• 18.02.2015 00:00
  • (2857)

 “2'nci Ordu Komutanlığı’nca 23-11-2011 tarihinde sınır hattında görev yapması planlanan Gözcü İnsansız Hava Aracı’nın (İHA) önceki görev yeri olan Tatvan’daki görevinin bittiğinin saat: 15.40 civarında….”

Genelkurmay Başkanlığı Askerî Savcılığı’nın 6 Ocak 2014 tarihinde verdiği takipsizlik kararında anlatılan kronolojiye göre 28 Aralık 2011 günü, sonu Uludere Katliamı’yla bitecek karar alma sürecinin başladığı saat: 15.40.

Karardan devam edelim: “… 15.40 civarında 2’nci Ordu Komutanlığı İstihbarat Başkanı Albay Aygün Eker’e bildirildiği, Albay Aygün Eker’in, normal planlamaya göre yaklaşık 5 km daha batıdan başlayacak şekilde Düğün Dağı bölgesinden, Çukurca Bölgesi’ne kadar sınır hattında keşif faaliyetinde bulunulmasını emrettiği…”

“Normal Planlamaya göre yaklaşık 5 km daha batıdan başlayacak şekilde” vurgusundan herhalde şunu çıkarmak aşırı bir yorum olmaz, yani eğer Albay Eker bu talimatı vermese, İHA her zamanki rotasında uçsa, belki sınırdan geçen sivilleri hiç görmeyecek ve Uludere Katliamı da hiç yaşanmayacaktı.

Bunu tekrar hatırlatmaya neden olan şey Albay Aygün Eker’in iki gün önce ortaya çıkan ifadesi. Albay Eker Uludere Katliamı ile ilgili askerî  soruşturmanın beş sanığından biriydi. Soruşturmayı yürüten Askerî Savcı Albay Ali Müjdat Eski’ye 23 Aralık 2013 tarihinde verdiği ifade tam 14 ay sonra Milliyet gazetesi tarafından bulunup yayınlandı.

İfadenin içeriği çok ilginç. Ama ifadenin tarihi bir o kadar daha ilginç.

Şöyle ilginç. Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’nın Uludere soruşturmasında görevsizlik kararı verip, dosyayı askerî mahkemeye göndermesi 2013’ün Haziran ayıydı. Soruşturmanın beş sanığından biri olan Albay Eker’in savcıya ifade verdiği tarihi ise 23 Aralık 2013. Savcının bütün dosyayı inceleyip takipsizlik kararı verdiği tarih 6 Ocak 2014.

Sanığın ifadesini bu kadar geç alıp, kararı bu kadar hızlı vermek.

Her şey bu kadar hızlı olurken, ifadenin basına yansıması içinse 14 ay geçmesi, PKK’dan silah bırakma kararının beklendiği  günlerin gelmesi gerekmiş demek…

(Milliyet’in haberinden öğrendiğimize göre bu ifade Genelkurmay Askerî Mahkemesi’nin kararında yok. 16 sayfalık o gerekçeli kararda aslında hiçbir sanığın ya da tanığın ifadesi yok, kronolojik olarak olayın gerçekleşme hikâyesi anlatılmış. Belki eklerinde yok denmek isteniyordur.)

Tabii, esas tuhaflıklar 14 ay sonra çıkan ifadede. Askerî savcılığın takipsizlik kararıyla ifade arasında uzlaşmaz çelişkiler var. Birinden biri doğru ve biri yalan söylüyor dedirten çelişkiler…

İfadeyi veren Albay’ın Uludere Katliamı’na neden olacak kararlar silsilesini başlatan kişi olduğunu hatırlayıp Milliyet’te çıkan haberi okumaya başlayalım:

“Albay Eker’in 23 Aralık 2013’te Askerî Savcı Albay Ali Müjdat Eski tarafından alınan ifadesinde, 28 Aralık 2011 günü GİM’de (Görüntü İzleme Merkezi) İHA’nın gönderdiği görüntüleri Yarbay Taner Dündar, Harekat Kurmay Başkanı Tuğgeneral Halil Erkek ile birlikte izlediklerini belirterek ilk kanaatinin 'kaçakçı grup olabileceğine' dönük olduğunu söyledi. Eker, bölgenin PKK’nın fiili kontrolünde olduğu da dikkate alındığında, PKK’nın bilgisi dahilinde bir faaliyet de olabileceğini, 'bu kapsamda kaçakçılarla birlikte PKK’lıların ya da bunlara ait silah ve malzemenin bulunabileceğini' de değerlendirdiğini belirterek bu değerlendirmesini Tuğg. Erkek’e ve Kurmay Başkanı’na anlattığını söyledi.”

Askerî Savcılık kararında ise Albay Eker’in bu itirazıyla ilgili en ufak bir bilgi, ima yok. Tam tersine.

Albay Eker’in 5 km farklı bir yere yönlendirmesi sonucu 16.50’de bölgeye giden İHA, 17.20’de sınırın 6-7 km güneyinde motorlu araçlar tespit ediyor. 17.35’te araç sayısı 7’ye çıkıyor. 17.45’te görüntüleri aynı anda izleyen 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı ile 2. Ordu arasında görüntülerdekinin ne olduğuyla ilgili telefon trafiği başlıyor.

İşte burada ilginç bir şey daha oluyor. 17.50’de 23’üncü Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı, 2. Ordu Komutanlığı’na İHA’nın gösterdiği hedefe topçu atışı yapılacağını bildiriyor ama Komutanlık İHA ve diğer unsurlarla koordine yapılmadan atış yapılmaması talimatını veriyor.

17.55’te 23’üncü Jandarma Sınır Tümen Komutanı Tümgeneral İlhan Bölük İkinci Ordu Komutanlığı’na “görüntülerdeki terörist, topçu atışı yapma” isteğini tekrar iletiyor.

Tümgeneral Bölük’ün talebine, aynı görüşmede bulunan Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Yıldırım Güvenç de destek veriyor. Fakat 2. Ordu Kurmay Başkanı Tuğgeneral Halil Erkek karara direnip, gözden geçirmelerini istiyor.

Belki Tuğgeneralin direnmesinin sebebi, Albay Aygün Eker’in verdiği bilgilerdir.

Ama ifadeyle askerî savcılık kararı arasında ipler bundan sonra tamamen kopuyor.

Albay Eker, Milliyet’teki habere göre şöyle demiş: “GİM (Görüntü İzleme Merkezi) görüntüleri izlemeye devam ettiklerini ve 'kaçakçı grubu olduğunu değerlendirip, sınırdan içeri girmelerini müteakip derhal yakalanmaları gerektiğini düşündüklerini' söyleyen Eker, bunu Ordu Komutanı’na da anlattığını kaydetti.”

Askerî savcılığın kararına göre ise o görüşmede şunlar olmuş: “Saat 18.00 civarında Alb. Aygün Eker’in 2’nci Ordu Komutanı Servet Yörük’ün makamına giderek, İHA ekranında görüntü tespit olduğuna, bölgede son dönemde terörist yoğunlaşmasının olduğuna ve Fehman Hüseyin ile bazı terör örgütü mensuplarının telsiz kestirmelerinin yapıldığına, bölgeye 21 Aralık 2011 günü hava harekâtı ve 27 Aralık 2011 günü topçu ateşi yapıldığına, istihbari bilgilere göre 21-30 Aralık 2011 tarihleri arasında terörist saldırı beklendiğine dair bilgiler verdiği…”

Albay Eker, 2. Ordu Komutanı Servet Yörük’le bu görüşmesi hakkında da tamamen başka bir hikâye anlatmış. Onun ifadesine göre görüşme 18.00’de değil, 21.30’da olmuş. Bu önemli çünkü artık hava saldırısı kararının verilmesinden sonraki bir zaman bu.

Görüşmede söylediklerini de şöyle anlatmış: “Ordu Komutanı (Org. Yörük) GİM’e saat 21:30 civarında geldi. Kendisine yukarıda belirttiğim değerlendirmeleri arz ettim. Alınan kararın yanlış olması halinde vahim sonuçların doğacağını söyledim. Bana, harekâtın Ordu tarafından planlanmadığını, Genelkurmay’ın elinde kesin bilgiler olmaması halinde bu kararı vermeyeceğini belirtti.”

Çelişkilerden biri de Albay Eker’in Genelkurmay Karargâhı ile yaptığı görüşme hakkında anlattıkları. Milliyet’teki habere göre şöyle olmuş: “Albay Eker, Genelkurmay GİM’den Tuğgeneral Ali Rıza Kuğu’ya (2. İstihbarat Analiz ve Değerlendirme Daire Başkanı) 'Bölgeye ilişkin çok fazla istihbari duyum olduğunu, bu nedenle kaçakçılarla birlikte terörist ve teröristlere ait malzeme olabileceğini söylediğini' anlattı.”

Tekrar askerî savcılığın kararına bakalım: “Genelkurmay GİM (Görüntü İzleme Merkezi) ceridesinde, saat: 18.59’da Vardiya Subayı ve Hedef Analiz ve Değerlendirme Şube Müdürü’nün telefonla, Albay Aygün Eker ile görüştüğünün ve Albay Aygün Eker tarafından, görüntülerde Bölücü Terör Örgütü unsurlarının olabileceği değerlendirmesinin yapıldığının kayıtlı olduğu...”

Savcıya göre bu bilgi üzerine de topçu atışı talebi kabul ediliyor.

Yani toparlarsak Albay Aygün Eker, Genelkurmay Askerî Savcılığı’nın kararına göre Uludere Katliamı’ndaki karar alma sürecinde en kritik isim. İHA’yı rutin dışına çıkıp Uludere’nin üstüne uçurup, 2. Ordu Komutanı’na ve ardından kendisini arayan Genelkurmay’a tespit edilen kişilerin terörist olabileceğini söyleyen kişi…

Ama Milliyet’te çıkan 23 Aralık 2013 tarihli ifadesine göre tam tersi. Albay  Eker, amirlerine başından itibaren görüntülerdeki kişilerin kaçakçı olabileceğini söylemiş ama görüşleri dinlenmemişti…

Birinin yalan söylediği kesin. Kimin gerçeği çarpıttığı, niye çarpıttığı sorusuna bir cevap bulurken bu ifadenin neden 14 ay sonra şimdi ortaya çıktığı sorusu da mutlaka cevabı aranmalı.

Ortaya çıkan sadece ifade de değil. İkinci günkü devam haberine göre Milliyet bu ifadeyi doğrulayan belgeye de ulaşmış:

“Ordu Komutanlığı İstihbarat Başkanı Aygün Eker’in askerî savcılık ifadesinde 'kaçakçı olabilecekleri konusunda uyardığı' yönündeki ifadeleri doğrulayan belge ortaya çıktı. Milliyet’in ulaştığı 2. Ordu Komutanlığı Görüntü İzleme Merkezi (GİM) ceridesinde (Günlük KH. Ceridesi ve Nöbetçi Subay Vukuat Defteri) 28 Aralık 2011’de yaşananlar dakika dakika kaydedildi.”

Albay Aygün Eker, Uludere soruşturması sürerken 2012’de Kosova’da KFOR güçleri içindeki Türk kuvvetlerinin başkanlığına getirildi. Burada da bir yıl görev yaptıktan sonra genç yaşta Eylül 2013’te emekli oldu.

Barışın konuşulduğu günlerde, manipülasyonlara karşı, Uludere’de öldürülen insanlar hakkındaki gerçeğin ortaya çıkmasına küçük bir katkı olarak…