• 5.02.2013 00:00
  • (11245)

 İki haftalık ara vermiştim. Bu arada çok garip şeyler oldu

En sonuncusundan başlayalım. Savcı Devrimci Karargâh davasında yargılanan Hanefi Avcı için49,5 yıl hapis cezası istedi. Herhalde klasik ucuzluk numarasıyla fazla görünmesin diye 50 değil de 49,5 yıl istedi. Savcıya göre Hanefi Avcı’nın suçu şu:


“Devrimci Karargâh terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek, yargı görevini yapanı etkilemek, soruşturmanın gizliliğini ihlal, verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek, terörle mücadele görev yapan kişileri terör örgütlerine hedef göstermek, vahim nitelikte silah bulundurmak.”

İlk suçtan başlayalım. Devrimci Karargâh diye bir örgüt olduğu malum. Sonradan törenlerle gömülen bir militanı örgütü için çarpışarak bile öldü. İddianameye göre Hanefi Avcı’yla bu örgütün bağlantı noktası olan, Avcı’nın işkence ettiği sonra da özür dilediği, Nejdet Kılınç, geçen nisan ayı tahliye edilmişti. Savcı onun hakkında daha az bir ceza istemiş.


Hanefi Avcı’nın Devrimci Karargâh örgütüne bilerek ve isteyerek yardım ettiğine Türkiye’de savcı dâhil inananların sayısı, Şangay Beşlisi’ne üye olan ülke sayısından fazla değildir herhalde.
 Ama ne gerek var. Hazır elde maymuncuk gibi Terörle Mücadele Yasası var.

2. maddesi “Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır ve örgüt mensupları gibi cezalandırılırlar” diyor. Ona girmezse güneşin altındaki herkesi bir gün terörist yapabilecek 2003 yılında değiştirilen çok insanın canını yakan ve 4. Yargı Paketi’nde nihayet değişmesi beklenen 7. Madde’nin ikinci fıkrası var:


“Yukarıdaki fıkra uyarınca oluşturulan örgüt mensuplarına yardım edenlere veya şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde propaganda yapanlara fiilleri başka bir suç oluştursa bile ayrıca bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş yüz milyon liradan bir milyar liraya kadar ağır para cezası verilir.”

Yeter ki birini terörist yapmayı gönülden iste. Kitabına uygun bir terörist bul onu ikinci, olmadı üçüncü, en çok dördüncü aracıdan sonra Sneijder’la ilişkide göstermek bile mümkün. Ömrü bu işlerle geçmiş Emniyetçi Hanefi Avcı’yı bırakın Devrimci Karargâh’ı herhalde Kolombiyalı FARC gerillalarına yardım ve yataklığa bile sokmak mümkün.

Avcı’nın zaten esas suçu bu değil. Esas suçlar: “Yargı görevini yapanı etkilemek, soruşturmanın gizliliğini ihlal, verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek, terörle mücadele görev yapan kişileri terör örgütlerine hedef göstermek, vahim nitelikte silah bulundurmak.”

Benim gibi pasifizmin sınırlarında dolaşan biri için bir meyve bıçağı bile vahimken, vahim nitelikte silahtan kastın ne olduğunu bilmiyorum doğrusu. Eski bir Emniyetçinin çekmecesinden silah çıkmış olması, makyözün çekmecesinden ruj çıkmasından daha şok edici olmasa gerek.

Elde kaldı dört suç: “Yargı görevini yapanı etkilemek, soruşturmanın gizliliğini ihlal, verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek, terörle mücadele görev yapan kişileri terör örgütlerine hedef göstermek.”


Bu suçu aslında bire düşürmek mümkün: “Kitap yazmak.”

Ergenekon savcılarının ve polislerinin Cemaatçi olduğunu söyleyen bir kitap yazmak.

O kitaba inanmayabilirsiniz. Ekipler arası bir hesaplaşma olarak şüpheyle bakabilirsiniz. O kitapta anlatılanları manipülasyon olarak da görebiliriz. Bilinçli bir kampanyanın propaganda faaliyeti de olabilir. Şahsen ben Hrant Dink’in basit bir cinayetle öldürüldüğünü söyleyen bir kitaptaki diğer anlatılanlara da şüpheyle bakarım. Her neyse.

Ama tüm bunlar o kitaba karşı, polis ve savcılara Hanefi Avcı’yı bir örgüt soruşturmasından tutuklayıp, 49,5 yıl hapsini isteyerek kendilerini koruma hakkını vermez. Bir kitaba karşı, yazarını mahkemeye vererek, iddialara basın üzerinden cevap vererek, olmadı karşı kitapla cevap verilir. Sevmediğiniz adamları eldeki hukuki boşluklardan faydalanıp örgüt soruşturmasına dâhil ederek değil.

Polis ve savcılar, herhalde kendi kişisel meselelerini ekip içi çatışmalarını ellerindeki hukuk silahıyla bu kadar göstere göstere çözmeye çalışırken şuna güveniyorlar. Darbecilere, yasadışı yapılanmalara karşı daha önceki başarıları yüzünden kamuoyu onlara kefil olacaktır nasıl olsa.

Valla en azından ben daha önce Ergenekon ve benzeri davaları desteklemiş biri olarak o kadar salak olmadığımı bildirmek isterim. Hanefi Avcı, Meydan Larousse ciltleri kadar kitap yazsa, bu davalara polisler ve savcılar kadar zarar veremezdi.

Biz darbelerle, yasadışı yapılarla, derin devletle mücadele edilmesine, adalet yerini bulsun, Türkiye demokratik bir ülke olsun ama en çok da güvenlik kurumları bize vasi olmaktan vazgeçsin diye destek verdik.

Maalesef polisler ve savcılar kendilerine açılan bu krediyi eski vesayet düzenini taklit ederek harcadılar. Demokratik bir ülke kurulmasına büyük katkısı olmuş savcılar ve polisler, asker kafasının kuzeni olan Emniyetçi kafasında ısrar edince, tıpkı askerler gibi işlerini iyi yapmaktan çok siyasete nizam vermeye heveslenince, demokratik bir ülke olmanın önündeki en ciddi engellerden biri hâline geldiler.

Kendilerine açılan krediyi o kadar kötüye kullandılar ki dün onların açtığı davalarda kendisini savcı ilan eden Başbakan, dayanamayıp avukatlar tarafına geçti.

Bunu söyleyen herkesi “Ergenekoncu”, “Birileri tarafından yönlendiriliyor”, “Operasyona alet oldu”, “Askerlerle anlaştı” diye suçlayanların oturup biraz da birkaç yıl önce kahraman muamelesi gördükleri kamuoyunda bugün yarattıkları büyük güvensizliğe bakmaları gerek.


Temizlenirken bile kirlenmeyi başardık. Bununla ne kadar iftihar etsek azdır...


[email protected]