Odaklar yeniden kaymışken…

  • 7.02.2015 00:00

 Tarih 11 Mart 2015’i gösterdiğinde Pendik tren istasyonunda eşine az rastlanır 1 coşku vardı.

21 Mart 2015 tarihine kadar sürecek olan İstanbul-Diyarbakır Barış Treni seferinin sadece 3 gününde bulunabildim Ankara’dan ayrılıp Balıkesir’e geçtim. Balıkesir Gönen’e vardığımda, sürece “olumlu olumsuz” ilgi duyan herkesin Barış Trenini konuştuğunu duymak güzeldi. Benimde trende olduğumu öğrendiklerinde onlarca soruyla geldiler haliyle.

Özetle; Bu iş için kaç para aldınız?

Akp’den ne çıkarınız var bunu destekliyorsunuz?

                Sizi AKP mi finanse etti?

                Bu işten ne çıkarınız var?

                Akp’nin seçim yatırımı bunlar…

                Bu trene harcanan parayla neler alınırdı… (Örn; ambulans)

                Hatta “Barış sürecini iyi süsleyip pazarladınız” diyen bile vardı.

Bu sorulara akrabalarım da dâhil!

Ancak keşke “pazarlama” konusunda haklı olsalardı. Savaş lobisi cebini doldururken, barışı destekleyen sivil topluma karşı bu saçma soruları sorduruyorlar size.

 

Yukarıdaki “olumsuz, dışlayan” soru ve tenkitlerin ana malzemesi “para”!

Aklımdan, “bu iş hakikaten para ile olacaksa size “barış” dedirtmek bize kaça patlar, fiyatınız ne?” diye sormak geçmedi değil.

Tabi aklımdan geçen ve çok üzüldüğüm diğer konu ise, bizim insanımız ne zamandan beri her işin karşılığının para olduğuna koşullandı? Barış isteyenle savaşılır mı, söz dalaşı yapılır mı aptal sapkın saplantılı 1 ideoloji uğruna?

 

Elbette Barış Treni’nin 1 maliyeti oldu ama trendeki kimse ve bizleri şehirlerde sevinçle gözyaşıyla gülen gözlerle halay ve alkışlarla karşılayanların aklından bile geçmemiştir işin maliyet kısmı, zaten umrumuzda da değildi.Çünkü meseleye, halledilmesi gereken ortak meselemiz” diye bakanların gözünde paradan daha kıymetli olan “can ve 1000 yıllık birlikteliğimiz” vardı.

 

“Savaş lobisinin” savaş sahalarında dünyaya “haklılığını” anlatmak ve katliamlarını meşrulaştırmak için ne paralar döktüğünüsorgulasalar, çatışmasızlığın devamı ve kalıcı barışın sağlanması için harcanan miktarın “devede kulak kiri” kadar olduğunu görebilirlerdi…Kaldı ki Çözüm Süreci’nin halkla ilişkiler kısmında zayıf kaldığınısöylemek yanlış olmaz.

 

İlginç olan diğer 1 konu ise “barışın” sürekli AKP ile anılıyor olması.

Şahsen kimseden “sizi HDP mi finanse ediyor?HDP’nin seçim yatırımı bunlar. HDP’den ne çıkarınız var, kaç para aldınız da süreci destekliyorsunuz?” diyen olmadı, sanırım diğer arkadaşlarımda bu sorularla karşılaşmadı. Yani Çözüm Süreci, özüyle AKP de zuhur ediyor.

Bu konuda biraz kalmak lazım sanki…

 

“Barış Lobisi” ise yaptığınız şeyle ışık saçan gözlerle sizinle gurur duyduğunu söylemesi, gittiğimiz şehirlerde maddi katkıda bulunmak istediğini söyleyenleri, Kocaeli istasyonundan şehir meydanına 20 dakikalık yürüyüş mesafesinde balkonlardan, arabalardan el sallayanları, özellikle çocukların Barış panosuna yazdıkları görülmeye değerdi. Hiç kimsenin ve 1 şeyin hatırı yoksa minik ellerin panoya umut dolu hevesle kurdukları cümlelerinde mi hatırı yok?

 

Savaştan ölümden, kaostan beslenenlere sormadığınız akıl almaz sorularınız, halkın ortak aklına, taleplerine ve kararlarına yukardan bakışınız… Sizi nefrete boğan kesimin yayınları Çözüm Süreci’nin üzerinizde “mağlubiyet etkisi”yaratması amacına da körleşerek destek verdiğinizin bile farkında değilsiniz.

Belki bilmek istersiniz, 1 adet F16, 20 Milyon Dolar! Belki yanında promosyon 1 kaç bomba vardır.

Oysa Diyarbakır da endişesiz, huzurla çay içmek 50 kuruş!

 

Aklınıza gelmediyse “… karpuz kabuğunu düşürmek bana kalsın” Savcı Kiraz’ın ölümünde terörü destekleyenlere, 6-8 Ekim’de Diyarbakır’ı kana bulayan komutan Selahattin’e verdiği talimat için soruverin 1 ara, terörü övmek, teşvik etmek için kimlerden kaç para aldınız diye…

 

Belki de hayatı boyunca Çözüm Süreci’nin “milliliğine” güven duyup devleti ilk kez desteklemiş benimsemiş milyonlar var aramızda, (hatta vaktiyle ülkeden kaçmak zorunda kalanların hikâyelerine bakıp, dönüşlerindeki hikmeti de demokratikleşme çabalarında açıkça görebiliriz) başta dindarlar, Kürtler ve solcular (Cihangir Nişantaşı civarı ve yalı sahibi, paşa torunu solculardan bahsetmiyorum). Devletle aramızdaki fersah fersah mesafenin kapandığı zamanda,devletin eski sahiplerinin mesafesi açıldıkça, siyasetinden ekranından “sosyal sorumluluk mesajından” reklamından kaleminden, eskiden olsa imkânsız diyeceğimiz ilişkiler ağından, fetvalardan, sohbetlerden buyruklarından oluk olukkan ve tehditakanlarıntutumu da bize 1 şey anlatmıyor mu?

Sözün özü, Çözüm Süreci, Ortadoğu yanarken tutunabileceğimiz yegâne ip ve Türkiye bölgede tek güvenli ülke.

 

@yildirimyasemin

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.