• 18.12.2018 00:00
  • (1411)

 Mimar, antropolog, çevirmen Prof. Dr. Bozkurt Güvenç geçen hafta 92 yaşında hayatını kaybetti.

ABD’de mimarlık eğitimi tamamlayan, Hacettepe Üniversitesi Antropoloji bölümünü kuran, Kültür Bakanlığı’nda müsteşarlık yapmış, Türk Kimliği üzerine klasik bir kitap yazmış çok değerli bir düşünce adamı olan Güvenç’i Türkiye daha çok televizyonda yönettiği açık oturumlarla tanımıştı.

1970’lerden itibaren TRT’de yayınlanmaya başlanan Açık Oturum adlı programlarda bugün artık televizyonlarda yan yana gelemeyecek insanlar devlet televizyonunda medeni tartışmalar yürütmüşlerdi.

12 Mart muhtırasının ardından TRT’de Abdi İpekçi’nin yönettiği Açık Oturum’da TRT’nin özerkliği gibi hassas meseleler bile konuşulmuş, yine aynı yıllarda darbecilerin kurduğu hükümetin ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Atilla Karaosmanoğlu, partilerin ekonomi kurmaylarıyla o günkü adıyla İstanbul Televizyonu’nda hayat pahalılığını tartışmıştı.

Bugün bunu televizyonda yapmayı bırakın, Meclis’te yapmak bile zor.

Ne ilginçtir ki parti liderlerinin televizyondaki ilk tartışması da 12 Eylül’ün ardından gidilen 1983 seçimlerinden önce oldu.

Benzer Açık Oturum programlarından tecrübeli TRT’nin parlamento muhabiri Hüsamettin Çelebi’nin yönettiği bu ilk liderler tartışmasına Evren’in desteklediği MDP’nin liderin Turgut Sunalp, Halkçı Parti’nin lideri Necdet Calp ve Anavatan Partisi lideri Turgut Özal katılmış, gazetelerin manşetlerden halkı ekran başına çağırdığı programa Özal ile Calp arasındaki meşhur “köprüyü satarım, satamazsın” tartışması damga vurmuştu.

Seçimlerde iktidara gelen ANAP’ın bir yıllık icraatını konuşmak üzere 1985 yılında aynı liderler bir kere daha TRT’deki Açık Oturum’da biraraya geldiler. Özal’ın “iki sene öncekinin rövanşı” bu dediği açık oturuma yine Özal, Calp ve Sunalp katılmıştı. Mehmet Barlas’ın yönettiği tartışmada süresi biten Başbakan Özal’ın sözlerini Barlas “Zaten geri kalanını İcraatın İçinden”de tamamlarsınız” diye espriyle kesmişti.

80’lerin ikinci yarısında TRT’de Uğur Dündar, Ali Kırca ve Can Okanar tarafından yönetilen Açık Oturumlarda başörtüsü meselesinden arabeske kadar konuşulmamış sansürlü meseleler resmi kanalda tartışılmıştı.

Liderler ise bir kere daha 1989 yerel seçimlerinin ardından TRT ekranlarında tartışmaya çıktılar. Yerel seçimleri iktidardaki ANAP kaybetmiş olmasına rağmen Başbakan Özal seçimin galibi SHP’nin lideri İnönü ve DYP’nin lideri Demirel’i TRT’de tartışmaya çağırmıştı. Liderlerin Gözüyle Türkiye-89 adlı o Açık Oturumu yönetme görevi de Prof. Bozkurt Güvenç’e verilmişti.

İki yıl sonra gidilen 1991 genel seçimleri öncesinde seçimin iddialı altı partisinin lideri (Mesut Yılmaz, Süleyman Demirel, Erdal İnönü, Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit, Doğu Perinçek) bir kere daha TRT’de bir araya geldiler. Bu kez açık oturumu TRT spikerlerinden Can Okanar yönetti.

Hala videoları sosyal medyada dolaşan tartışmada, birbirinden taban tabana zıt siyasetler izleyen liderler, medeni bir ortamda Kürt sorunundan, işkenceye kadar en çetrefilli konuları konuştular.

Seçimlerin hemen ardından Meclis’te olan partilerin liderleri bir kere de 1991 yılının son günlerinde, yeni gelen 1992’yi konuşmak üzere TRT’de bir araya geldiler. Açık oturumun yöneticisi yine Bozkurt Güvenç’ti. Başlıksa “Liderlerin Gözüyle Türkiye-92.”

Artık Başbakan olan Demirel, Başbakan Yardımcısı İnönü, ana muhalefet ANAP’ın lideri Mesut Yılmaz ve Meclis’te grubu olan RP lideri Erbakan, MHP lideri Türkeş ve DSP lideri Ecevit yine medeni bir üslupla, zaman zaman esprilerin ve laf atmaların yaşandığı bir tartışmayla 1992 yılında Türkiye’yi bekleyen meseleleri değerlendirdiler.

Teknik bir aksaklıktan dolayı bir ara gidilen reklam arasından sonra tekrar program başladığında Kemalist fikirleriyle bilinen oturumun yöneticisi Bozkurt Güvenç, RP lideri Erbakan’a dönerek;

“Sayın Necmetin Erbakan. 1992 yılında Türkiye ve dünyamız. Sizin güzel görüşlerinizi kesmek zorunda kalmıştık. Zaman sınırı. Söz sizin yeniden, buyurun” dedi. Erbakan da ona benzer bir nezaketle mukabele etti: “Estağfurullah. Hayır bir yanlışlık var. Benim konuşmamı kesmediniz. Başka bir arkadaşla karıştırdınız herhalde. Müsaade ederseniz vaktinde başlayayım yine.”

Sadece liderler değil. 1994 yerel seçimleri öncesinde belediye başkan adayları da yeni açılan özel televizyonlarda canlı yayınlara birlikte çıkarak tartıştılar.

Star’da yayınlanan Kadir Çelik’in Objektif programında İstanbul, Ankara, İzmir adayları kozlarını paylaştılar. En heyecanlı tartışma tabii İstanbul adayları arasında geçti. SHP adayı Zülfü Livaneli, ANAP adayı İlhan Kesici, DYP adayı Bedrettin Dalan ve RP adayı Recep Tayyip Erdoğan seçim kampanyasında iki kez televizyonda bir araya gelip tartıştılar.

Sadece televizyonlarda tartışmakla kalmadılar. Yerel seçimler öncesi İstanbul’un mevcut SHP’li belediye başkanı Nurettin Sözen de bütün belediye başkan adaylarını metro inşaatını birlikte incelemeye davet etti. Davete RP adayı Erdoğan ile birlikte CHP adayı Ertuğrul Günay, Yeniden Doğuş Partisi adayı Hasan Celal Güzel, DEP adayı Kemal Parlak da katıldılar, metro çalışmalarını birlikte incelemişlerdi.

Sadece liderler değil. O yıllarda yan yana gelmesi zor olan isimler de televizyonlardaki tartışmalarda bir araya gelebiliyorlardı.

1992 yılında TRT’de yayınlanan ve Taha Akyol ile Nazlı Ilıcak’ın sunduğu programda Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis ile DEP milletvekili Ahmet Türk bir araya gelmiş ve fail-i meçhuller meselesini konuşmuşlardı. Programın sonunda ikili birlikte Memleketim şarkısını söylediler.

1993 yılında Mehmet Ali Birand ve Can Dündar’ın birlikte yaptıkları Çarpraz Ateş programına ise MHP lideri Alparslan Türkeş ile DEP milletvekili Orhan Doğan birlikte çıkıp çatır çatır tartıştılar. Tartışmada bir ara telefonla Celal Talabani’ye bile bağlanılmıştı.

Bugün, bir MHP liderinin, televizyonda HDP vekiliyle tartışabilmesini bırakın, 
insanların bir otel salonunda toplanıp Türkiye’nin meselelerini tartışmasına bile tahammül edemeyip, Kandil’in yolunu gösteren bir yere vardık.

1995 seçimleri öncesinde de liderlerin televizyonlarda tartışma geleneği sürdü. Birbirlerinden nefret eden Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller bile kanal kanal dolaşıp seçim öncesi kozlarını paylaştılar.

Türkiye’de seçim öncesi liderler son olarak 2002 seçimlerinden önce televizyonda birlikte tartıştılar. Erdoğan ve Baykal’ın Uğur Dündar’ın yönettiği tartışması maalesef son oldu.

2004 yerel seçimleri öncesi televizyonlarda belediye başkan adaylarının tartışmaları oldu ama sonra yerel seçimlerde de bu gelenek yavaş yavaş ortadan kalktı.

Bu yerel seçimlerde de çok muhtemelen adayları birlikte tartışırken göremeyeceğiz.

Liderleri birlikte televizyonda tartışırken görmeyi bırakın, muhalefet liderlerini televizyonda görmek bile artık büyük bir ayrıcalık.

Şer ittifakı, teröristlerle işbirliği lafları, tehditler havalarda uçuşuyor.

Bırakın televizyonda yan yana gelmeyi, cenaze safında yan yana durmanın bile jurnal nedeni olduğu bir dönemdeyiz.

O yüzden televizyonda birlikte tartışan liderlerin arşiv görüntülerinin Türkiye’ye ait olduğuna yeni nesli inandırmak oldukça zor.

Bir zamanlar sabahlara kadar televizyonda Siyaset Meydanı izleyen bir ülke için üzücü bir içe kapanma ve geriye gidiş bu.

Bozkurt Güvenç’in vefatı, bir zamanlar demokrasi ve özgürlükler konusunda ciddi sorunları olsa da, Türkiye’nin sahip olduğu çok sesli ve medeni tartışma ortamını da hatırlattı.

Toplumlar her alanda ve her zaman ileriye gitmiyor...