İfade Özgürlüğünüzü Nasıl Alırsınız?

  • 16.01.2015 00:00

 Başlangıç olarak, envai çeşit özel sos eşliğinde, CharlieHebdo usulü,Ortadoğu ve İslam nefretiyle bezenmiş, Müslüman kanına batırılmış yüksek ateşte tütsülenmiş laik domuz pastırmasıyla, nefretinizi kabartacak Kur’an ve Hz. Muhammed aromalı“ordövr” tabağı.

Ara sıcak olarak, 4 Filistinli çocuğun sahilde bombalanarak öldürülmesinden esinlenilmiş, iştah açıcı misket bombası baharatıyla harmanlanmış “tamamen koşer” Katliam Pane ile Bulut Sütunu salatası.

Norveç dolaylarında yetişmiş aşçıların elinden, 77 çeşit kavrulmuş “beyaz” unla yapılmış Breivik.

Ana yemek; Pis Arabın yüzüne bulanmış Şam şekerinde 3 gün bekletilmiş dünya mutfağını zenginleştiren Işid kasabından çıkmış, tercih edenler için sindirimi kolay, az pişmiş kanı üzerinde Esad usülü T-bone. Tabağınıza biriken kana ekmek banacaksanız cemaat bile sizi hor görmez!

Tatlıyı es geçmeyelim tabi; Usta şebbihalar tarafından çifte kavrulmuş fıstıkla, eski kaşar dilimlerinin Erdoğan nefreti üzerinden akıştığı alevli 1 Ortadoğu tatlısı.

Yeterli motivasyon sağlamıştır umarım!

Terör olaylarının ve Batı da İslam’a karşı yayılan öfkenin, cinayetlerin, ibadethanelere saldırının, “nerede kaç Müslüman yaşıyor” istatistiklerinin iştahınızı kabarttığını görüyoruz. Zaten saklama ihtiyacı da duymuyorsunuz… Ne de olsa “ifade özgürlüğü” diye 1 konfor ve “muhalefet” diye ılık 1 “yasal alan” var.  Terörün dinsizliği, ana sebepleri, sürükleyicisi, sosyolojisi, Batının bundaki sorumluluğu, diktatörlere verdiği omuz, sömürgeciliği, finansörleri, silah kaynakları ve tüm bunlara destek veren “Müslüman” liderler hiç umurunuzda değil. Bundan mesul tuttuğunuz tüm Müslümanlar, hakikaten onlar ne düşünüyor, incinirler mi diye düşünmeden “ifade özgürlüğü” şımarıklığı ile ağzınızdan çıkan kelam o an değersizleşip dışkıya dönüşüyor.

Söz değerlidir, “ifade özgürlüğü” söze daha da değer katan 1 olgu olacakken, sözün hükmünün yok sayıldığı anlamını yüklemek, fikre biçilen değer bakımından tam 1 sosyal felakete dönüşüyor.

Evet, Müslüman Türkiye’de ve Ortadoğu’ya yakın doğmuş olmak “solcu, laik, modern, batılı,aydın, demokrat ve tabikiantiemperyalistler” için utanç kaynağı. Bunun sosyolojik tahribatı gözle görünür halde. Sizler buraya değil Avrupa’ya layıksınız ve haklısınız!

Eski Türkiye’nin pratiklerinden rahatsız olmayan, mütemadiyen kimlik ve ifade özgürlüğü çatışmalarının yaşandığı 80’lere 90’lara hatta Türkiye’nininançlara kimliklere zulmettiğikuruluş yıllarına özlemle atıfta bulunan güruh, hemen herkesin kendini özgürce “ifade” edebildiği ve her şeyin konuşulabildiği 2014’ün Türkiye’sinden rahatsız.

Müslümanın “Ben Müslümanım”,Ermeninin “Ben Ermeniyim”, Kürdün “Ben Kürdüm”, Alevinin “Ben Aleviyim”, Atesitin “Ben Ateistim” diyebildiği ve gerektiğinde sahip oldukları kimliklerini inançlarını eleştirebildiğiTürkiye’den rahatsız olanlarsistematik olarak nefret suçu işleyen Charlie Hebdo’nun yanında durarak “Ben Çarliyim” dediler.

Korkmanız gereken, size “ben Çarliyim” dedirtenler.Aynı nefret dalgası 1 gün sizlerin de kutsal saydığışahsiyetleri, kimliğivurduğunda ne yapacaksınız? Türkiye’de bunu yaşaması muhtemel 2 kesim var. Gülenistler ve Kemalistler. Yaşanmış örnek olarak Fethullah Gülen kutsalını gösterebiliriz. Gülen’e yönelik “ifade özgürlüğünü” küfür hakaret içermeyen eleştiri yazılarına bile 1000 küsur dava açıldı. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed, örgütünüzün liderinden daha mı değersiz?

Sistematik biçimde İslam’a yöneltilen bu nefretin yanında durmayı tercih ettiniz, nedeni basit, Erdoğan’a duyduğunuz nefret Peygamber sevginizin önüne geçti. Erdoğan’ı zora sokacağına inandığınız 1 durumda Peygamber’e İslam’a küfrü dahi savunabildiniz. Bu dünyada menfaatiniz uğruna vazgeçemeyeceğiniz 1 değer var mı? Yada Batı Gülen’den vazgeçtiğinde ve Charlie Hebdo’nun kapağında Gülen’i gördüğünüzde de #JeSuisCharlie diyebilecek misiniz?

“Evet, Türkiye’nin eksikleri çok, ama…” özgüveniyle muhalefet yapmaktan aciz misiniz?

Türkiye’nin eksiklerini sıralarken mesela Türkiye’de asla Müslümanlar tarafından 1 dine, o dinin peygamberine, ritüellerine, mensubuna karikatür ve alay yoluyla “özgürlük” adı altında sistematik olarak hakaret küfür edilmez! Elbette bunu ”demokrasi gereği” değil İslam dininin kuralları izin vermediğinden yapmaz Müslüman! Peki, başka 1 dine, kutsala,dini “engel” olduğu için hakaret küfür etmemek/edememek 1 “demokrasi” ayıbı mıdırmuhalefet açısından?

Bunu “ilkesi” gereği yapmaması onu özgür kılmaz mı?

Yani küfür edebildiğiniz ölçüde mi özgürsünüz?

Özgürlüğünüzün sınırlarını kaldıran faktörküfürün yükselen değeri ve dozu mudur?

Müslümanları eleştirin fakat İslam’ı tebliğ eden Hazreti Muhammed’e yapılan terbiyesizliğe ne uğruna boyun eğiyorsunuz?

Hazreti Muhammed’e beslediğiniz büyüttüğünüz nefretin kaynağı ne?

Nedir sizi bu kadar taşıran, iştahınızı kabartan?

Müslüman olduğumuz için bundan utanmamızı“Anam babam sana feda olsun Ya Muhammed” diyen bizlerdenpeygamberimize küfür edilmesini hoş görmemizi ve hatta dinimizi inkâr etmemizi bekliyorsunuz.

 Ve “evet, Müslümanların eksikleri çok ama dine saldırmak ifade özgürlüğü olamaz…” türünden nefret içermeyen akılcıve yapıcı 1 muhalefet, sizler için önemli mi bilmiyorum ama milyonlarca insanı incitmezdi.

Batılı liderler, Papa ve vatandaşları bile ülkelerinde yaşayan Müslümanların da hassasiyetini gözeterek bu dilden özenle kaçındılar.

Hepimizinönce kendimizden başlayarak Müslümanlara diyecek çok sözü var, baştaSuud sülalesi, Işid, Esad, Sisi, Mübarek, Saddam, Boko Haram, El Kaide, Taliban vd. Bu diktatör ve örgütlere yaşam kaynağı sağlayanları, zeminlerini koruyanları yok sayarakbunlara meyleden Müslümanlara…

Tek 1 günde 900 kişiyi Rabia Meydanında ve 1150 kişiyi de sistematik biçimde öldüren Sisi’ye ve 200 bin kişinin katili Esad’a hürmetlerinizi sunarken onları Işid’den, El Kaide’den neyin farklı kıldığını düşündünüz? “Laik” olmaları mı?

Biz Batı’nın tarif ettiği makul “Müslüman kalın ama belli etmeyin” kıvamında “ılımlı” ve cemaatinde “gerektiğinde” taviz verdiği “Muhammedsiz” ve sekülerİslam’ı ve IŞİD’in El Kaide’nin sunduğu vahşet merkezli insanı hayatından çıkaran İslam’ıreddediyoruz!

Katilin dinini sorgulamak sadece Avrupalı öldürüldüğünde mi aklınıza geliyor?

Oysa Ortadoğu da, Asya’da, Afrika’da, milyonlarca Müslümanı katleden Batılı, Budist, Hıristiyan ve Yahudilerin dinini kimse ön plana çıkarmadı.Ölenin ve öldürenin hangi dine mezhebe sahip olduğu sadece siz sekülerler için önemli. Tüm kınamalarınızı eylemlerinizi sessizliğinizi konumunuzu bu tasniften sonra belirliyorsunuz. Misal; Gazze’de nerdeyse soykırıma giden planlı öldürmeler için katile, bu 1 “Yahudi Terörü”dür demediniz! Etkisiz 1 kaç isim “tüm Yahudiler bunu lanetlemelidir” dediğinde linç ettiniz.

Ama şimdi, “tüm Müslümanlar Charlie Hebdo katliamından sorumlu tutulmalıdır” diyen RupertMurdoch ile aynı şeyi söylüyorsunuz, üstelik bu adam dünyada zenginlerde ilk 5 listesinde ve medya gücüne sahip!Murdoch ile aynı hizaya düşen anti-emperyalist laik solcularımız düştükleri çukurdan nasıl çıkacak, çıksa bile bu pislikten nasıl arınacak ve toplum içinde var olacak onların sorunu.

Siz kimsiniz ki Müslümanlara; senin dinine peygamberine kitabına küfür ederiz ama itiraz edersen teröristsin! Diyebiliyorsunuz?

Bu sınırsız “ifade özgürlüğü” taleplerinin ardındaki karanlığı görmediğimizi mi sanıyorsunuz?

Kiralık nebbaşlar!

Yasemin Yıldırım

@yildirimyasemin

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.