• 21.04.2011 00:00
  • (2869)

Anlaşılmayacak bir şey yok. Seçimden sonra ilk sivil anayasasını yapmaya, Kürt meselesini çözmeye doğru giden bir ülkede seçime 50 gün kala meydana gelen bütün toplumsal ve siyasal olayların seçimle, yeni anayasayla, barışla bir ilgisi vardır.

Rejimin bir çakıl taşı yerinden oynayacak diye darbeler yapılmış, başbakan ve bakanlar asılmış, vatandaşlar için işkence tezgâhları kurulmuş, kurucusunun boşanma hikâyesinden, siyasi cinayetlere kadar her şeyin sır olduğu bir ülkede, bunu söylemek de komploculuk değil, siyasi analizdir.

Boru değil. Cumhuriyet tarihinin ilk sivil anayasası yapılacak. 30 yıldır devletin üzerine inşa edildiği Kürt meselesinde radikal adımlar atmaya hazırlanıyor devlet. Neredeyse bir rejim değişiyor.

Kronometre aleyhine işleyen müesses nizam tribünlerinden “Vur kır parçala bu maçı kazan” sesleri yükselmesi boşuna değil yani.

TESEV’in dün açıkladığı anayasa taslağı onlar için “Tehlikenin farkında mısınız” reklam filmi gibi.

Birkaç hafta boyunca Taraf sayfalarında okuduğumuz Ergun Özbudun, Serap Yazıcı, Mustafa Erdoğan, Etyen Mahçupyan’ın da içinde olduğu anayasa tartışmaları TESEV çatısı altında Can Paker, Cengiz Güleç, Tosun Terzioğlu, Ümit Cizre, Hasan Cemal, Mehmet Salih Yıldırım’ın katılımıyla sürmüş ve ortaya 12 Eylül Anayasası’nın tersine çevirerek yaratılmış şu âna kadarki en ilerici anayasa önerisi çıkmış.


Hadi toplantı çıkışı yaptığım espriyi buraya da yazayım: Bir gün bir liberal general darbe yapsa herhalde yeni anayasayı bu isimlerden oluşan bir komiteye sipariş ederdi.

Anayasa önerisinin hemen başındaki perspektif her şeyi çok iyi anlatıyor: Bize yol gösteren perspektif 1982 Anayasası’nın temel tercihlerini tersine çevirmek veya onlardan uzaklaşmak olmalıdır.

Serap Yazıcı ve Mustafa Erdoğan tarafından kaleme alınan anayasa önerileri yeni anayasa çıtasını o kadar yukarı çıkarıyor ki, muhtemelen seçimden sonra karşımıza çıkacak herhangi bir ortalama sivil anayasanın bir demokratı kesmesi mümkün olmayacak.

En başta ideolojisi olmayan bir anayasa bu. Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığı dışında milliyeti de olmayan bir anayasa.

Kurucu iradesini “bize Cumhuriyet’i emanet eden” atalarımızdan almıyor. Devleti tanımlayarak işe başlamıyor. Okuyanda “Bunu yazan devlettir” hissi uyandırmıyor. Çünkü “Biz Türkiye Cumhuriyeti Halkı” olarak başlıyor bu anayasa. Türkiye Cumhuriyeti Halkı... Ne kadar garip geliyor insana değil mi? Resmî belgelerde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni görmeye alışmış bir halk için kendinden böyle bahsedilmesi tuhaf... Tüyleri diken diken edecek kadar tuhaf hatta gurur verici...

Anayasa önerilerinden ayrıntıları Tuğba’nın haberinde okuyacaksınız. Ama Türkiye’de demokrasinin çıtasının ne kadar yükseğe çıktığını bizzat görmek için tam metni bulup okuyun derim.

Bundan dört yıl önce ellerinde bayraklarla meydanları doldurmuş medyanın, üniversitenin, sanatçıların arkalarında olduğu milyonlara karşı darbenin kötü bir şey, demokrasinin iyi bir şey olduğunu anlatmak için sokaklara çıkmak zorunda kalmış biri olarak söylüyorum bunu.

Neredeyse adı “Damat Ferit”ten “Damat Ferit Paşa”ya çıkacak, bu kez darbe olduğu için değil, darbe olmadığı için başının bitlenmesinden korktuğum Tarık Akan gibi darbelere karpuz muamelesi çekip, iyisini tıklatıp tezgâhtan seçen bir kalabalığa karşı bazen bir kâbustaki gibi sesimizin çıkmadığını hissediyorduk.

Aradan dört yıl geçti. Bu dört yıl içinde CHP’nin başına bile yarın darbe olsa tankın üzerine çıkacağına söz veren biri oturdu. Kötümserler bunu bundan sonra darbelerin tankla yapılmayacağının bir işareti olarak yorumlayadursun.

Sonuç ortada.

Dört yıl sonra resmî ideolojisi olmayan, değiştirilmez maddeleri olmayan, zorunlu askerlik yerine vatan hizmeti öneren, Genelkurmay Başkanı’nı sadece Milli Savunma Bakanı’na bağlamakla kalmayıp, yüksek askerî atamaları da Bakanlar Kurulu’nun takdirine bırakan, Kürt sorununu çözecek bir yerelleşme öneren bir anayasa taslağına kadar vardık.

TESEV önerisi demokraside geldiğimiz son noktadır. Çıta son olarak buraya çıkarılmıştır.

Biraz şımarıkça gelebilir ama sormadan edemeyeceğim:

Arttıran yok mu?


[email protected]