• 26.04.2011 00:00
  • (3788)

Kim derdi ki gün gelecek Türkiye’ye aynı sosyolojik gözlükle baktığımızı düşündüğüm Alper Görmüş ve Gürbüz Özaltınlı’yla aramıza Ergenekon ve CHP girecek diye.

Hem de yazı arşivimde onlarca Ergenekon yazısı ve Kılıçdaroğlu’nun seçildiği günlerde edilmiş pek çok “CHP değişmedi, bu ılımlı Kemalizm” diyen cümle beni yalanlamak için orada dururken.

Hem de bugün.

“Ergenekon silah bıraktı” yazıma gelen bu iki zihin açıcı eleştiriye cevap vermek için herhalde yazınsal strateji açısından en kötü gün bugün.

Çünkü bu yazı yazılmadan birkaç saat önce Kılıçdaroğlu Zonguldak’da yaptığı mitingde birinci sıra adayı Haberal için “Yiğit adam, bizim, Zonguldak’ın ve Türkiye’nin onuru” dedi.

Bir de başarısızlıkla sonuçlanan bir küfretme girişiminde bulundu.

Zonguldak’tan tam bir gün önce Batman’da KCK davası için “Ben belediye başkanını seçiyorum, sen içeri tıkıyorsun, Olur mu bu” eleştirisini getiren Kılıçdaroğlu’nun, Zonguldak’ta ağzından küfür gibi sözler çıkan Kılıçdaroğlu ile ilişkisi ancak bir isim benzerliği olabilir...

Zonguldak’ta “Başbakan’a ana...” diye başlayan, siyasi hayatının kenarında dolaştığını fark edince de “Hadi söylemeyelim” diye tatlıya bağladığını zannettiği başarısız küfür denemesi de, darbelere karşı olduğunu söylemek istediği bir anda orduya da kıyamamanın çaresizliğiyle söylediği “asker çok meşgul darbe yapamaz ki” sözü de, ancak bir Yıldırım Akbulut disleksisiyle açıklanabilecek “anadil sorunu yok analar çocuklarına dillerini öğretiyorlar” sözleri de...

Tüm bunlar Haberal’dan KCK tutuklularına gidip gelen karışık bir zihnin, Lenin’i Atatürk olan 90 yıllık bir partinin Gorbaçov’u olup olmamaya karar verememiş bir liderin travmatik ruh halinin eserleri...

Kılıçdaroğlu’nu Kemalizm’in Gorbaçov’una benzeten ilk kişi ben değilim. Kemalizm’in bir nevi hakikati çıplak söyleyen Bişr-i Hafisi olan Yalçın Küçük, Kılıçdaroğlu üzerine İkinci Gorbaçov Vakası diye bir kitap yazdı bile. Bir süredir de kanal kanal dolaşıp CHP liderinin CIA bağlantısından girip, okyanus ötesiyle bağlarından çıkarak o camiada, Kılıçdaroğlu’nun Başbakan’a edemediği küfürden daha ağır küfür hükmündeki sözleri ediyor.

Normal insanlar için bitmez tükenmez bir Zaytung şakası kaynağı olsa da CHP’nin sosyolojik tabanı için hala büyük bir stratejist olan Banu Avar’ın hakkında şöyle yazılar yazdığı da bir lider Kılıçdaroğlu: CHP’de değişen hiç bir şey yok CHP bizim bildiğimiz yada olmasını istediğimiz Atatürk’ün partisi değildir, asla da olmayacaktır.

“CHP’de değişim” derken bile herkesin aklından başka bin bir tilki geçen puslu bir dağ başında yolunu bulmaya çalışıyor Kılıçdaroğlu. Gürsel Tekin’in tilki taktikleri dışında bir hakiki mürşidi de yok. Küfürden espri çıkaracak hitabeti, Akbulut fıkralarına doğru giden cümleler bu yüzden...

Ama bu karavana atışlar bile CHP surunda bir gedik açabildi.

Banu Avar’ın yukarıdaki cümlesi, merkez laik medyanın laik seçmenlerden tek birinin bile CHP dışında bir yere gönlü kaymasın diye görmezden geldiği Cumhuriyet Güç Birliği Bağımsız Adayları’ndan Tuncay Özkan’a destek için yazılmış, CHP’ye küskün ve öfkeli bir yazıdan alındı. İstanbul’da Tuncay Özkan, Çetin Doğan, İzmir’de Doğu Perinçek, Ankara’da Ceyhan Mumcu’yu aday gösteren girişim, CHP ve DİSK gibi yapılar dışında bundan dört yıl önce milyonları sokağa döken Kemalist koalisyona tekabül ediyor.

ADD’lerin pek çok şubesi, Levent Kırca, Ferhan Şensoy, Kadir İnanır, Nihat Genç, Sina Akşin, tabi ki Yalçın Küçük gibi camianın bütün demirbaşları girişimin içindeler.

Dünkü Aydınlık Gazetesi’ne göre bağımsız adaylar için oy isteyen kaygılı Kemalistlere Hüsamettin Cindoruk da eklendi.

Yalçın Küçük’ünküler kadar acıtıcı da olmasa da, bağımsız aday seçim kampanyasının okları daha çok “AKP’leşen CHP’ye” dönmüş durumda.

Düne kadar pembe dosyalarıyla her akşam Tuncay Özkan’ın televizyonunda cumhuriyetin tek kör kuruşunun hesabını soran inanmış bir Kemalist bürokrat olan Kılıçdaroğlu’nun yeni CHP’sine kırgınlıktan öfkeye dönen duygulara sahipler.

Yeni CHP, “darbelere karşıyız”, “yeni anayasa önceliğimiz”, Kürt sorunu, yerel yönetimlere özerklik, anadilde eğitim dedikçe ya da laiklik, “Silivri Toplama Kampı” demedikçe kalabalıklaşıyor bu koalisyon.

Yani Batı Cephesi’nde değişen bir şey var özetle.

Kılıçdaroğlu “Haberal onurumuzdur” diyerek bastırmaya çalışsa da, küfür denemeleriyle AKP’ye karşı herkesten daha hınç dolu olduğunu ispata kalkışsa da, Ergenekon’dan üç aday gibi hamlelerle tarihsel bloktan sızacak suların önünü kesmek için ön almaya çalışsa da karşı cephedeki çatırtı sesleri buraya kadar ulaşıyor artık.

Merkez medyanın Kılıçdaroğlu’nun seçim beyannamesinde yaptığı şu ana kadar herhalde ancak BDP’ninkinden geride kalmış olan Kürt sorunu çözümü önerilerini, KCK açılımını görmezden gelmesinin sebebi de bu çatırtı seslerini daha da artırmamak... Bu çatırtı sesi Türkiye’nin demokratları içinse hayırlı gelişmelerin habercisidir. Yeter ki kulaklarımızın pasını silelim ve duymaya çalışalım....

Tabi havada uçuşan küfürler hariç...

[email protected]