• 17.04.2011 00:00
  • (4243)

18 yıl olmuş Özal gideli. O günü, annemin, anneannemin, yengelerimin bir yakınlarını kaybetmiş gibi ağlayışlarını hatırlıyorum. Cengiz Çandar’ı, Asaf Savaş Akat’ı, Mehmet Altan’ı, Nur Vergin’i yanına alıp yönettiği, Kanal 6’dan yayımlanan panelde, sivilleşme, yeni anayasa ve Kemalizm üzerine söylenen sözlerin beni nasıl heyecalandırdığını hatırlıyorum.

Fanatik ANAP’lı bir aile olarak şortuyla askeri kıta selamlamasıyla nasıl gurur duyduğumuzu hatırlıyorum.

Lise’deki Kürt arkadaşımın Özal’ı neden bu kadar çok sevdiği üzerinde düşündüğümü, daha sonra çok işiteceğimiz “Özal Kürt sorununu çözecekti o yüzden öldürdüler onu” iddiasını ilk ondan duyduğumu hatırlıyorum.

Görkemli cenazesini, cenazede taşınan sivil, dindar, demokrat cumhurbaşkanı pankartlarını...

Dün Başbakan Erdoğan’ı dinlerken bugün ölüm yıldönümü olduğunu bilmeden aklıma geldi tüm bunlar.

Türkiye’nin, benim bile tanıklık ettiğim, boşa geçen 18 yılı.

Cevapları ve çareleri bulunmuş sorunlar uğruna 18 yıl boyunca hayatını kaybeden binlerce insan, şiddetle, işkenceyle, haksız yargılanmalarla, yasaklarla örselenen hayatlar... Bir postmodern darbe, bir muhtıra, parke altlarından fışkıran darbe planları, askeri vesayet düzeni, şımarık ve kibirli askerler, onların siyasette ve medyadaki gölgelerinin gölgelediği hayatımızın 18 yılı...

18 yıl önce artık böyle yürümeyeceği anlaşılan bir rejimi ayakta tutmak için 18 yıl boyunca acımasızca destek yapılan tüm insanlar, söylenen yalanlar, oynanan oyunlar, çevrilen kumpaslar...

Bundan 18 yıl önce Öcalan’la temas kurmayı göze alan Özal,Kürt sorununu çözebilirdi.

Bundan 18 yıl önce sivilleşmeden bahsedenlerin ağzı ‘liboş’ diye kapatılmasaydı siyaset bu kadar yerlerde sürünmeyebilirdi.

Ama işte o gün geldi sonunda...

Bir iktidar partisinin seçim beyannamesinde Kürt sorunu için şöyle yazıldığı günleri gördük:

“Uzun süredir ilk kez bu yakıcı sorunun karşılıklı anlayış ve diyalogla çözülebileceğine dair toplumca bir umut ve beklenti belirmiştir. “Söz”e bir fırsat verilmesini gerektiği yönündeki politika, varlıklarını silaha ve şiddete borçlu olan herkesi ve herkesimi ürkütmüştür. Düne kadar sorunun adını bile koyamayan ve konuşmaktan çekinen Türkiye, artık en aykırı görüşlerin bile özgürce ifade edilebildiği bir ortama kavuşmuştur. Yaptığımız çalışmalar sonucunda en yakıcı konuların bile büyük bir olgunlukla ve hassasiyetle tartışabilir hale gelmesi demokrasimiz açısından çok önemli bir kazançtır.“

Dün başbakanın anlattığı AKP’nin “Hedef 2023” başlıklı seçim beyannamesinde içinden geçtiğimiz günleri tarihteki yerine koyan şu satırlar seçimlerden sonra sadece yeni bir anayasayı vaat etmiyor:

“Türkiye’de 1876’daki ferman anayasasından sonran hazırlanan 1921 anayasası, Türkiye’nin istiklal mücadelesi verdiği bir döneme rastlamıştı. 2011 seçimlerinden sonra hazırlanacak olan anayasa Türkiye’nin ‘istikbâl davası’ olarak hazırlanacaktır.”

Eski anayasalardan sadece Kanun-i Esasi’ye ve 1921’e göndermeyle, askeri anayasaları reddeden bir sivil anayasa taahhüdü bu.

İstiklal savaşının ürünü olan Cumhuriyet’in ilk anayasasından sonra “istikbal davası” nın ürünü olacak 2011 anayasası.

Cumhuriyetin ikinci anayasası. Ya da İkinci Cumhuriyetin ilk anayasası.

Yakında CHP de seçim beyannamesini açıkladığında görülecek. Türkiye eski Türkiye’yle vedalaşıyor. CHP’nin bir nevi Ergenekon’un KCK’sı haline gelmesine takılmayın. Kudretli paşaların, savcıların, Ergenekon sanıkların önünde kuyruk olduğu bir CHP siyasetin zaferidir.

AKP ve CHP artık bundan sonra hayırda yarışacaklar. Demirel-Ecevit’in çiftçiye daha fazlasını vermek için yarıştığı gibi, demokratikleşme, Kürt sorunu ve yeni anayasa konusunda daha fazlasını vermekte yarışacak Erdoğan ve Kılıçdaroğlu.

Kötümserlere, partizanlara, sandıktan çıkacak pata pat sonuçlarla önünden akan nehri tersine çevirebileceğini zanneden Molla Kasımlara bakmayın.

Türkiye psikolojik, moral ve entelektüel olarak birinci cumhuriyeti aşmıştı. Şimdi siyaseten ve hukuki olarak Birinci Cumhuriyeti tasfiye etmeye hazırlanıyor.

Başbakan çılgın projesini 27 nisanda açıklayacağını söyledi. Ama esas çılgın projesini farkında olmadan dün açıkladı.

Kayıp 18 yıl boyunca bir siyasi parti liderinin ağzından ancak bir çılgınlık anında duyulabilecek radikal demokratikleşme ve barış vaatleriydi Başbakan’ın aylardır beklenen çılgın projesi.

Dün Erdoğan, Özal’ın 18 yıl önceki çılgın projesini gerçekleştirmeyi vaat etti.

O halde beyannamenin başlığı şöyle değiştirilmeli:

Hedef 2023. 2. Cumhuriyetin 12’inci yılı...

[email protected]