• 7.03.2014 00:00
  • (4214)

 Sadullah Ergin: Bu Hüseyin Albay’ın durumu inşallah YAŞ’a yetişecek efendim, Şura’ya! O “bozma”dan sonra Yargıtay’daki Bozma’dan sonra, mahkeme 18’ine duruşmaya bıraktı. İstanbul Silivri Mahkemesi. 18’indeki duruşmada bitirilmesini öngörüyoruz inşallah.

Başbakan Erdoğan: 20’sinde tatil başlıyor...

Sadullah Ergin: Adli tatilden önce… Çıksa da, şûrada elimizi rahatlatır efendim.

Başbakan Erdoğan: İnşallah.

Sadullah Ergin: Peki efendim, hayırlı çalışmalar... 

Başbakan’ın doğruladığı bu yasa dışı dinleme “tape”sinde evet ‘yargı’ya bir müdahale söz konusu.

Peki tırnak içindeki ‘yargı’ya Hüseyin Albay için neden müdahale etmeye çalıştı Başbakan ve Adalet Bakanı?

Albay Hüseyin. Tam adı Kıdemli Kurmay Albay Hüseyin Kurtoğlu, Ağustos 2010’da Çanakkale’den İstanbul’a Jandarma Alay Komutanı olarak atandı.  Görevi kimden devraldı dersiniz: Kurmay Albay Dr. Hamza Celepoğlu'ndan. Doğru hatırlıyorsunuz, MİT TIR'larına baskın emrini veren meşhur Tuğgeneral, evet.

Ergenekon soruşturmalarının başladığı 2008-2010 arasında İstanbul Jandarması ona emanetti.

Albay Kurtoğlu için de kâbus o devir teslim günü başladı.

Göreve başlamasından iki ay sonra önce Levent Ersöz’ü koruyan Teğmen intihar etti. Ersöz’ün kızıyla sevgili olduğu, hatta nişanlandığı (Ersöz ailesi bu iddiayı reddetti), Kurtoğlu’nun teğmene baskı yapıp intiharına neden olduğu iddia edildi. Akit gazetesi, Aktif Haber gibi sitelerde Ersöz’ün kızının intihardan sonra Jandarma Komutanlığı kapısına koşup “Sen benimle evlenmek istiyordun, o yüzden yaptın” diye bağırdığı bile yazıldı. Hayatını kaybeden teğmenin ailesine yazılıp “Evladınızın ölümünden Albay Kurtoğlu sorumlu, neden hesap sormuyorsunuz” yazan imzasız mektuplar yazıldı.

Sonra Silivri Cezaevi’nin de bağlı olduğu Albay Kurtoğlu’nun Ergenekon ve Balyoz tutuklularına yeterince kötü davranmadığıyla ilgili seri haberler geldi. Balyoz sanığı askerler tutuklandıktan sonra askerî cezaevine gitmeden önce Merkez Komutanlığı’nda misafir edilmesinden, Balyoz tutuklusu komutanları cezaevindeki ilk günlerinde ziyaretine, Haberal’a hastanede “lüks” imkânlar sunulmasına göz yumması, baskınlarından önce haberdar edilmesi için odasına jandarma tarafından özel bir telsiz sistemi kurulduğu gibi onlarca iddia haber yapıldı.

Haberler, 2011 YAŞ toplantısından önce arttı. Fuhuş, gasp, kumar, silahını çaldırmak, intihara kadar onlarca davaya, habere adı karıştırıldı.

Önce Haziran 2011’de İstanbul’da yapılan fuhuş baskınında iki teğmenin de adı karışınca olayı “Olur öyle şeyler” deyip kapattırdığı yazıldı.

Temmuz 2011’de ise Silivri Cezaevi’nde askerlerce gasbedildiğini söyleyen bir kuryenin şikayetini ise “Kimse duymasın. Terfi zamanı yapılacak iş mi?” diye kapattırdığı…

Haberlerin altında “bu yüzden Albay’ın da neden sorumlu tutulacağını” anlatan hukuki izahatlar eşliğinde…

Emniyetin sesi Aktif Haber sitesinin Şubat 2012 tarihli haberi bu “parça tesirli haberciliği teşhir için tek başına yeterli:

“Albay Hüseyin Kurtoğlu’nun adının karıştığı skandallara bir yenisi daha eklendi. Makam odasından beylik silahını çaldırdığı, amirleri tarafından tehdit edilerek gasbedildiğini öne süren askerin şikayet dilekçesini “Terfi zamanı yapılacak iş mi?” diyerek sümenaltı ettiği, komutanın ağır küfürlerini hazmedemeyerek intihar eden yetim er Faruk Gündüz’ün dosyasını kapattığı ve Mehmetçiğe ücretsiz dağıtılması gereken çelik yelekleri parayla sattığı iddialarıyla gündeme gelen Kurtoğlu, şimdi de kuvvet komutanı gibi davranmakla suçlanıyor.”

Bir de Albay’ı Kuvvet Komutanı’na ihbar eden o son habere de bakalım:

“Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Bekir Kalyoncu tarafından yapılması gereken atamaların, İstanbul Jandarma Alay Komutanı Kurmay Albay Hüseyin Kurtoğlu’nun imzasıyla gerçekleştiği iddia edildi. Kalyoncu’nun yetkisini kullanan Kurtoğlu’nun, Aralık ayında kendisine bağlı birliklere personel atadığı öne sürüldü.”

Bir Jandarma Komutanı, böyle bir albayın rütbesini yükseltir mi dersiniz? Yükseltilmedi de. 2011 YAŞ atlatılmıştı. Sıra geldi, 2012 YAŞ’a…

Bu kez iş tesadüfe bırakılmadı. Albay Kurtoğlu’nu doğrudan bir davanın sanığı yapmak için düğmeye basıldı.

Şubat 2012. İstanbul Özel Yetkili Savcılığı, bir kumar çetesine yönelik soruşturma kapsamında Albay Kurtoğlu'nu ifadeye çağırdı. Gazetelerde “Çetenin İran asıllı liderinin Ergenekon bağlantısı araştırılıyor” haberleri eşliğinde.

Üç ay sonra İstanbul İl Jandarma Alay Komutanı Hüseyin Kurtoğlu hakkında, kumar çetesinden rüşvet aldığı iddiasıyla yürütülen soruşturmada takipsizlik kararı verildi. Bu kez olmamıştı.

Bu arada Albay haber olmaya devam etti. Albay’ın 2004 yılında çalıştığı Jandarma istihbaratta Genelkurmay talimatıyla bir 30 Ağustos törenine çağrılacak eski Savunma Bakanları’nın hangilerinin eşinin başörtülü olduğuyla ilgili altında imzası olan istihbarat raporu ortaya çıkarıldı.

Yüksek Askerî Şûra toplantısı yaklaşmakta ama Kurmay Albay’ın terfisini durduracak somut bir suç henüz bulunamamıştır!

Ve sonunda 2011 yılından bir suç bulundu. ODA TV’nin Hüseyin Albay kimdir haberinden okuyalım:

“Silivri 7 No'lu Kapalı Cezaevi'nde "suç örgütüne üye olmak, dolandırıcılık, rüşvet" suçlarından tutuklu Özgür Balcan'ın babası 23 Kasım 2011'de vefat etti. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Balcan'a "yol hariç 2 gün izin" verdi. Bir astsubay, bir uzman çavuş ve iki er, Balcan'ı 24 Kasım sabahı cezaevi aracıyla Tekirdağ Muratlı'daki cenaze evine, cami ve mezarlığa götürdü. Defin işleminden sonra evine uğradıktan sonra geceyi geçirmesi için Tekirdağ F Tipi Cezaevi'ne konan Balcan, ertesi gün cenaze evine uğradıktan sonra Silivri'ye getirildi. Bu olayın ardından memur suçları savcısı Mehmet Kurt, aralarında Hüseyin Kurtoğlu’nun da olduğu jandarma görevlilerine Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açtı. Balcan, mahkemede şikayetçi olmadığını söylese de Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 27 Haziran 2012'de Kurtoğlu ile beş personelin, "Kamu görevinin sağladığı nüfuzu kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçundan mahkûm etti. Kurtoğlu ve 3 askere 2 yıl 6'şar ay, diğer iki askere ise 1 yıl 8'er ay hapis cezası verildi.”

Bir gece hürriyet kısıtlaması için, 2 yıl 6 ay hapis. Hem de şikayetçi bile olmamasına rağmen.

2012 Ağustos  YAŞ toplantısı başlamadan Tuğgenerallik sırası gelmiş olan Kurmay Albay sanık sandalyesine oturtulmuştu sonunda.

Ama iş tesadüfe bırakılamazdı. Sabah’tan Ferhat Ünlü’nün yazısından okuyalım:

“YAŞ toplantısından önce Hüseyin Kurtoğlu'nun montajlanmış bir ses kaydının dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Bekir Kalyoncu'ya dinlettirildiğini ve böylelikle Kurtoğlu'nun general olmasının önüne geçildiğini söylüyor. Bu montajlanmış ses kaydında Kurtoğlu, Kalyoncu aleyhine konuşmuş gibi gösteriliyordu.”

Peki, tahmin edin, böylece Kıdemli Kurmay Albay Kurtoğlu’nun terfisi dondurulunca Jandarma’nın terfi sıralamasında kim öne geçti? Sürpriz: Kurmay Albay Hamza Celepoğlu!

Tesadüfler dünyası!

Albay Kurtoğlu, İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığı denetleme başkanlığına atandı. Onca atama yapılan YAŞ toplantısından Albay’ı özel haber yapan Zaman’ın başlığıyla söyleyelim: İstanbul Jandarma Komutanı, kızak görevde.

Bu da Akit’in toparlama “oh olsun” haberinden:

“Kurtoğlu, makam odasından beylik tabancasını çaldırmış ve 'Kendi makam odasındaki hırsızlığa engel olamayan jandarmanın, halkı nasıl koruyabileceği endişesi' kamuoyu tarafından yaşanmaya başlanmıştı.”

Peki, Başbakan ve Sadullah Ergin, Albay için ne zaman yargıya müdahale etmeye çalışmış ve kararın hangi YAŞ’a yetişmesini istemişti?

Albay Kurtoğlu’yla ilgili mahkumiyet kararı önce Yargıtay tarafından onandı.

Ama sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın cezaların üst sınırdan verilmesine yönelik itirazı üzerine dosya tekrar görüldü ve 13 Haziran 2013’te Yargıtay tarafından bozuldu ve Silivri Mahkemesi’ne gönderildi.

Peki sonra ne oldu.

Önce yeniden tape'yi hatırlayalım.

Ergin: …mahkeme 18’ine duruşmaya bıraktı. İstanbul Silivri Mahkemesi. 18’indeki duruşmada bitirilmesini öngörüyoruz inşallah.

Başbakan Erdoğan: 20’sinde tatil başlıyor...

Sadullah Ergin: Adli tatilden önce… Çıksa da, şûrada elimizi rahatlatır efendim.

Başbakan Erdoğan: İnşallah.

18 Temmuz’da duruşma var. Adli Tatil 20 Temmuz’da başlıyor. YAŞ 1 Ağustos’ta toplanıyor.

Peki, Başbakan’ın Adalet Bakanı’nın yargıya bu açık müdahalesiyle yetiştirildi mi dosya?

Bir gazete haberi daha okuyalım:

“Cenaze iznindeki mahkûmu ev yerine cezaevinde tutmaktan yargılanan Albay Hüseyin Kurtoğlu 'hürriyeti tahdit' davasından beraat etti.” Tarih: 9 Aralık 2013.

İşte Başbakan’ın “müdahale edemediği” ‘yargı’nın hikâyesi. Bu yargıysa keşke müdahale etseymiş. Aydın Doğan davasına ‘müdahale edilememesi’nin hikâyesi de benzer olsa gerek. Yargı aynı nasıl olsa…

Yani; eğer bir kızınız ya da oğlunuz varsa 24 saat telefonları dinlenen, bir Albay’ı bile haksız bir mahkemenin elinden kurtaramayan bir ‘Milli Şef’ten değil, yarın bir gün çocuğunuzun bu ‘yargı’nın eline düşmesinden korkmanızı tavsiye ederim...