• 16.04.2014 00:00
  • (3073)

 Kalemler kâğıtlar yine ellerde. Toplama çıkarmalar yeniden başladı. İngilizce

bilsin, dünyayı tanısın, sağdan oy çalsın, laikleri ürkütmesin,

Kürtlerin kafasını karıştırsın. Sihirli formülü yaz enter tuşuna bas:

İşte cumhurbaşkanı adayınız. Ortadan ortadan gidip cüzdan bulmaya

çalışan bir opportunist, ne köy olmuş ne kasaba girdiği her seçimi

istikrarlı bir biçimde kaybetmiş bir hacıyatmaz, halk denen şu haytalar

bir izin verse ülkemizi uçuracak kaçıracak, liberallerin diktatörlüğü

altında yaşama rüyaları kurduğu Nilüfer Göle’nin Mustafa Kemal Derviş’i,

yüzde 0.45 yetmemiş Boynerlerin bu yaz moda olanı, akmaz kokmaz bir

akademisyen, sağdan sağdan marine edilmiş, trafik ışığında durduğu 40

saniye kadar halka yakın olmuş Ahmet Necdet Sezer’in liberal sürümü…

Siyaset

mühendisliği en yüksek puanlı mühendislik olmalı. Ne kadar zor 50

milyon bilinmeyenli denklemle işlemler yapmak. Sonra güç bela, Kaf

dağından Janset çiçeği, ejderha kulağının memesini falan bulup

kaynattığın kazandan çıkan leziz adayın, o yiğit, o cengaver gitsin,

“Özal Türkiye’siyle başlayan bir hadsizlikle “A ne var, ben de konuşamaz

mıyım, benim de fikrim var” diyen, o kültürel sınıf farkı yıkılınca

ortaya çıkıveren” hadsizlerden biriyle aynı teraziye çıksın. Bir de yine

hafif gelsin.

O zaman terazinin ağır basan tarafından bulmak

lazım adayı. Brütüs formülü. İlk kez bir dehanın aklına gelmiyor bu

bakkal matematiği. Oradan bir aday bulursak arkasına takılan o koyunlar

da buraya gelir işte, uzamayın. Neyse ki son 10 yılda AKP’li Brütüs

adaylarının iddianamelerde ibretlik hikâyeleri var.

En meşhuru Ali Müfit Gürtuna’nınki.

İbreti âlem için yeterince benzerlik de var.

Erdoğan’ın

halefi. İkinci adam. Koltuğuna oturan. Tayyip Erdoğan, muhtar bile

olamaz çığlıkları arasında hapse gönderilirken, İstanbul Büyükşehir

Belediye Başkanı olmuştu. Sonra da Fazilet Partisi adayı, 1999

seçimlerinde Erdoğan’ın arkadan iten gizli eliyle seçimi kazanmıştı.

Vefa bir semt adı değil konulu bir kompozisyon ödevine bile konu olacak

kadar vefa göstermesi beklenendi.

Fazilet kapatılınca,

bağımsız kaldı. AK Parti kuruldu, bağımsız kalmaya devam etti. Ve 28

Mart 2004 yerel seçimlerinin hemen öncesi.

Merkez medyada

“Ilımlı isim” “herkesin başkanı” diye yelkenleri şişirilmiş. Bu geminin

gözle görülen kısmı. Ama siyaset mühendisliği CERN gibi yerin altına

kurulmuş laboratuvarlarda, ışıksız ortamlarda yapılan bir spor. Devamını

iddianamelerden okuyalım.

Önce Kasım 2003 tarihli Jandarma’ya

bağlı çalışan Cumhuriyet Çalışma Grubu raporu. Adı: Mahalli Genel

Seçimler Öncesi Ortamın Şekillendirilmesi.

“İstanbul Büyük

Şehir Belediye Başkanlığı için Ali Müfit GÜRTUNA’nın AKP'den

koparılması, Deniz BAYKAL’ın yerel seçimlerde muhalefet yapmayacağı, Ali

Müfit GÜRTUNA’nın tabanının farklı olmasından dolayı CHP adayı

olamayacağı, ancak DYP'ye entegre edilebileceğinin anlatıldığı,  AKP

Milletvekillerinden kopacak şahısların DYP çatısı altında

birleştirilmesiyle ilgili Ağar’ın harekete geçirilmesi gerektiği, 219

tane milletvekilinin AKP'den kopabilecek durumda olduğunu, gerginliğin

tırmanması halinde ılımlıların yanına gitme eğilimi başlayacağını,

gerilimi TSK’nın tırmandırabileceğini, stratejik olarak dinî noktalar

üzerine değil, millî noktalar idari yapı ya da hukuk konularında

sıkıştırılabileceğini, Ağar’ın ılımlı mesajlar verebileceğini ve bu

şekilde AKP milletvekillerinin DYP'ye geçmesi için meşru bir zemin

oluşturulabileceğini, Meclis'teki milletvekillerinin biyografik

istihbaratlarının yapılması…”

Kâğıt üstüne şahane bir siyaset

mühendisliği harikası. Devam edelim. Jandarma İstihbarat Başkanı Levent

Ersöz, SESAR adlı bir düşünce kuruluşunun başındaki İsmail Yıldız’la.

İddianameden aynen:

“Ali Müfit GÜRTUNA'nın İstanbul Büyükşehir

Belediye Başkanlığı ile ilgili olarak konuştukları, bu bağlamda Levent

ERSÖZ'ün Ali Müfit GÜRTUNA'ya destek verilmediğinden bahsettiği, İsmail

YILDIZ'ın da 'Ali Müfit ile uğraşıyoruz hâlâ... Başbakan çok yoğun bir

baskı uyguluyor buna' diyerek Ali Müfit GÜRTUNA'ya başbakan ve bazı

milletvekillerinin 'bir yere gitme bizde kal baskısı' yaptıklarından

bahsettiği, görüşmenin devamında Levent ERSÖZ'ün de 'Ağar ne

yapıyor?' diye sorduğu, İsmail YILDIZ'ın 'Ağar da bu operasyonu

bekliyor, GÜRTUNA operasyonu nu' dediği, ve 'bu olur ya da olmaz

alternatiflerini hazırlayalım bir yandan, bir yandan alternatiflerini

hazırlıyoruz' diyerek tespit ettiği isimleri saydığı.”

Tabii bütün bunlar olurken Gürtuna ile de bir görüşülmesi gerek.

4

Aralık 2003’te Jandarma İstihbarat Başkanlığı’nda yapılan görüşmenin

kaydı bizzat Jandarma tarafından alınıp, rapor haline getirilmiş.

İddianameden:

“Görüşmede siyaset ve TSK’dan bahsedilerek ülkenin ruhuna, özüne,

karakterine sahip çıkan insanların olması ve projeler oluşturması

gerektiği, Türkiye'de siyasetin program ve proje yarıştırmadığı ideoloji

yarıştırdığı şeklinde bilgilerin olduğu ayrıca Başbakan Recep Tayyip

ERDOĞAN’ın doğum yeri olan Güneysu ilçesi hakkında bazı bilgilere yer

verildiği.”

Gürtuna ne demiş peki? AB’den azınlıklara, kamu

reformundan, orduyu yıpratmaya çalışanlara kadar açmış ağzını yummuş

gözünü. Paşalara AKP’nin dağılabileceği müjdesini vermiş, “Neredeyse

Türklüğümüzü korumak için cemiyetler kurmak zorunda kalacağımızdan” dem

vurarak vatanseverliğini, zamanın moda ulusalcı ruhuna uygun adam

olduğunu ispatlamış.

Bu iş öyle ortada bırakılacak bir iş

değil. Bir koordinatöre ihtiyaç var. Tabii ki işin uzmanı bir gazeteciye

verilecek o vazife:

25 Aralık 2003. 14.30-15.30 arası. Özden

Örnek’in Günlükleri.  Başlık: (E) Org. Kemal Yavuz ve Tuncay Özkan'ın

Ziyareti” “Tuncay Özkan daha önce Show TV’de görev yapıyordu. Ancak bu

hükümet kendi aleyhinde yayın yapan tüm kişileri ya oldukları

gazetelerden çıkarttı ya da televizyonlardan uzaklaştırdı. Kemal Yavuz

general de aynı durumda. Ben de kendilerine yardım edebilmek için MÖ

(Mustafa Özkan: Devrin asker-medya-iş dünyası ilişkilerini yürüten

bağlantı insanı) ile konuştum. Tuncay Özkan, Müfit Gürtuna’nın İstanbul

TV’sini satın almak istiyor ve AKP’nin yerel seçimlerde İstanbul’dan

çıkaracağı adaya karşılık Ali Müfit Gürtuna’nın birleşik cephenin adayı

olarak gösterilmesini koordine ediyor. Şimdilik ANAP ve DYP ile anlaşma

sağlamış.”

Başka görüşmeler. Pek çok buluşmalar. Devreye giren Dalanlar, Doğan grubuyla temaslar.

Sonuç?

Malum. Ne AKP, ne CHP, ne diğerleri aday gösterdi Gürtuna’yı. Sonra

kendi partisini kurmaya çalıştı. Başörtüsünü çıkaran eşiyle liberal

mesajlar verdi. Unutuldu, gitti.

Bir siyaset mühendisliğinin acı sonunu izlediniz.

Ama bu detone şarkı burada maalesef bitmedi anlaşılan…

Neyse, maceranın sonunu nasıl olsa bir gün bir iddianamede okuruz herhalde...