• 17.06.2020 00:00
  • (1002)

  “Aralık 2019’da Stanford İnternet Gözlemevi olarak Twitter’ı bir hashtagdeki tuhaflıklar konusunda uyardık: “Libya’ nın Haini Sarraj.” Feyyaz el Sarraj Libya Başbakan’ıydı. Hashtagin yayılma biçimi şüphe çekici görünmekteydi, hashtagle birlikte kullanılan fotoğraflar Eylül 2019’da Twitter’ın sildiği Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır kaynaklı devlet destekli etki operasyonundakilere benzemekteydi. Twitter da “Libya’nın Haini Sarraj” hashtagini yaratan hesapların daha önce silinen ağla bağlantılı olduğunu doğruladı ve bizimle silinen bu 5350 hesaptan atılan 36.523.977 tweeti paylaştı. Biz bu raporun adını “Suçu İran’ın, Katar’ın ve Türkiye’nin üzerine at” koyduk.  Çünkü bu hesaplarla Arap dünyasındaki terörizmden, Malezya Hava Yolları’na ait uçağın kaybolmasına, COVID-19’a kadar her konuda bu üç ülkeyi suçlanmıştı.”

Türkiye, Twitter’ın AK Parti Gençlik Kolları’yla bağlantılı 7 bin 340 hesabı silmesini konuşuyor. İktidar sözcüleri bu uygulamaya çok kızgın.

Halbuki Twitter ilk defa bunu yapmıyor. 

Bundan iki ay önce 2 Nisan 2020 günü Twitter, benzer bir açıklama yaparak Sırbistan, Suudi Arabistan, Mısır, Honduras ve Endonezya hükümetleriyle bağlantılı organize manipülasyon yapan 20 bin sahte hesabın silindiğini açıklamıştı.

Gerekçe; bu organize ağlar ve sahte hesaplarla demokratik müzakerenin altının oyulduğuydu. 

Twitter’ın açıklamasına göre Suudi Arabistan ve Mısır hükümetleriyle bağlantılı hesapların hedefindeki ülkelerin başında ise Türkiye geliyordu.

İşte yazının girişindeki alıntı bu tespitin yapıldığı Stanford İnternet Gözlemevi’nin hazırladığı raporun ilk paragrafı.

Stanford İnternet Gözlemevi, Stanford Üniversitesi’ne bağlı Freeman Spogli Uluslararası İlişkiler Enstitüsü bünyesindeki Siber Politikalar Merkezi’nin bir çalışması. ABD ya da başka bir devletle bir ilgisi ya da bağlantısı yok. Enstitüye adını veren sponsor Freeman-Spogli ünlü bir Amerikan yatırım fonu.  

Bugünlerde hazırladıkları rapor yüzünden Türkiye ve Erdoğan düşmanı olmakla suçlanan Stanford İnternet Gözlemevi, daha iki ay önce hazırladıkları raporda, Mısır, Suudi ve BAE destekli Twitter hesaplarının, Aralık 2019’da Erdoğan’la Sarraj’ın Dolmabahçe’de çekilmiş tokalaşma fotoğrafı eşliğinde “Libya’nın Haini Sarraj” hashtagini açarak milyonlarca tweet atmaya başlamasının sebebi olarak Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz kıra sahanlığı anlaşmasını göstermişti. 

Rapora göre Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri hükümetleri bu 5.350 hesabı DotDev ve Smaat adlı iki dijital şirket üzerinden yönetmiş, bu hesaplar düzenli olarak Hafter propagandası yapmış, Hafter’in Trablus operasyonları sırasında yoğun destek kampanyaları düzenlenmiş, kurulan haber sitelerinde Libya’da halkın Türkiye karşıtı olduğu, Türkiye karşıtı hashtaglerin ülkede trend topic listelerine girdiği gibi sahte haberler yapılıp, bu sahte hesaplar üzerinden yayılmıştı.

Bu hesaplar, kendilerine “Emirlikler ve Gurur”, “Tunus benim tutkum”, “Seni seviyorum Sudan” gibi adlar seçerek ve adreslerini başka Arap ülkelerindeymiş gibi göstererek Arap kamuoyunun Türkiye ve Katar’ın politikalarına karşı tepkili olduğu izlenimini vermeye çalışmışlardı.

Twitter, iki ay önce sadece Türkiye karşıtı bu ağların hesaplarını silmedi.

Aynı gün Mısır’dan yine Mısır devletiyle bağlantılı 2541 hesap da benzer gerekçelerle silindi. 7 milyon 935 bin tweet atılmış bu sahte ağ, Sisi yanlısı Mısırlı tabloid gazetesi El Fagr tarafından yönetilmekteydi.

Bu sahte hesaplarla Müslüman Kardeşler terörist olarak gösterilip, sık sık Sisi’yi öven hashtagler paylaşılmış, yine Katar, İran ve Türkiye hedef alınmıştı.

“Katar terörizmi destekliyor”, “İran’da gösteriler”, “Türkiye’de kadın hakları” gibi hashtagler eşliğinde bot hesaplar ve profesyonel troll hesaplar kara propaganda içeriklerini yaymışlardı.

Tabii başta gazetenin genel yayın yönetmeni olmak üzere, gazetenin yazarlarının yazıları da binlerce kez paylaşılıp, sahte bir kamuoyu ilgisi yaratılmıştı.

Twitter’ın iki ay önceki açıklamasında en çok hesap sildiği ülke ise Sırbistan olmuştu. 

43 milyondan fazla tweet atan 8558 hesabın silindiği Sırbistan’daki bu ağ, doğrudan devlet başkanı Aleksandar Vucic ve partisi Sırp İlerici Parti’ye (SNS) bağlıydı.

Stanford İnternet Gözlemevi’nin Sırbistan’da iktidar partisinin kurduğu sosyal medya şebekesiyle ilgili hazırladığı raporun başlığı; “Sırbistan için aslanlar gibi savaşıyor.”

Başlık kadar hikaye de çok tanıdık.

Bu sahte hesaplarla Devlet Başkanı Vucic’in tweetleri yüzbinlerce kez retweetlenmiş, onun “ülke için aslanlar gibi savaştığını” söyleyen sahte açıklamalar yayılmış, muhalif partilerdeki siyasilerin attıkları tweetlerin altına halktan tepki aldıkları intibaını vermek için binlerce olumsuz yorum yazılmıştı.

Sanal şebeke 2018’de Vucic’in iktidarını sarsan “Beş Milyondan Yalnızca Biri” eylemleri sırasında aktif olarak propaganda, yalan haber ve muhaliflere saldırı için kullanılmış, eylemlere karşı büyük bir kamuoyu tepkisi varmış intibası yaratılmaya çalışılmıştı.  

Twitter’ın bu ülkelerde yaptığı bir içerik sansürü değil, amaç devletlerin organize ağlar ve sahte hesaplarla sosyal medyada manipülasyon yapmasını, demokratik tartışmayı zehirlemesini engellemek. 

Bu yüzden de bu filtreye iki ay önce Honduras devlet başkanı Hernandez’e bağlı 3,104 hesaplı bir organize sanal manipülasyon şebekesi de, Endonezya’da ayrılıkçı harekete karşı devletin kurduğu bir troll organizasyonu da yakalandı.

Aslında iki ay önce Twitter’ın Türkiye karşıtı Suudi, Mısır ve BAE devletlerinin desteklediği hesapları silmesi, Türkiye’deki iktidar çevrelerinde memnuniyetle karşılanmıştı.

O günlerde atılan birkaç başlığı hatırlayalım:  

“Twitter Türkiye'ye operasyon çeken 7891 hesabı affetmedi!” 

“Twitter'da Türkiye aleyhine uluslararası algı oluşturan binlerce hesap deşifre oldu”  

“Prens Selman’a darbe” 

“Suudi Arabistan, BAE, Mısır’a şok”

“Twitter Türkiye’yi hedef gösteren hesapları sildi” 

Şimdi de iki ay sonra aynı Twitter, Türkiye’de iktidar partisiyle ilişkili organize bir ağa bağlı, çoğu sahte hesapları sildiğinde atılan başlıklara bakalım: 

“Twitter Türkiye karşıtı bir kara propaganda makinesine dönüştü”  

“Twitter’dan skandal karar. İfade özgürlüğüne sansür geldi!” 

“Twitter kara propaganda yapıyor” 

“Başkan Erdoğan'a destek olmak, yerli ve milli olaylarda hassasiyet göstermek Twitter için sansür nedeni oldu” 

“İşte yasakçı Twitter’ın akıl hocaları! PKK ve FETÖ sevici çıktı!”

Halbuki Twitter, kendi sistemi üzerinden organize ağları, sahte bot hesapları, aynı DNS’den açılmış propaganda hesaplarını teknik olarak tespit ediyor ve bu datayı da analiz ettirmek üzere Standford İnternet Gözlemevi’ne veriyor, onlar da her ülke için ayrı raporlar yayınlayarak bu datalarla organize manipülasyonun nasıl yapıldığının bir resmini çıkarıyorlar. Tabii bunu yaparken bu organizasyonla kimlerin hedef alındığını, hangi mesajların verildiğini de gösteriyorlar. Ama bu içeriklerin sansürlendiği anlamına gelmiyor, engellenmeye çalışılan bu siyasi amaçlar için kullanılan yöntemler.

Ama iktidar sözcüleri ve medyası, daha iki ay önce Türkiye’ye karşı manipülasyon yaptığı için Mısır’ın, Suudi Arabistan’ın, BAE’in hesaplarını kapatan, hükümet destekli manipülasyonu Sırbistan’da, Honduras’ta ya da Endonezya’da yapıldığına bakmadan cezalandıran Twitter’ı Türkiye’ye karşıtı olmakla, FETÖ ve PKK destekçiliğiyle, sansürcülükle suçluyorlar.

Üstelik bunu yine Twitter’da yapıyorlar. 

Herhalde yakalanmış olmanın mahcubiyetiyle olsa gerek, Türkiye ile birlikte devlet destekli organize ağlara ait hesapların silindiği Rusya ve Çin hükümetleri ise sessizliklerini koruyor.

Bir gün önce Twitter’ı sansürün merkezi, Türkiye’ye karşı kara propagandanın adresi olarak gösteren devlet yetkileri bir gün sonra ise havalimanının ek pistinin açılışını Twitter üzerinden canlı yayınlayıp, koronavirüsle mücadelede son durumu, Demirtaş’ın eşine hakaret eden kişiye soruşturma açıldığını, Kuzey Irak’taki PKK kamplarına operasyon başladığını yine Twitter üzerinden duyurdular.

Demek ki demokratik müzakereyi manipüle etmeden, yalan haberleri yaymadan, organik olmayan hesaplarla organize olmadan, gücünü abartmak için sahte hesaplara başvurmadan da ifade hürriyeti kullanabiliyor.

Keşke Türkiye’deki ifade hürriyetinin sınırları da Twitter’daki kadar geniş ve kendi idarecilerimiz eleştirilere mekanın sahibi Jack kadar açık olabilseydi...