Kilit Cümle, “Kim Çözüm İstemez Ki…”

  • 7.12.2014 00:00

 En azından artık kimsenin çatışmadan taraf olmadığını ve siyaset dilinin bunu körükleyecek türden olmayacağının rahatlatıcı cümlesi “kim çözüm istemez ki”

Bunu MHP Grup Başkan Vekili Yusuf Hallaçoğlu söyledi.

Devamında gelen “amalar, kırmızıçizgiler hassasiyetler, şartlar” arasında “Munzur kenarında piknik özlemini” ekleyerek konunun tartışarak, ortak yol aranarak aşılamaz olmadığını okuyoruz cümlenin alt metninden.

Bu umut vericiydi.

Tüm parti grup başkan vekilleri Barışa Bak kampanyası heyetini samimiyet ve ilgiyle karşıladı. Sosyal medya tacizlerine linçine iftiralarına bakarak geri çevrilme riski de vardı ama yapmadılar. Kendi adıma teşekkür ediyorum.  Hepsi merakla dinledi ve tek derdimizin her ne olursa olsun Çözüm Süreci fikrinden geri adım atılmamasını ve “masada sabit kalmak” olduğunu anlatabildik umarım. Barışa Bak heyeti tüm partilere aynı mesajı verdi; Gözümüz Çözüm Süreci için masada olan taraflarda ve çekimser kalan muhalefette. Hepimiz aynı gemideyiz ve işin ucundan sizde tutun! Şikâyet mercii değilsiniz, şikâyetçi olan halk, sorumluluk almalısınız. Çözüm Süreci’ne yaklaşım farklılıklarımız olabilir lakin temelde anlaşmak ve birbirimize güvenmek zorundayız ve anlaşmayı sağlayacak olan siz siyasilersiniz. Halkı çekişmelerinizle boğmayın…

Muhalefet partilerinin hükümetten beklentileri de vardı, haklıdırlar. Hükümet tarafınca yürütülen Çözüm Süreci hakkında daha fazla detay paylaşılmasını istiyor partiler. Bu abartılacak büyüklükte bilgi eksikliği de olmayabilir. Hakikaten paylaşılacak 1 bilgi var ve de paylaşılmıyorsa da elbette bunun altında yatan, edinilen bilgiyle ne yapılacağı konusundaki haklı güvensizliktir. Hükümetin verilen önergelere tekliflere ciddiyetle yaklaşması ve görüşme taleplerine daha sık zaman ayırması hususundaki eksikliğini de dile getirdiler.

Taban hassasiyeti

Muhalefet partilerinin en önemli odak noktası buydu. Taban hassasiyeti dediğimiz şeyi yöneten de siyasi partiler. Tabanlarını siyaset biçimlerine göre yönlendiriyor, itidal sağlıyor veya sokağa dökebiliyorlar. Evet, siyasi partilerin böyle 1 gücü var. Özellikle politika ve ideolojik duruşlarını “ırk ve milliyetçilik” üzerinden sağlayanlar.

Sokak demişken, MHP ziyaretimizde Çözüm Süreci için destek istediğimiz Hallaçoğlu; Süreç başladığından beri mütemadiyen gerçekleşen sokak hareketlerine destek vermedik, aksine tabana sürekli ikazlarda bulunduk. Şimdi söyleyin, kim Çözüm Süreci’ne destek/karşı? Sorusundaki sitem haksız değil.

Tabana “istediğini vererek” yaptıkları kirli siyasetin “liderlik” olduğunu zannededursunlar, yapılan şey açıkça “provokatörlük” aslında.

Tıpkı hala ısrarla “Işid-Türkiye ilişkisi” fantezisiyle “taban nabzı tutan, hassasiyet kollayan” Demirtaş gibi. Bu siyaset tercihi sebebiyle 6-8 Ekim katliamı yaşandı ve 50 kişi öldürüldü, maalesef pişman da değil, yine olsa yine yaparım diyor.

Özellikle HDP Çözüm Süreci gibi 1 projenin tarafı olduğunu ve ne derece önemli 1 vazife yürüttüğünü, bu vazifenin sorumluluğunu unutuyor.

Belki de Barışa Bak heyetine “Kandil’e ve İmralı’ya da gidin” önerisi 1 imdat çağrısıydı!

Kirli İdeolojik Çekişmeler

“Kutuplaşmadan” bahsedeceksek bunun sorumluluğunu tüm siyasi partiler üstlenmek zorunda. Özellikle Ak Parti hükümetinin faaliyetlerine karşı keskin 1 kutuplaşma olduğunu söyleyebiliriz. Hükümet her ne yaparsa yapsın eleştiri getiren ve itiraz eden muhalefet partileri, rekabet hırsıyla adalet ölçüsünden hızla uzaklaşıyor. Muhalefet iktidarla aynı fikirde olduğu konularda gizlenmeyi tercih ediyor, tabiki “taban hassasiyeti” namına! Tabi burada cemaate, solcu/ulusalcı mahalleye, siyaseti dizayn kurumlarına paçayı kaptırmış olmanın etkisini de görmezden gelemeyiz.

Mesela Erdoğan’a küfür etmeden açıklama yapan, destek olan kişi ünlü olduğunda anında linç düğmesine basılıyor ve kişi, meslek grubunda, camiasında ve taraftarları nazarında yalnızlaştırılıyor. Etnik kimliğinden, dilinden dininden, mesleğinden, arşivleri de karıştırarak başlıyorlar kutsal linç ayinlerine.

En son Yavuz Bingöl hadisesinde CHP’li “yandaş” akademisyenin utanmadan “Erdoğan’a destek ünlü listesi” fişlemelerine alıştık! CHP’li klasiği! Fakat asıl ilginç olan CHP içinde en demokrat(!) imajı çizen Sezgin Tanrıkulu, meclise şöyle 1 soru önergesi vermiş; Yavuz Bingöl’e ne kadar ödediniz? Yavuz Bingöl’ü linç kampanyası CHP tarafından “resmi kanallarla” yürütülüyor. Bu tip nefret kampanyalarının icabına artık yargı bakmalı!

Bu 1 ahlak sorunu. Şimdi CHP’ye soralım, kim kutuplaştırıyor?

Siyaset, çatışmasız 1 ortamı samimiyetle istiyorsa, birbirini onore edecek düzeye çekilmeli. Taraflar birbirlerini pervasızca eleştirir ve aşağılarken ortaklık ettikleri konularda jestler yapabilmeyi başarmalı. Parti tabanlarına destekçilerine karşı özellikle CHP ve HDP milletvekilleri tarafından gelen aşağılama yollu tutumlar siyasetin niteliğinin özeti. Bu seviyede hepimiz boğulacağız artık.

Normalleşme yukarıdan başlamalı, tabana olumlu mesajlar vererek küçülmezsiniz, hassasiyetini gözettikleriniz sandığınız kadar güçlü değil. Hala 20 yıl öncesinin Türkiye’si üzerinden okuma yaparak, halkın taleplerini tercihlerini görmezden gelerek tabanlarınıza “iktidar olma” sözü veriyorsunuz.

Normalleşmeyi talep eden ve Çözüm Süreci’ni destekleyen çoğunluğa kulak kabartın biraz.

Tecrübeli vatandaş tavsiyesi; Sorun vadeden yerinde sayar.

@yildirimyasemin

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.