muhtarlıkları seçimlerinin de tekrarlanmasını istedi. AKP’nin şansına bu talep YSK tarafından reddedildi. Talep kabul edilseydi, AKP birçok ilçe belediye meclisinde de çoğunluğu kaybedebilirdi. Nitekim 31 Mart seçimlerinde İmamoğlu’nun lehine 13 bin olan oy farkı, 23 Haziran seçimlerinde 58 katlık bir artışla 806 bin 415’e ulaştı. 

Türk medyasında seçim iptal kararının AKP’nin YSK üyelerine yaptığı güçlü baskılar sonucu oluştuğu haberleri çıktı. Kararın oybirliği ile çıkmadığı basına sızdırıldı. YSK üyelerinden yedisinin iptal lehine, aralarında Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Güven’in de olduğu dört üyenin de iptale karşı oy kullandığı anlaşıldı. 

YSK’nin kararı büyük olasılıkla seçim iptaline yanlış bir örnek olarak hukuk okullarında okutulacaktır. 

31 Mart seçimlerinden sonra, Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin adayının yenilgisini kabul eder gibiydi. 31 Mart seçimlerinin gece yarısında AKP binasının balkonunda yaptığı konuşmada, iptal kararı verilmeden önce yenilgiyi kabul etmiş bir anlatımla “İmamoğlu başkanlık koltuğunda oturuyor olsa bile, İstanbul da dâhil olmak üzere pek çok şehirde belediye meclislerinde AK Parti çoğunluğu elinde tutmaktadır” dedi. 

Muhtemelen Erdoğan’ın aşırı hevesli yakın çevresi, kendisini İstanbul seçimlerini iptal etmek için bir yol bulmaları gerektiğine ikna etti. Ancak bu şekilde partiyi kırılma noktasına getirdiler. Bu gidişin tersine çevrilip çevrilemeyeceğini bekleyip göreceğiz.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar