• 26.06.2017 00:00
  • (1774)

 Kamuya hitap eden yazarların yazılarında kendilerinden bahsetmeleri bana hep ters gelmiştir. Buna rağmen bu yazı biraz kişiselleşecek, kusura bakmayın.

7 Şubat’ta bir KHK ile işime son verildiğinde bana en büyük desteği öğrencilerim verdi.

Farklı görüşten öğrencilerimin bu açık haksızlık karşısında yan yana gelmeleri, benim için çok büyük moral oldu.

Öğrencilerimle arada bir görüşmek bana can katıyor, inanılmaz güç veriyor.

Bu çocukların fark yaratacaklarına her zaman inandım.

Onlar da kendilerini basit propaganda nesneleri olarak görerek “adam etmeye” çalışan hocalarıyla, öğrencilerini eşdeğer özneler olarak kamusal tartışmaların parçası haline getirmeye çalışanlar arasındaki farkı gayet iyi biliyorlar.

Sürekli öğrencilerden yakınan, onları hor gören tavrı hiçbir zaman doğru bulmadım. Kendi edilgenliğini, inançsızlığını perdelemek adına öğrencileri karalayan tarzı her zaman sevimsiz buldum.

Bu süreçte bölümdeki meslektaşlarımdan da ciddi destek gördüm, görmeye devam ediyorum.

Üniversitemden, genel olarak akademiden çok destek görmedim, görmedik. Bazıları atılmamızın haklı olduğuna inandıklarından, diğerleri de korktuklarından, başlarını öte yana çevirdiler.

Oysa akademi, bizi savunmanın kendisini savunmak anlamına geldiğini kavrayacak düzeye çoktan gelmiş olmalıydı…

Ben mesleğimi çok sevdim. Mesleğime ve öğrencilerime büyük bir tutkuyla ve sevgiyle yaklaştım. Öğrencilerime verdiğim emeğin karşılığını fazlasıyla geri aldım.

Beni bu kadar tutkuyla sevdiğim mesleğimden ve öğrencilerimden haksız biçimde koparanlarla, adalet ve vicdan çerçevesinde yürüttüğüm mücadelemi asla yılgınlığa kapılmadan sürdüreceğim.

Onlar ise, yol açtıkları haksızlığın vicdani yükünü taşımak zorunda kalacaklar.

Başlarını öte yana çeviremeyecekler, her yerde bizleri görecekler…

Devleti eleştirdiğim için devlet tarafından işimden edildim. Oysa eleştiri sadece hak değil, akademisyenler ve entelektüeller için bir sorumluluktur da.

Devletin elindeki muazzam imkanları yanlış kullanması telafisi zor sonuçlar doğurabilir. Doğru kullanması ise refah, barış, güvenlik getirir.

Tam da bu nedenlerle devletler, yapıcı eleştiriye muhtaçtır…

22 Haziran’da öğrencilerimin bir kısmı mezun oldu. Mezuniyet törenine benim de katılmamı çok istediler.

Ama katılmadım. Bunun yerine öğrencilerimle farklı ortamlarda yan yana gelmeyi, onlara elimden gelen desteği vermeyi tercih ediyorum.

Bu vesileyle mezun öğrencilerimizi tekrar tebrik ediyorum.

Mezun öğrencilerin mezuniyet törenlerinde kendilerini ifade etmelerinden endişelenen, bölüm, fakülte birincilerine tanınan kısacık konuşma sürelerinde “siyasi” mesajlar verilir diye ürken, “cıstak cıstak” müziğe abanarak kuru gürültüye sığınılan bir ortamda bulunmaya tahammül etmek kolay değil.

Mezuniyet törenlerimizde açıkça hissedilir, özgürlük korkusu. O çocuklara hak ettikleri güzel bir mezuniyeti bile sunabilmekten o kadar uzağız ki.

Öğrencilerim mezuniyete katılmam için ısrarlı mesajlar gönderirken ben Adalet Yürüyüşüne katılmak üzere yola çıkmıştım.

Sağanak yağmur altında herkes için adalet isteyen insanlarla yan yana yürürken mezun olmak üzere olan öğrencilerimi düşündüm.

Her birine nasıl emek verildiğini, anne babalarının nasıl fedakarlıklarla onları okuttuğunu anımsadım.

Bir yüksek lisans sınavı yaparken veya devlete eleman alırken, aklımızda hep bu annelerin fedakarlıkları olsaydı, bunca adaletsizlik yapamazdık, belki de.

Bizim gibi düşünmeyenleri dışlar, bize benzeyenleri hakim, savcı yaparken, o dışladığımız insana verilen emeği, o insanın omuzlarına yüklenen büyük beklentileri asla aklımızdan çıkarmamayı başarabilseydik keşke.

Bir zamanlar başörtüsü yüzünden hakim, savcı yapmadığımız insanlar vardı. Şimdi Alevi, Kürt veya solcu olduğu için dışlananlar var.

Emin olduğum bir şey var: Öğrencilerimiz bunu hak etmiyorlar. Daha iyisine layıklar.

İşte bunun için mücadeleye değer. Hepimiz çok daha adil, hakkaniyetli bir ülkeyi hak ediyoruz.

Mezuniyetlerine katılamadım belki ama öğrencilerim için yürüdüm.

Güneşli, yağmurlu, gök kuşağı renklerine boyanmış çok güzel bir havada, hem de.