Bir devrin sonu...

  • 2.03.2011 00:00

Necmettin Erbakan’ı ebediyete uğurlayan büyük kalabalığı seyrederken, o kalabalığın bütün “tek tip” görünümüne rağmen, hakikatte nasıl da çok renkli, çok sesli bir kalabalık olduğunu düşünüyordum dün.


Erbakan’a veda edenlerin çoğunluğu, bir devrin de sonunu vurguluyorlar gibi geldi bana...

Kalabalığın içinde, bunun bir “son” olmadığını düşünenler, o “son”un aslında çoktan geldiğinin farkında olmayanlar da vardı kuşkusuz.


Ama çoğunluk, çıkış noktası ister militan Kemalizm, ister militan İslamizm olsun, varış noktası illa ki tek tipçi, ötekileştirici, daraltıcı, sığlaştırıcı, yasakçı ve baskıcı olan ideolojik duruşların yenilmeye mahkûm olduğunun farkındaydı sanki.

Bana öyle geldi...

Saadet Partisi’nin kırmızı atkılarını boyunlarına dolayan gençlere baktım, beline kadar sakallı ihtiyarlara baktım ve –Allah ona ve ailesine sabır versin– cenaze töreninde babasına veda konuşması yapan Fatih Erbakan’a, onu dinlerken başlarını bir an bile yerden kaldırmayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, avluya girişinde tekbirlerle protesto edilen

Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu’na, namazdan hemen sonra avludan ayrılan Has Parti lideri Numan Kurtulmuş’a baktım.


O güruh içinde “yeni” ve “eski” biraradaydı.

“Eski,” belki eskidiğini, artık bittiğini, geçmişte kalmaya mahkûm, geleceği kurmaktan uzak olduğunu bilmiyordu henüz ama “yeni,” herşeyin farkındaydı.


İnancı ve inadıyla, nezaketi ve nüktedanlığıyla kendisinden farklı fikriyat ve maneviyattakilerin bile sevgisini, saygısını kazanabilmiş bir şahsiyetti Necmettin Erbakan.

Ama siyasetiyle, söylemiyle, duruşuyla “eski”ydi. Dün devlet töreniyle değil halk töreniyle uğurlanan lider, halkın itimadına en çok mazhar olduğu zamanlarda, devleti, halkın hak ve talep ettiği yönde değiştirebilecek adımlardan imtina etmiş bir liderdi aynı zamanda.


Ilımlı tabiatlıydı ama onun kutuplaştırıcı bir söyleme yenildiğini de gördü bu ülke...

Cesurdu ama yandaşlarının ondan beklediği cesareti göstermediği zamanlar da oldu ve o zamanların bedeli ödendi bu ülkede.

Dün Erbakan’ı sevgiyle ve kederle uğurlayan yüz binler arasında, bu durumun farkında olanların çoğunluğu oluşturduğu hissine kapıldım ben.

Ve yine dünkü cenaze töreni vesilesiyle, kendisine atfen tekrarlanıp sahip çıkılan “müminler ile kâfirler” ayrımında ya da “dar-ül-İslam” hedefinde olduğu gibi, özünde, eşitlikçi de gerçekçi de olmayan, insana insan olduğu için saygı duymayan, yaradılanı Yaradan’dan ötürü sevmeyen bir anlayışın aslında o kalabalığa egemen olmadığı hissine kapıldım.


Kalabalığın içinde Gül’ü, Erdoğan’ı, Kurtulmuş’u izlerken, bu üç adamın da, tabutunu taşımak için ellerini uzattıkları liderlerinin, öncülerinin, hocalarının ardında, ne kadar “yeni” durduklarını bir kez daha gördüm.

“Milli Görüş”ün içinden doğan siyasi hareket ve onun liderleri, dünyayla ve toplumla birlikte dönüşüp değişebildikleri ölçüde, bugüne ait ve geleceği kurmaya muktedir olmayı başardılar, başarıyorlar...

Bundan sonra da, “yeni” kalabilmeleri, “diri” kalabilmeleri, “dünyalı”, “toplumsal” ve “muktedir” kalabilmeleri bu değişimi, bu dönüşümü sürdürmeleriyle mümkün olacak.

Ve sanırım, onlar bunu biliyorlar.


Dünkü tören, sadece Necmettin Erbakan’a değil, ister Erbakan’ın, ister ona düşmanlık etmiş olanların şahsında cisimleşmiş olsun, “eskimiş” ideolojilere de bir nevi vedaydı aslında.

Birinci Ordu Komutanı’nı Fatih Camii’nin avlusunda görenler ya da üzerinde “Türk Silahlı Kuvvetleri” yazan çelenge gözü takılanlar, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun “Bin yıl sürecek” dediği 28 Şubat’ın, on dört yıl sonra, hem de hedefine koyduğu bir numaralı siyasetçinin cenazesinde tarihe gömülmesinin cilveli sembolizmini nasıl fark ettilerse, Erbakan’ın tabutuna omuz vermek için sıraya giren Gül’e, Erdoğan’a, Kurtulmuş’a bakanlar da, kurucusuyla birlikte “Milli Görüş”ün de uğurlandığını hissettiler sanırım.


Bir devir kapandı dün; Erbakan nur içinde yatsın.


ycongar[email protected]
 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar