• 17.03.2014 00:00
  • (3304)

 “Oy ver bir oy bir oydur, lütfen, ne olur oy ver” diye ünlü dizi oyuncularının neredeyse yalvardığı bir reklam filmi var, görmüşsünüzdür.

Onu görmediyseniz, Kenan Doğulu’dan Çağla Şikel’e her ünlünün atmakla yükümlü olduğu #oyver, #oyveotesi tweetlerini muhakkak görmüşsünüzdür.

Oy ve Ötesi seçimlerde, oy vermeye sonra da gidip sandıkta oyuna sahip çıkmaya çağıran bir sivil girişim.

Ne güzel. Ne kadar çok oy, o kadar çok demokrasi, katılım, çoğulculuk. Benzer kampanyaları ABD’de de seçimlerden önce sanatçılar, ünlüler yapar.

İyi güzel de Türkiye dünyanın seçimlere katılımın en yüksek olduğu ülkelerinden biri. 1945-2001 arası dünyadaki seçimlere katılım oranlarının incelendiği bir araştırmaya göre Türkiye 81.3 ortalamayla 169 ülke arasında seçimlere katılımın en yüksek olduğu 44’üncü ülke. Batılı ülkelerin pek çoğunu geride bırakmış durumda.

Üstelik araştırma epey eski.  Son rakamları da hatırlayalım: 2002 genel seçimlerinde katılım oranı %79.1 22 Temmuz’da yaz tatilinin ortasında yapılan 2007 seçimlerinde bu oran yüzde 84.5’e çıkmış. Ve en son 2011 Genel  Seçimleri: Yüzde 86.7.

Bu oran 1950’den bu yana  Türkiye seçim tarihinin en yüksek beşinci katılım oranı. İlk sırada 1987 seçimleri %93.3, ikinci sırada 1983 seçimleri %92.3, ilk adil çok partili seçim 1950 %89.3 ve 1954 %88.6.

Yani son yıllarda Türkiye’de artan siyasi tansiyonla seçimlere katılım oranı Türkiye ortalamasının bile çok üstüne çıkmış durumda. Bu son rakamlarla dünya ortalamasında da ilk 20’ye çok rahat girebilir Türkiye.

Son olarak yerel seçimlerdeki katılım oranlarını da hatırlayalım. 1999 yüzde %85.7. 2004: %73.79. 2009: 84.06.

Son başkanlık seçiminde seçmenlerin sadece %57’sinin sandık başına gittiği  ABD’de Hollywood yıldızlarının oy ver kampanyası yapmasının bir mantığı

var tabii. Ama biz de insanları oy vermeye çağıracak kadar bir sorun

gözükmüyor. Daha ne olsun, bundan biraz daha yukarıda oy vermeyenin

vatan haini, kripto muhalif sayıldığı otoriter ülkeler başlıyor. Mesela

Kuzey Kore var. En son referanduma katılım oranı yüzde 100’dü. (Evetler

de bila istisna %100 çıktı tabii) Milli irade diye demokrasiye, sandığa

çakmanın bir sebebi bile el çabukluğuyla yapılmıştı sonuç. Yani herkesin

oy verdiği seçimlere demokrasilerde pek rastlanmıyor

Peki niye bunca sanatçı yalvar yakar bizi oy vermeye çağırıyor o zaman? Ya da daha veciz bir şekilde şöyle soralım:

[email protected]  Şu 'oy verin' diyen arkadaşlar daha spesifik olabilirler mi? Kime oy verirsek oy kullanmış oluyoruz? Teşekkürler

Oy

ve ötesi girişiminin reklamında ipuçları var. Diyorlar ki: “Son seçimde

10 milyon oy kullanılmadı. Bu birinci partiyle ikinci parti arasındaki

oy farkı kadar.” Adını koyalım AK Parti ile CHP arasındaki fark kadar.

Kullanılmayan ya da geçersiz sayılan oy sayısı 7.5 milyon. Oy

kullananların oranı ise %86.7.

Bu bakkal hesaplarına göre o

7.5 milyon insan oy kullansaydı şimdi Kemal Kılıçdaroğlu Başbakandı

yani. Bütün siyasi tarih bu hesapla yeniden yazılabilir.

Tabii

bu hesap her zaman istediğiniz gibi çıkmayabilir. Mesela Türkiye

tarihinin en düşük katılımlı seçimlerinden biri 1973 seçimleridir.

Katılım oranı %66.81’dir. Her üç kişiden biri oy kullanmamıştır. Peki

kim kazanmıştır seçimi. 1946’dan sonra ilk kez CHP. Yüzde 33.39’la. Peki

CHP tarihinin en yüksek oyu hangi adil seçimde alınmıştır. 1977

seçimleri. Yüzde 41.38’le birinci olur CHP. Seçime katılım oranı kaçtır

peki: %72.41.

1989 yerel seçimleri. SHP’nin üç büyükşehri alıp

birinci parti çıktığı seçimler. Katılım oranı: %81.46. 1994 Yerel

seçimleri Refah Partisi’nin patlama yaptığı seçimlerde katılım oranı

kaçtır peki? Yerel seçim tarihinin rekoru: %91.75.

Yani

insanlar sandığa gittiğinde ya da gitmediğinde sizin istediğiniz

sonuçlar ortaya çıkmıyor. Ayrıca oy vermeyenler tek bir partinin

seçmenleri de değil.

Bir de Oy Ver çağrısı yapan yazısındaki Gülse Birsel’in artık klasikleşen bakkal hesabına bakalım.

Son

seçimde her 100 seçmenden 15’i sandığa gitmedi. Yüzde 85’in yüzde 50’si

AK Parti’ye oy verdi. Sonra adam tabii der ki: “Ülkenin yüzde 50’si

bizi istiyor, sana ne oluyor!”

Ah demokraside yenilen pehlivanların bitmez seçim sonucu hesapları.

Bu

hesaba göre 2012 Başkanlık seçimlerinde seçime katılan %57.5’inin,

ancak %51’inin oyunu alan Obama ABD’nin yüzde 25’inin desteğiyle Beyaz

Saray’da.  Son seçimlere katılan %71 Alman vatandaşının ancak %37’sinin

oyunu alan Merkel’in meşruiyeti de sallantıda. Gülse Birsel hesap

kitabına göre eğer oy vermeyen ABD’liler bir araya gelse Sarah Palin’i

bile Başkan seçebilirlerdi. Almanya’da oy vermeyenlerin partisi Merkel’i

yenebilirdi.

En iyisi samimiyet. Oy verirken neyi

kastediyorsunuz, hadi biraz daha açık olun. Aysun Kayacı kadarlık bir

samimiyet. “Sadece bir oy” diye yalvaran rahmetli Şehzade Mustafa, yazık

olmasın o ‘bir oy’lar da kulağımıza eğilip söyle istersen:

[email protected]  Şu 'oy verin' diyen arkadaşlar daha spesifik olabilirler mi? Kime oy verirsek oy kullanmış oluyoruz? Teşekkürler...