• 4.11.2011 00:00
  • (4429)

 Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in anayasa toplantısı için Dolmabahçe Sarayı’na gelen medya temsilcileri, görkemli ana kapıdan geçip, Hasbahçe’nin bitimindeki mermer merdivenlerden çıkarak Medhal Salonu‘na ulaştılar. Burası imparatorluğun çökmekte olduğunu dünyaya çaktırmamak için hiçbir şatafattan kaçınılmayan sarayın görkemli ana giriş salonu. Bir zamanlar büyük kapılar altından ve muhteşem bir bahçeden geçirilen elçiler bu debdebeli salonda padişahla görüşmek için bekletilirdi.


Medhal, giriş demek. Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in Anayasa Komisyonu’nun çalışma esaslarını medya temsilcilerine anlattığı toplantı da zaten bir Anayasa’ya giriş toplantısı gibi geçti.
 

132 yıl sonra Dolmabahçe’ye döndüler

Bundan 133 yıl önce ilk anayasamız Kanun-i Esasi ilan edildikten sonra ilk Meclis de biraz ilerideki Muayede Salonu’nda toplanmıştı. O Meclis’te 69 Müslüman ve 46 gayrimüslim yer almıştı. 132 yıl sonra, aynı sarayda ilk kez resmi bir toplantıya davet edildikleri için teşekkür eden Ermeni, Yahudi ve Rum gazetelerden dört yöneticisinin salondaki varlığı, anayasa yapım sürecinin demokratikliği ve katılımcılığının ilk işareti gibiydi. Agos’tan Rober Koptaş, kapanmaktan son anda kurtarılan Apoyevmatini‘den Mihail Vasiliadis ve Şalom’dan İvo Molinas (en eski Ermeni gazetesi Jamanak da toplantıda temsil edildi) tek tek söz alarak anayasa yapım sürecine Lozan’da hakları verilmiş azınlıklar olarak değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları olarak katılmak istediklerini vurguladılar.
 

Silivri’den Anayasa toplantısına

Salondaki çeşitlilik onlarla sınırlı değildi. Ergenekon davasında uzun süre tutuklu kaldıktan sonra bir süre önce tahliye edilen Serhan Bolluk, Aydınlık Gazetesi yöneticisi olarak toplantıda Cumhuriyet Bayramı yasaklanan bir ülkede anayasa yapmak konulu bir bildiri okudu. Haydar Baş cemaatine ait Mesaj ve Meltem Tv yöneticileri 20 yıldır ilk kez bir resmi toplantıya davet edildikleri için teşekkür ettiler. Toplantıda Evrensel Gazetesi’nden İhsan Çaralan ile Yeni Asya’dan Kazım Güleçyüz son KCK tutuklamalarıyla ilgili eleştirel konuşmalar yaptı. Toplantıya başka bazı medya organlarıyla birlikte son anda da olsa Özgür Gündem’in yöneticisi sıfatıyla insan hakları savunucusu Eren Keskin de davet edilmişti. ( Ama toplantıda yoktu)

Anayasa yapım sürecinin katılımcılığı ve demokratikliği için masanın başında Cemil Çiçek ile birlikte oturan 12 komisyon üyesinden beşinin adlarını saymak bile yeterli: CHP’den Süheyl Batum, AKP’den Mustafa Şentop, MHP’den Tunca Toskay ve toplantıya en çok ilgi gösteren BDP’den Sırrı Süreyya Önder ve Altan Tan. Toplantının başında kırmızı çizgisiz, eskiye referans yapmayan yeni bir anayasayı vaad eden şu sözlerin sahibinin Cemil Çiçek olduğuna inanmak zor:

“12 Eylül yönetiminin 1982 Anayasası ile Türkiye’ye bıraktığı otoriter mirasın, Anayasa’da yapılacak kısmi değişikliklerle ortadan kaldırılamayacağı açıktır... Geçmişte yapılan değişikler göstermiştir ki, o anayasayı restore ederek, demokrasinin evrensel standartlarına ulaşamayız... TBMM olarak birey odaklı, özgürlükçü ve demokratik temsil esasına dayanan bir anayasa yapmak istiyoruz. Yeni bir anayasa konusunda milletimizi hayal kırıklığına uğratma şansımız olmadığı inancındayız. Bu anlayış, tüm parti ve komisyona katılan üyelerin de öncelikli paylaştığı bir husustur.’’
 

2013’e kadar anayasa hazır

Yeni anayasa yapım süreci konusunda AKP, CHP, MHP ve BDP’nin 3’er üyeyle temsil edildiği Anayasa Komisyonu’nda mutabık kalınan ve Çiçek’in basına dağıttığı 15 maddelik çalışma usullerinde de her şey demokratiklik ve katılımcılık ilkesine uygun hazırlanmış gözüküyor. Anayasa takvimi de belli. Komisyon dört aşamada çalışmalarını 2012 yılı sonuna kadar tamamlamayı planlıyor.

Birinci aşama şimdi içinde olduğumuz “katılım, veri toplama ve değerlendirme aşaması.” Anayasa yapım sürecine dışarıdan yapılacak tüm katkılar bu aşamada toplanıp, değerlendirilecek. Yazılı görüş bildirme için son tarih 31 Aralık 2011. Toplanan görüş ve anayasa taslaklarının değerlendirme işi ise Nisan 2012’de bitirilecek. Anayasa web sitesi sinek avlıyor
 

Bunun için açılan

“http://yenianayasa.tbmm.gov.tr” adresini üç hafta içinde TBMM içinden 1600, dışından da 2100 kişi olmak üzere toplam 3700 kişinin web sayfasını ziyaret ettiğini açıkladı Cemil Çiçek. Bu rakam sıradan bir blog sayfasının 3 haftalık tıklanma performansının bile altında. Şu ana kadar da sadece 1100 kişi görüş ve önerilerini eposta yoluyla komisyona ulaştırmış. Gelen tüm önerileri değerlendirmek üzere üç teknik komisyon kurulacak. Bu komisyonlarda her parti birer üyeyle temsil edilecek. Bu üç teknik komisyon siyasi partilerden gelen önerileri değerlendirecek komisyon, meslek örgütlerinden sorumlu komisyon ve sivil toplumdan sorumlu komisyon. Nisan 2011’den sonra geçilecek ikinci aşamada komisyon temel ilkeleri belirleyip ve metni oluşturacak. Ardından üçüncü aşamada metin kamuoyuna sunulacak ve tartışılacak ve tüm aşamalardaki geri dönümler sonucunda taslak gözden geçirilip bir teklif haline getirilecek ve en geç 2012 sonuna kadar Meclis’e sunulacak.
 

Her şey demokratik de...

Buraya kadar her şey demokratik görünüyor. Aslında bundan sonrası da gayet demokratik. Sorun biraz da bundan çıkıyor zaten. Komisyonda tüm kararlar mutabakatla alınacak. Çalışma usullerinden altıncı madde aynen şöyle: “Komisyon, Komisyonu oluşturan bütün siyasi partilerin mutabakatı ile karar alacak. Karar alınmayan konular, komisyonun uygun göreceği zamanlarda yeniden değerlendirilecek. Sürecin tamamlanıp tamamlanmadığı ve nihai metnin tekemmül edip etmediği hususu dahi mutabakat ile belirlenecek.”

13. madde ise şöyle: “Komisyon, Anayasa taslak metni, gerek uzlaşma ve yasama komisyonlarında, gerekse Genel Kurulda, partilerin mutabakatı olmadıkça değiştirilemeyecek ve ekleme yapılamayacak.”

Çok çok demokratik ama tüm anayasa sürecini bir anda bitirecek madde ise son madde: “Komisyonun görevi, anayasa teklifinin, Genel Kurul’da kabul edilip, kanunlaşmasıyla veya siyasi partilerden birinin çekilmesi ya da çekilmiş sayılmasıyla sona erecek. En az 3 toplantıya mazeretsiz katılmayan siyasi parti komisyondan çekilmiş sayılacak.”
 

Başka bir paradigma başlar

Yani özetle ya MHP, BDP, AKP ve CHP’nin her konuda mutabık olacağı bir anayasamız olacak ya da hiç. Bir parti istediği an komisyondan çekilerek tüm komisyon çalışmasını da sonlandırabilecek. Tabii Cemil Çiçek’e bu aşırı mutabakattan anayasa çıkıp çıkmayacağı soruldu. Mesela vatandaşlık tanımında MHP Türk kelimesinde, BDP ve AKP Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ifadesinde diretirse ne olacak? Çiçek bu sorulara net yanıtlar vermektense “zamanı gelirse başka bir çaresi bulunur” ya da o zaman “bu paradigma biter başka bir paradigma başlar” gibi cevaplar verdi.
 

AKP’nin A Planı

Komisyonun stratejisi önce uzlaşılan maddeleri halledip kriz yaratması muhtemel maddeleri en sona bırakmak olarak özetlenebilir. Uzlaşılan maddelerden bir taslak yapıp geri kalanını sonra Meclis’te halletmek gibi önerilere de kapıyı kapatmadı Çiçek. Ama bu 12 birbirine benzemeyen adamdan bir anayasa taslağı çıkması epeyce zor gözüküyor. Belki de bu “mutabakat komisyonu” yeni anayasa isteyen AKP’nin denenmesi zaruri A planıdır. Medhal Salonu’ndan çıkarken “Umarım bir B planları da vardır” diye düşündüm. 2. Abdülhamit Kanun-i Esasi’yi askıya alma kararını Dolmabahçe Sarayı’nda mı Yıldız Sarayı’nda mı vermişti?