Dershaneleri Kapatalım Ama...

  • 16.09.2012 00:00

 Geçtiğimiz günlerde başbakan Recep Tayyip  Erdoğan'ın 'dershaneleri kaldıracağız' sözlerinden sonra ortalık karıştı.

Öncelikle Türkiye’de dershanecilikle ilgili kısa bir bilgi verelim.
 

Türkiye'de toplam 4 bin 83 dershane faaliyet gösteriyor. MEB verilerine göre ülkemizde dershane bulunmayan il yok. 81 ilde toplam 4 bin 83 dershane faaliyet gösteriyor.
Verilere göre, İstanbul 657 dershaneyle ilk sırada; bunu Ankara (496) ve İzmir (187) izliyor. En az dershane bulunan il Ardahan ve bu ilde 2 dershane hizmet veriyor. Bu kenti 3 dershaneyle Kilis, Bayburt ve Tunceli izliyor

Diğer bazı illerimizdeki dershane sayısı ise Düzce ilimizde 11, Giresun’da 21, Sakarya’da ise 52 dershane var

Bu dershanelere 1 milyon 219 bin öğrenci devam ediyor. Bu öğrencilerin yaklaşık 100 bini burslu olarak dershanelerden ücretsiz olarak yararlanıyor. Dershanelerde çalışan öğretmen sayısı 50 bin diğer personel sayısı ise 20 bin civarındadır. Toplam personel sayısı 70 binden fazladır. Dershane ücretleri 6, 7 ve 8’inci sınıflar için 1.500 ile 4 bin TL arasında değişiyor. Lise 9, 10 ve 11. sınıflarda 2 bin TL ile 6 bin TL’ye, üniversite sınavlarına hazırlık sınıflarında ise 3 bin TL ile 10 bin TL’ye kadar çıkabiliyor. Bazı butik dershanelerde bu rakamlar 20-25 bin TL’yi buluyor. Dershanelerin tahmini cirosu, 1.5 - 2 milyar dolara ulaşıyor.

Bu kısa bilgiden sonra gelelim başbakanın açıklamasına

Başbakanın açıklamasının ilgili bölümü şöyle: Dershanecilik olayını kaldıracağız. Bunlar kim gücenirse gücensin bu benim halkımın ortak talebidir. Şunu soruyor haklı olarak okullar niye var? Biz iktidara geldiğimizde çok ilginç bir şeyle karşılaştık. Üniversite sınavı soruları ortaöğretim müfredatına göre değil dersane müfredatına göre hazırlanıyordu. Tamamen dershanecilere çalışıyorlardı. Benim parası olmayan gücü olmayan vatandaşım elinde davarı varsa onu satıyordu. Bu adalet mi? Bunu nereye kadar savunacağız.

Bu açıklama ilk bakışta doğru gibi görülebilir ama kazın ayağını hiçte öyle olmadığını düşünüyorum.

Dershaneler eğitim sisteminin sebebi değil sonucudur. Dershaneleri kaldırmakla rekabet ortadan kalkar mı? Tabiî ki hayır

Eleme sisteminin olduğu bir yerde dershane ve türevlerini yok etmeniz imkansızdır. Bunu yapacağını söyleyen kişi kim olursa olsun sözleri suya yazılmış yazıya benzer.

Üniversite  sınavları kaldırılınca  dershanelere olan talep ortadan kalkar mı? Sınav kalkarsa eleme okul başarısı üzerinden yapılacak demektir. Bu da rekabetin aynen sürmesi, eskiden üniversite giriş sınavları için girilen yarışa, yeni durumda okul başarısı için girişilmesi demektir. Öğrenciler üniversite sınavı için değil, ders notlarını yükseltmek için özel takviye almaya çalışırlar. Okul başarı puanı önemli olunca öğretmenler üzerinde müthiş not baskısı oluşur.

 Dershaneleri kapatmak düşüncesi yıllardır var ama bu imkan dahilinde mi? Zurnanın zırt dediği nokta dershaneler kapanırsa ne olacak?

Biran bu sistemde dershanelerin kapatıldığını düşünelim. Sonuç ne olur? Özel ders olayı ve merdiven altı kaçak dershaneler furyası başlar. Kaçak dershanecilik  sonucunda vergi kaybı, sağlıksız eğitim ortamı, sigortasız çalışan, denetimsiz eğitim demektir.

Ben ilke olarak bir özgürlük eseri olarak dershaneler kalmalı. Bu başlı başına girişim özgürlüğüne ve liberal ekonominin ilkelerine ters bir durumdur.

 

Zaman yazarı İbrahim Öztürk’ün yazısından bir bölüm “Öte yandan 'kapatıyoruz' buyurgan lafı da nereden çıktı? Hani Türkiye'de bir serbest piyasa ekonomisi, girişimcilik özgürlüğü vardı! Birileri şartlarına uyarak 'isteyene bilgi satmak' istiyorsa, birileri de gelip bu hizmeti satın almak istiyorsa, buna engel olmaya kalkmak neyin nesi? Buna göre 'Halk Ekmek'e rakip oluyor diye fırınlar, TOKİ'ye rakip diye inşaat firmaları da kapatılsın. Öyle mi? Hâlbuki tam tersi olmalı, TOKİ de Halk Ekmek de rekabet etmeli. Haksız devlet destekleriyle özel sektörün üzerine binip ezmemeli.”
 

Dershanelere gerçekten zengin çocukları mı gidiyor?

SETA'nın yaptığı araştırmaya göre çocuklarını dershaneye gönderen aileler ekonomide orta ve düşük kesimi oluşturuyor. Gelir düzeyi aylık 750 TL ve altında olan ailelerin çocukları dershanelere katılan öğrencilerin yaklaşık %85'ini oluşturmaktadır.

Zengin ailelerin çocuklarının dershaneye gittiği iddiası kocaman bir yalandır. Onlar çocuklarını özel okula gönderiyor, özel ders aldırıyor.

Eleme olduğu sürece bu iş devam eder. Sadece adı değişir. Hayatımız da sınav Bursluluk Sınavıyla başlıyor. Devamında SBS, LYS, LGS üniversite bitince KPSS, TUS, ÜDS vs.

Sınav eşittir dershane demek

Ülkemizde okullar arasında uçurum var. Bırakın İstanbul-Hakkari kıyaslamasını, küçük bir ilçedeki iki okul arasında bile kalite farkı var. Bu durumda dershane ve özel eğitime ihtiyacı ortaya çıkarıyor.

Diyelim ki ülkemizdeki bütün okullar da kalite eşit, bütün öğrenciler süper… Eleme yapmadan Galatasaray Hukuk’a Cerrahpaşa Tıp’a vs öğrencileri nasıl seçeceksiniz?

Şuan ülkemizin en iyi liseleri Fen liseleridir. Bu liselerde kalite sorunu yoktur. Eğitim çok iyidir ama öğrenciler hala dershaneye gidiyor. Neden acaba?

Elemenin kaldırılması imkânsız bir durum… Bu durumun devam etmesi demek dershane ve özel ders demek.

Dershanelerin kapatılmasından en büyük zararı SETA’nın araştırmasının da gösterdiği gibi orta ve alt gelir grubunda yer alan vatandaşlarımız görecektir. Dershaneler kapatılırsa zengin çocuğu ile fakir çocuğunun rekabet şansı da sıfırlanacaktır.

Devlet büyüklerimizin dershane konusunda iyi bir araştırma yapıp ona göre adım atacağına olan inancımız tamdır.

Zaman her şeyin ilacıdır demişler…

Kalın sağlıcakla…
 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.