• 24.02.2011 00:00
  • (3235)

Emin olmak için yeniden facebook’a girip baktım. Evet, yanılmıyorum. Türkiye’de halen yüzlerce Kaddafi yaşıyor. Adı Kaddafi olan tüm bu erkeklerin hepsinin doğum tarihinin 1969’dan sonraya ait olması tabii ki sürpriz değil. 1974- 1980 arası doğan Kaddafilerin sayısının yüksek olması da..


Libya’da çok küçük bir aşiretin adı olan Kaddafi’nin, Türkiye’de doğmuş bir erkek çocuğa verilmesi için 27 yaşındaki Albay Muammer Kaddafi’nin, genç subaylardan oluşan cuntasıyla 1 Eylül 1969’da Bursa kaplıcalarında dinlenen yaşlı Kral İdris’i devirmesi gerekecekti.


Facebook aramasında karşınıza çıkan Kaddafi adlı yüzlerce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının şöylece bir profillerine bakınca aralarında dindarlar, Atatürkçüler, solcular, Kürtler olduğunu görüyorsunuz. Petrolü “emperyalistler”in elinden kurtarıp devletleştirerek işe başlayan bu genç albay herkesin tam gönlüne göreydi çünkü.

Dindarlar onu Ömer Muhtar’ın mirasçısı dindar bir asker diye seviyordu. Türk solu ise liberal demokrasiden deli gibi nefret eden bu genç sosyalist albayı yıllardır oraya buraya bomba atacak kadar peşinden koştukları Milli Demokratik Devrim projesi için bir rol model olarak görüyordu.

Mısır’da Nasır ile başlayıp, 1966’da Suriye’de Hafız Esad, 1968’de Irak’ta –daha sonra iplerin Saddam’ın eline geçeceği- genç subaylar darbesi, 1969’da Sudan’daki Numayri darbesi ve Kaddafi’nin El Fateh darbesine en yüksek sesli alkışlar, parlamenter demokrasiye cici demokrasi diyen Doğan Avcıoğlu çevresinden yükseldi.


21 Ekim 1969’da yayımlanmaya başlanan Doğan Avcıoğlu’nun yönetimindeki haftalık Devrim gazetesi ilk kapağına Arap darbecilere selam gönderen bir yazı koymuştu. Derginin Hasan Cemal’in yönettiği Dış Haberler sayfalarında bu Arap sosyalist darbelerini öven yazılar çıkıyordu. Hasan Cemal, hayatının o dönemi ile yüzleştiği Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım da o yayımları “Devrim dergisinde, Irak’ta Saddam Hüseyin’i, Suriye’de Hafız Esad’ı, Libya’da Kaddafi’yi, Sudan’da General Numayri’yi ya da Mısır’da Nasır’ı sahneye çıkaran Batı karşıtı, Baasçı, otoriter rejimlerin propagandasını yapıyorduk” diye anlatır.

Kaddafi adı bütün Türkiye için ise, 1974’ten sonra bir efsane haline geldi. 1974 Kıbrıs Harekâtı’nda yalnız kalan Türkiye’ye açıkça destek evren tek ülke Kaddafi’nin Libyasıydı. ABD’nin silah ambargosu yüzünden yedek parça bulamayan Türk jetlerine silah depolarını açan, “Jetleriniz bizim havalimanlarına insin” diye açık teminatlar veren bu genç albay Anadolu kahvehanelerine fotoğraflarını astırmayı başardı.

Kaddafi ile yakın ilişkileri olan isimlerden biri 1974’te devrimin 5. yılı kutlamaları için Libya’ya giden Maliye Bakanı Deniz Baykal’dı. O ziyaretin dönüşünde Kaddafi, tarifeli uçakla ülkesine döneceğini öğrendiği Baykal’a kendi özel jetini tahsis etmişti.

Kaddafi’nin şanını iyice arttıran Kıbrıs Harekâtı sırasında Türk jetlerinin yanlışlıkla batırdığı Kocatepe Muhribi’nden sağ çıkanların Türkiye’ye getirilmesinde oynadığı rol oldu. Kurtardıkları arasında daha sonra 28 Şubat 1997’de yeniden yardımı dokunacağı muhribin komutanı, geleceğin Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya da vardı.

Libya ile ilişkiler dost ve kardeş iki ülkenin de ilerisine geçmişti. Karşılıklı sık ziyaretler sırasında Türkiye, Kaddafi’nin ardından 30’lu yaşlarında ülkenin iki numarası yakışıklı Yüzbaşı Abdusselam Callud’u keşfetti. Uzaktan akrabası olduğu söylenen Başbakan Bülent Ecevit’e derin bir hayranlık ve sevgi duyan Callud, giydiği mavi gömleklerle modayı etkiledi, Ecevit mavisi ile birlikte Callud mavisi moda oldu.

Aradaki bağ fikriydi de. 1976’da yine bir Libya’yı ziyaretinde Ecevit bu ideolojik dostluğu “CHP de Libya Arap Sosyalist Birliği Partisi de kapitalizm yolundan kalkınmayı reddettiği gibi komünizm yolundan kalkınmayı da reddetmektedir. Her iki parti de kalkınma uğruna insanın ezilmesini insanın sömürülmesini reddetmektedir” diye anlatıyor, görüşmede Kaddafi de “CHP ile görüşlerimiz paralel” diyordu.

Kaddafi Türkiye’de bir fikir adamı olarak da epeyce ciddiye alındı. Yeşil Kitap’ı tartışmak üzere 1979’da İstanbul’da bir konferans düzenlendi. Libya devletinin düzenlediği uluslararası Yeşil Kitap seminerlerine ise Türkiye’den Nevzat Yalçıntaş, Mustafa Erkal, Mümtaz Soysal gibi isimler davet edilip tebliğler sundular. İslamcı dünyada İrancılarla birlikte Kaddaficiler diye bir grup oluşmuştu. Anadolu’da MSP’lilere Kaddaficiler de deniyordu.


Kaddafi-Türkiye aşkına 1980 darbesi de iyi geldi. Kaddafi, darbeci meslektaşı Evren’i Yeşil Kitap’a çağırdı. Bu arada Türkiye’de kimsenin Kürt diyemediği zamanlarda Kürt meselesiyle ilgili Ankara’yı kızdıran çıkışlar yapmaya başladı.

1986 yılında ABD evini bombalayınca Kaddafi yeniden popülerleşti. O yıl yapılan bir ankette en çok konuşulan liderler sıralamasında Kaddafi Özal’ın ardından ikinci sırada gelerek Demirel’i geride bırakmıştı. 1989 yılındaki devrimin 20. yılı kutlamalarına Galatasaray da davet edildi.

1991’de Türkiye’nin Körfez Savaşı’ndaki tavrına kızan Kaddafi Öcalan’ı Libya’ya davet ederek Ankara’yı kızdırdı. 28 Şubat post-modern darbesine en az Fadime Şahin kadar yardımcı olan çadır krizini yeniden hatırlatmaya gerek yok.


Bugün haklı olarak manyak muamelesi yapılan Kaddafi’nin Türkiye’de böyle şanlı bir tarihi var işte. Demokrasiye uzak Kaddafi’ye yakın maziye unutulmasın diye yazdım...


[email protected]