• 5.10.2014 00:00
  • (2930)

 Biden 1972’den beri senatoda olan kurt bir politikacı. 29 yaşında senatoya girdiği yıl Noel arifesinde eşini ve bebeklerini bir trafik kazasında kaybetmişti. 1988 ve 2008’de iki kez Demokratların Başkan adayı olmak için yarıştı. Obama, 30 yılını senatonun dış ilişkiler komitesinde geçirmiş, pek diplomatik olmasa da tecrübeli rakibini önce dışişleri bakanı yapmak istedi sonra da Başkan Yardımcılığına getirdi.

Tabii Irak dosyasını da önüne bırakarak. Bağdat’a bir keresinde kot pantolon, kahverengi deri ceket ve kafasında beyzbol şapkasıyla inişine bakınca inanmak zor. Tabii House of Card’daki Başkan’ın gitmediği gereksiz toplantılarda, uzun konuşmalar yapan başkan yardımcısı tipine ilham kaynağı olduğunu da söyleyenler var.

Çünkü Biden’in esas şöhreti kırdığı potlar, yaptığı gaflar. Ağzını açtığında Beyaz Saray arkasını nasıl toplayacağını düşünmeye başlıyor. Boşboğaz diyen de var, açıksözlü diyen de.

Obama’dan önceki gaflarının sayısı bilinmiyor. En meşhuru 2006’da devirdiği büyük çam. Seçim bölgesi Delaware’de Hint asıllı bir Amerikalı destekçisiyle yakın olmaya çalışırken şöyle demiş: “Delaware’de en hızlı artan nüfus, Hindistan’dan göç eden Hint asıllı Amerikalılara ait. Hafif bir Hint aksanın olmadan Seven Eleven ya da Dunkin’ Donuts’tan içeri giremezsin. Şaka yapmıyorum”

Sözcüsü devrilen çamı  “Biden, Delaware’de onyıllardır canlı bir Hint Amerikalı toplumu olduğunu söylemek istedi” diyerek zor kaldırmış.

2008’de Demokrat Parti başkan adaylığı yarışındaki rakibi Obama için söyledikleri de unutulmaz gafları listesinde ilk sıralardaki yerini hala koruyor:  “Yani, belagati kuvvetli, pırıl pırıl, yakışıklı ilk anaakım Afro-Amerikan adama sahipsiniz. Adeta bir masal kitabı” Obama’nın bu sözleri unutması uzun süre almış olmalı.

Obama’nın kampanyası için çalışırken de durdurulamadı tabii. 200 Amerikalı Türk ve Azeri işadamının katıldığı Obama için düzenlenen bir bağış kahvaltısında kürsüde konuşurken şöyle dedi mesela: “Hepiniz inanılmaz donuk gözüküyorsunuz. Hayatımda konuşma yaptığım en donuk topluluksunuz. Sadece orada oturup bana gözlerinizi dikiyorsunuz. Bari beni seviyormuş gibi yapın”

Yine de bağış yapmış olması muhtemel birilerini tanıyoruz di mi?

Aynı kampanya sırasında Seattle’daki başka bir bağış toplantısında Obama’yı öyle bir övmüş ki: “Söylediğim başka şeyleri unutsanız da, şunu unutmayın, bu adamın yürekliliğini test edecek uluslararası bir kriz yaşayacağız.” Cumhuriyetçilerin adayı McCain mitingler ve televizyon reklamlarında bunu epey kullanmış.

Bu kez  Obama-Romney’e karşı. Biden, Obama’nın dış politikada Romney’den üstün olduğunu anlatmak için Roosevelt’ın Amerikan dış politikasının klasikleşmiş sözünü hatırlatıyor: “Yumuşak konuş ve büyük bir sopa taşı. Uzaklara gideceksin” Sonra da kendini tutamayıp ekliyor: Bana güvenin, Başkan’ın büyük bir sopası var. Güvenin bana”

Belki bir prompterdır eksiği. Yine  bir seçim kampanyası mitinginde. Biden seçim mitinginde ayağa kalkmasını istediği kişi Missouri senatörü. Tekerli sandalyede oturduğunu unutur ama:

“Bana  Senatör Chuck Graham’ın burada olduğu söylendi. Ayağa kalk Chuck, herkes seni görsün. Ah Tanrı seni korusun. Ne diyorum ben. Sana bir şey diyeyim mi, yine de herkesi ayağa diktin ahbap.”

Seçim biter ama gaflar…

Obama’nın silahlanma karşıtı yasa çıkarmadığı günler. Başkan Yardımcısı Family dergisinin bir etkinliğinde konuşmaktadır. Bir izleyici yasanın suçluları cesaretlendireceğini söyleyince Biden:  “Karıma söyledim. Ormanlık bir yerde oturuyoruz. Jill eğer bir problem olursa, balkona çık çifteyle dışarıya iki kurşun sık. Senin bir AR-15’e ihtiyacın yok. Hem kullanımı hem de hedefi tutturmak zor. Zaten kendini korumak için 30 atışa ihtiyacın yok. Tüfek alın tüfek.”

Biden’ın Obama’nın sağlık reformunu bir toplantıda  büyük fu… bir iş diyerek övmüşlüğü var tabii.

Biden bazen iyi espriler de yapabiliyor aslında. ABD’de yakalanıp Rusya’ya iade edilen güzel Rus casus Anna Chapman için Jay Leno’nun showunda şöyle demişti mesela: “Şunu bir açıklığa kavuşturalım. Onu geri göndermek benim fikrim değildi. Düşündüm de belki Rush Limbaugh’u (ünlü bir radyocu) falan alırlardı. Gayet iyi olurdu bu.”

Diplomatik skandala dönüşen de epey sözü var. İrlanda Başbakanı’na hayattaki annesi için kameralar önünde taziyelerini bildirmesi mesela.

NBC’s Today Show’da, mafyanın sokakta adam öldürdüğü günlerde Meksika’ya gitmek istediğini söyleyen akrabalarına ne diyeceği sorulduğunda ise şöyle demiş:

“Aile üyelerine şöyle derim, ki dedim de, ‘Şu sıralar yasak bölgelere gitmem. Bu Meksika’ya gitmek meselesi değil, yasaklı bir uçakta olma meselesi. Bir kişi hapşırırsa, uçakta her yere yayılıyor.’ Ben böyleyim.”

Beyaz Saray Basın Sözcüsü Robert Gibbs “Eğer insanlar herhangi bir nedenden gereksiz yere alarm halinde hissettilerse, bunun için özür dileriz” demek zorunda kalmıştı.

Biden’in son gafı için Independent “Biden için bile çok kötü” başlığını atmış. Sahiden öyle.

Olay, Biden’in meşhur Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan’ı İŞİD'e geçmişte yardım etmekle suçladığı, ne çektiysek müttefiklerimizden çektik dediği, Erdoğan’ın kendisine “yanlış yaptığını” itiraf ettiğini söylediği meşhur Harvard’da öğrencilere yaptığı konuşmada geçiyor.

ABD medyasının gündemi daha çok o gaf.

Siyaset Enstitüsü'nün etkinliğinde konuşan Biden kendisini başkan yardımcısı olarak tanıtan bir öğrenciye şöyle demiş; "Çok kahpe değil mi?" "yani... affedersiniz. Başkan yardımcılığı"

Sonra da "Şaka yaptım, şaka yaptım, şaka yaptım. Bugüne dek verdiğim en doğru karardı. O bir şakaydı” diye toparlamaya çalıştı.

Şöhreti yüzünden onu toparlaması kolay da birlikte koalisyon kurup İŞİD’i vurduğu müttefik ülkeler için ettiği lafları toparlaması biraz daha zor olacak. Erdoğan’ın “Özür dilemezse benim için tarih olur” sözünden sonra Beyaz Saray başkan yardımcısının arkasını “Biden Erdoğan’a  hayran” diyerek toparlamaya çalıştı tabii.

Dün ABD’li uzmanlar, gazeteciler tam da operasyon sürerken edilen bu laflar için şöyle şeyler yazıyordu: “Biden gibi bir müttefikiniz varsa düşmana ihtiyacınız yok.”  “En büyük sorunumuz müttefiklerimizdi” diyen Biden’a: Endişe etmeyin, onları kaybetmemiz uzun sürmeyecek.”

Biden, Türkiye’deki bütün emperyalizm, Amerikan karşıtı, Esed Muhipleri Cemiyeti ve Erdoğan’dan Nefret Edenler Federasyonu üyelerini ise epey heyecanlandırdı. Gördükleri her sakallıyı İŞİD’çi, İŞİD’i de AKP’nin gençlik kolları gibi anlatıp ciğerciden, tren kaldırmaya, sınırda dolaşan adamlardan, hastanelerde görünen sakallılara kadar hacıyatmaz gibi ürettikleri yalanlara karşı, Türkiye’nin İŞİD’e desteğine tek bir somut delil gösteremeyenlere koskoca  ABD’nin başkan yardımcısı olarak çiğnenecek bir sakız daha verdi çünkü. Belki bir gün biri de İŞİD’in kendisine bağlı olan Irak’tan çıkıp, yine kendisinin projesi olan Maliki’nin politikalarıyla büyüdüğünü, tabii İŞİD’i görünce kaçan Irak ordusunun halinden de onun sorumlu olduğunu hatırlatır Biden’a.

Tabii Başkan yardımcılığı için söylediği sözleri de hatırlayarak…