• 13.05.2014 00:00
  • (3774)

 Tariflere bakalım.

Önce Devlet Bahçeli’nin cumhurbaşkanı tarifi: “Milliyetçi olacak, Muhafazakâr olacak, Manevi değerleri taşıyacak. Laik bir aday olacak. Demokratik değerlere sahip olacak. Cumhuriyet değerlerini içine sindirmiş biri olacak.”

Bu da Kılıçdaroğlu’nun tarifi:  “Aydın, ülkenin değerlerine bağlı. Herkesi kucaklayan,  temiz şaibeli olmayan. Dünya dengelerini bilen, barışçı, özgürlükçü, demokrat. Siyasi kimliği çok öne çıkmamış, bir partiye olan aidiyeti çok öne çıkmamış. İyi eğitim almış, yabancı dil bilen dünyayı ve Türkiye dengelerini iyi bilen biri.

Hepsini bir kere de yan yana yazalım.

“Milliyetçi olacak, Muhafazakâr olacak, Manevi değerleri taşıyacak. Laik bir aday olacak. Demokratik değerlere sahip olacak. Cumhuriyet değerlerini içine sindirmiş, aydın, ülkenin değerlerine bağlı. Herkesi kucaklayan,  temiz şaibeli olmayan. Dünya dengelerini bilen, barışçı, özgürlükçü, demokrat. Siyasi kimliği çok öne çıkmamış, bir partiye olan aidiyeti çok öne çıkmamış. İyi eğitim almış, yabancı dil bilen dünyayı ve Türkiye dengelerini iyi bilen biri.”

Şimdi Enter’a basalım. Olmadı, bir daha basalım. Daha güçlü…

Ve… Hello Kitty. Her yola gelir. Milliyetçiyle milliyetçi olur, muhafazakârla muhafazakâr. Laik olmadığı zaten iddia edilemez. Herkesi kucaklamadığı da.  Dünya ve Türkiye dengelerini de iyi biliyor. Dil bildiği de açık.

Ya da “bunu mu demek istediniz” diye; Ahmet Necdet Sezer.

En son herkesi kucaklayan, siyasi kimliği öne çıkmamış, demokrat, laik, özgürlükçü, aydın, şaibesiz, dengeleri bilen cumhurbaşkanı olarak Ahmet Necdet Sezer bulunmuş, beş partinin lideri ortak basın toplantısı düzenleyip Sezer’i adayları olarak açıklamıştı.

Hürriyet manşetten bu özlenen tabloyu şöyle anlatmıştı: “Meclis'teki 5 partinin genel başkanları, dün özlenen bir tablo oluşturdu ve demokraside uzlaşmanın güzel bir örneğini sergilediler. Ahmet Necdet Sezer'in cumhurbaşkanlığı adaylığıyla ilgili öneriye, 5 lider aynı anda ve canlı yayında imza koydu.”

Açıklamalarda, yorumlarda en çok kelimeler “herkesi kucaklayan”, “uzlaşma”, “demokrasi”, “hukuk”, “özgürlüktü”. Sezer’in eski liberal konuşmaları kararları hatırlatılıyordu. Hatta FP Lideri Recai Kutan hızını alamayıp “Sezer tıpkı Fazilet Partili gibi konuşuyor” bile demişti.

Gerçeklerin ortaya çıkması zaman almadı. Sezer, İnterneti saat beşte kapattıracak kadar dünyayı biliyordu. Laik olmayan adam olamaz gibi aforizmalara imza atacak kadar Cumhuriyet değerlerine bağlı ve  laikti. Akşamları sadece Kanaltürk izleyecek kadar herkesi kucakladı. Askerlerle darbe dansları edecek kadar demokrattı. Anayasa fırlatıp ekonomiyi batıracak kadar uyumlu, nazik. Halkın sesini bile hatırlamayacağı kadar siyasi kimliği öne çıkmamış. E-muhtıranın, 367 kararının karşısında değil, yeşil ışıklarda duracak kadar hukuka saygılı. Çok fazla yurt dışına çıkmadığı, geleni gideni de az olduğu için dil bilmemesi ise evet hiç sorun çıkarmadı.

Belki de yanlış arama motorundasınız. Aradığınız kriterlere, o kriterlerin hepsini aynı anda taşıyan isimlere demokrasilerde rastlanmamaktadır. Herkesi kucaklayan, herkesin çok sevdiği mükemmel liderleri bulmak için lütfen diktatörlük rejimlerine bakınız.

 

Yaptıkları tariflerle en başta o tariflere uymayan kendilerini, sürekli siyaset üstü diyerek siyaseti, siyasetçiyi aşağılayan, kızına damat, oğluna gelin adayı arayan titiz baba gibi cumhurbaşkanı arayan mühendisliğe heves etmiş siyasetçilere küçük bir hatırlatma:

Türkiye “herkesi kucaklayanlar”dan çok çekti. Siyaset üstü isimlerden de. Çok iyi eğitim almış, çok iyi dil bilenlerden de...

Şimdi elinizdeki cetvelleri, metreleri, hesap makinelerini yavaşça yere bırakın. O Ses Türkiye formatında cumhurbaşkanı arama sporlarından derhal vazgeçin.

Ve kendinizi halkın, demokrasinin ve siyasetin şefkatli kollarına terk edin.

Bu arada sandıklar kare….