• 26.06.2011 00:00
  • (7963)

Korkulu gözlerle bakan adamın adı Mahmut İlhan.

Köyünden zorla çıkarılıp Silopi’ye sürülmüş bir aileden. 1988 yılında kardeşiyle birlikte tutuklanıp PKK’lıların yerlerini göstermeleri için Cudi Dağı’ndaki bir operasyona götürülmüş. “Şu mağaraya bir bakayım” diyerek kaçmış askerlerin elinden. Kardeşinin önünde arkadan taranmış, ama kurtulup PKK’ya katılmış.

Geride bıraktığı karısı, çocuğu ve ailesi sağ olduğunu haberlerini almışlar.1994 yılına kadar. Önce haberler kesilmiş. Sonra da bir çatışmada öldüğü haberi gelmiş.

Cenazesi hiç gelmemiş ama ümitler kesilmiş...

Ta ki 2006 yılında Sky Türk’te yayınlanan Serdar Akinan’ın Kan Uykusu belgeselinde onu görene kadar.

2000’lerdeki milliyetçi tırmanışın katarsis anlarından biri olan o belgeselden bize nefretle doldurulmuş gençlerle birlikte miras kalan Osman Pamukoğlu, kuvvetleriyle iktidara yürümekten daha yeni vazgeçti. Erdal Sarızeybek ve buğulu mavi gözleri ise öfke patlaması anlarında başvurulmak üzere hâlâ televizyonların konuk odalarında bekletiliyor...

“Bayrağımız ordaydı... Devlet yoktu. Bir kurmay albay görevi kabul etti. Binlerce Mehmetçikle destan yazdı” diye Hollywoodvari bir girişle açılan bu ilk Türk Vietnam filmi tadındaki belgeselde anlatılan “destan”, Pamukoğlu’nun “Askerime leş toplatmam” sözleriyle manşetlere çıktığı 1993’teki Hakkâri operasyonu.

Belgeselin ortasında bir yerinde asker kamerasının çektiği bir PKK’lının yakalanışı görüntüsü “İlk kez yayınlanan görüntüler” altyazısıyla giriyor.

Hakkâri İkiyaka dağlarında 1993 ağustosunda bir akşamüstü. Kamera saatine göre saat 17:00-18:00 suları.

Arazi taraması sırasında bir kovukta elinden yaralı olarak bulunan PKK’lı korku içinde etrafına toplanmış askerlere bakıyor.

Bir asker su veriyor PKK’lıya, bir sıhhiyeci elindeki yarayı sarıyor. Kameranın kayda geçiş nedeni anlaşılıyor böylece. Bu videonun bu propaganda kasetine özenle yerleştiriliş nedeni de.

Merhamet taklidi yapan otoriter bir ses “Niye öldüreyim, yazık günah sana” diyor.

O sesin sahibi olan, timin komutanı Binbaşı Serhat Karadeniz’i az sonra belgeseldeki bayraklı fonun önünde dinliyoruz:

“O kadar inandırılmıştı ki kesinlikle ve kesinlikle kendisini öldüreceğimizi beynine yerleştirmiş örgüt bunun. Kendisini teselli edip iyi bakacağımı söylememize rağmen çok güzel de ikna edilmiş. Kendisinin takım komutanı olduğunu itiraf etti, nereli olduğunu söyledi ama grup hakkında bilgi vermemekte direndi.”

Ordumuzun kahrının nasıl şedit olduğunu saatlerce anlatan belgeselin, uzun uzun dakikaları yaralı bir PKK’lıyı tedavi eden asker görüntüleriyle lütfunun da ne kadar karşılıksız olduğuna ayrılıyor. Diyaloglar, yaralı eli pansuman görüntüleri herşey kurmaca.

Görüntüler Pamukoğlu ile siyasete de giren emekli binbaşının “Biz bunun tedavisini yaptık doktorlar tarafından daha ileri sorgu için tugaya gönderdik” sözleriyle bitiyor.

O PKK’lı, evet, 12 yıldır öldü bilinen Mahmut İlhan. Komutanın lafı biraz yuvarlayarak söylediği o cümlecik, İlhan ailesi için bir ümit vesilesi oluyor. Acaba hafif yarası tedavi edilmiş ve ifadesi alınıp tutuklanmış olabilir miydi? Peki, nerdeydi ve niye bugüne kadar tek bir haber bile alamamışlardı ondan.

Aile belgesel üzerine bütün kapıları çalıyor. Her yere bakılıyor, soruluyor. Mahmut İlhan adına hiçbir yerde rastlanamıyor. Son olarak 2010 yılında BDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata İçişleri Bakanı’na bir soru önergesiyle soruyor İlhan’ın ve yine 1994 yılında son olarak Ertürk Yöntem’in TRT’deki programında göründükten sonra haber alınmayan PKK’lı İbrahim Yüce’nin akıbetini. Cevap iki ay sonra geliyor. Bakan Atalay imzalı yazılı cevapta “İbrahim Yüce ve Mahmut İlhan hakkında kayıtlarda herhangi bir bilgi ve belge yok” deniyor.

Mahmut İlhan’ın akıbeti hakkındaki son bilgiler Murat Karayılan’ın Bir Savaşın Anatomisi kitabında yer aldı. “Bize gelen bilgilere göre” diyen Karayılan, İlhan’ın o videonun çekilmesinden bir saat sonra öldürüldüğünü anlatıyor.

1994’te programa çıkardığı PKK’lıdan hâlâ haber alınamayan Ertürk Yöntem son olarak geçen ay Ankara’daki Gazetecilere Özgürlük yürüyüşünde en önde görüldü.

Mahmut İlhan’ın son görüntülerinin propaganda için yayınlandığı Kan Uykusu’nu yapan Serdar Akinan ise Kandil’de Karayılan’la Kürt sorununu müzakere edip, PKK içinde “Ergenekon’da görüş ayrılığı yok” mesajlarını ovaya indirirken, köşesinden ve twitter’ından “Kürt halkının demokratik özerklik taleplerini anlamalıyız” çağrıları yaparken, Kürt haklarının son yılmaz savunucusu yakın arkadaşı Nuray Mert’e destek çıkarken...

30 yıldır bu savaş neden bitmiyor ki zannediyorsunuz?

 


Kendi inisiyatifiyle...

Oya Eronat linç ediliyor günlerdir. Hatip Dicle’nin YSK’ya takılan mazbatasını hemen almaya giden AKP’nin Diyarbakır altıncı sıra adayı. Benim içinse 3 Ocak 2008’de dershane saldırısında üniversiteye hazırlanan 17 yaşındaki tek oğlu Eren’i kaybeden bir Kürt anne o. Evet öfkeli. Belki bu yüzden siyaset dehlizine hiç sokulmamalıydı. O saldırı için HPG sitesinde önce “Ölen gençlerin ailelerinin TC devletinin kirli politikalarına alet olmamaları gerekiyor”, “Kürdistan’ın başkentinde kendine sefa sürenlere insani tepki gösterildi” yazıları çıktı. Tepkiler büyüyünce de “Eylem, güçlerimize bağlı bir birimin kendi inisiyatifi ile gerçekleştirilmiş olma ihtimali mevcuttur” gibi bir açıklama. Bir musluk tamirinde iki fayans kırılmış gibi... Oya Hanım’ın acısını o mazbata gidermez ama belki ona karşı daha saygılı bir dil helalleşmek için bir başlangıç olur...