Kuzey Suriye’nin yüzde 90’ı Arapsa kalan yüzde 10 Kürt mü, Türkmen mi?

  • 27.09.2019 00:00

 Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Suriye ile ilgili pratik sonuçlar doğurabilecek bir açıklama yaptı. Birleşmiş Milletler Genel Kurul toplantısına katılmak üzere New York'a gitmeden önce, “Bölgeyi (Kuzey Suriye) terör örgütlerinden temizlemeli ve asıl sahiplerine iade etmeliyiz. Ve asıl sahipleri yüzde 85-90 oranında Araplardır” dedi.

Erdoğan'ın bahsettiği oran tartışmalara neden olabilir, çünkü bölge nüfusunun kalan yüzde 10’unun kim olduğu sorusunu gündeme getirebilir. Türkmenler mi, Kürtler mi, yoksa diğer azınlıklar mı? CIA'in 2019 raporunda Suriye'deki Kürt nüfusunun yüzde 10 civarında olduğu iddia ediliyor.

Ancak bölgede Türkmenler de var ve bunların oranının da yüzde 10 civarında olduğuna inanılıyor. Peki, Araplar bölge nüfusunun yüzde 90'ını oluşturuyorsa, kalan yüzde 10 Kürtler mi, yoksa Türkmenler mi?

Bunların yanı sıra, bölgede Hıristiyanlar (Ermeniler, Süryaniler, Rum Ortodokslar ve Maruniler) ve Ezidiler gibi diğer dini, mezhepsel veya etnik azınlıklar da bulunuyor.

Erdoğan'ın açıklaması iki soruyu gündeme getiriyor. 

Birincisi, 24 Eylül'de BM Genel Kurulu’na hitaben yaptığı konuşmada, Türkiye'den ya da başka bir yerden dönecek Suriyeli mültecileri barındırmak için, Fırat'ın doğusunun 20 ila 30 kilometre derinliğinde bir bölge üzerinde evler inşa etmeyi önerdi.

Bu öneri, bu evlerin kimin topraklarında inşa edileceğini belirleme konusundaki asıl soruyu gündeme getirecektir. Suriye nüfus ve tapu kayıtları, Kürtlerin bölgedeki çoğunluğu oluşturduğunu kanıtlarsa, bu bölgede Kürt olmayan mülteciler için ev yapımını meşrulaştırmak zor olacaktır.

Erdoğan'ın açıklamasının gündeme getirdiği diğer soru ise, Türkiye'nin bölgeyi asıl sahiplerine iade etme taahhüdünü yeniden vurgulamasıdır. Asıl sahiplerin, tahkiki ve tetkiki hassas bir incelemeyi gerektiriyor. Türkiye, bölgedeki nüfusun çoğunluğu olmaları durumunda Kürtlere topraklarını iade etmeyi reddederse, uluslararası topluma ve ABD’ye karşı haklı çıkamaz.

Konunun daha karmaşık ve hassas bir yanı da var: 1962'de Suriye makamları Kürtleri vatandaşlıktan çıkararak 2011'de yeniden vatandaşlığa kabul etti. 1962'de; Suriye'deki Kürt nüfusunun yüzde 20'si, 1945'te başta Türkiye olmak üzere komşu ülkelerden yasadışı olarak göç ettikleri zaman hileli olarak nüfus kaydı yaptırdıkları gerekçesiyle vatandaşlıktan çıkarıldı. Bu yüzden, şu anda Türkiye ve Suriye arasında sayısız bölünmüş Kürt aile bulunuyor.

 

Suriye hükümeti, Kürtlerden kimlik kartlarını yenilemeleri için teslim etmelerini istedi. Bazıları kimliklerini teslim etti, ancak karşılığında hiçbir şey almadı. Bu Kürt kategorisi ‘ajnabi’ (yabancılar) olarak kaydedildi. Diğerleri ise kimlik kartlarını vermeyi reddetti. Buna rağmen vatandaşlıktan çıkarıldılar ve 'yabancılardan' bile daha düşük bir statü olan maktumin (kayıtdışı) olarak kaydedildiler.

Bu iki kategorideki Kürtler kamu sektöründe çalışma haklarına sahip olamadılar, yurtdışına seyahat edemediler, emlak alıp satamadılar, evlilikleri veya boşanmaları tescil edilemedi. Ebeveynlerin vatandaşlığı vardı ama çocuklarının yoktu. Vatandaşlıktan çıkarılanların taşınmazları, zaman zaman Suriye devleti tarafından Arap yerleşimcilere verildi.

Nisan 2011'de Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, bu adaletsizliği mümkün olduğu ölçüde düzeltmeye ve desteklerini kazanmak ya da bağlılıklarını satın almak için birçok Kürde vatandaşlık vermeye karar verdi. Yeniden vatandaşlığa kabul edilenlerin kesin sayısı bilinmese de, 120 bin ila 130 bin arasında oldukları tahmin ediliyor. 

Onyıllardır gayrimenkul sahibi olmalarına izin verilmediğinden, yaşadıkları evler ve çiftçilik yaptıkları tarlalar kendilerine (Kürtlere) ait sayılacak mı? Peki vatandaşlığa tekrar kabul edilmeyenlere ne olacak?

Bu durum, Türk ve Suriye hükümetleri arasında işbirliği için yeni bir fırsat ve gereklilik yaratıyor. Çünkü Suriye ile işbirliği olmadan Kuzey Suriye'deki pek çok yerin asıl sahiplerinin kim olduğunu belirlemek neredeyse imkânsız.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar