Zekeriya Kurşun
Zekeriya Kurşun

Gazete: Yeni Şafak

2019’da Ortadoğu gündemi

  • 3.02.2019 00:00

 Eski Dünya Düzeni’nden çıkılıp kurulan Yeni Dünya Düzeni yüz yıl içinde yorulup, yıprandı. Hatta işe yaramaz hale geldi. 2018 yılının başında bu gerçeği sadece mahkûm ve mazlum toplumlar değil, egemen ve yarı egemenler de anladı. Bu yüzden 2018’in bir değişim yılı olabileceği düşünüldü. Ancak beklenen gerçekleşmedi.

2018 yılı başlarken yazdığım bir yazıda bunun kolay olmayacağını şu ifadeler ile anlatmıştım:

“Dünya daha adil ve insani bir düzen arayışına girmiştir. Kuşkusuz bu süreç de sancısız geçmeyecektir. Başta eski egemenler, eski düzenden nemalanan bölgesel yapılar, beyinleri yeni düzen arayışlarına açık olmayanlar birleşerek düzenlerini sürdürme adına ‘yeni kaos’lar yaratacaklardır. Yine bu kaosların merkezi büyük ölçüde Ortadoğu ve İslam dünyası, kısmen Afrika, Çin ve Hindistan’ın nüfuz alanları olacaktır.”

2018 BEKLENTİLERİ KARŞILAYAMADI

2018 dünya gündemini takip edenler gelişmelerin bu yönde yaşandığını görmüşlerdir. Bölgemizde devam eden Suriye iç savaşı bitmemiş ama yeni bir evreye girmiştir. Türkiye’nin daha aktif rol aldığı yeni dengeler kurulmuş, ABD bölgede taktik değişikliğine gitmiş ama iddia edilenin aksine bölgeye az maliyetle ama daha etkin yerleşmek için yeni stratejiler geliştirmiştir.

Ortadoğu’nun en önemli sorunlarından bir olan Yemen Savaşı’nda 2018’in son aylarında bir ateşkes sağlanmış olsa da savaş durdurulamamıştır. Bu savaşın verdiği zarar ve yıkım Yemen’in gelecek asrını bütünüyle rehin aldığı gibi, gelecekteki Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölge politikalarını da şimdiden şekillendirmiştir. Şimdiden bu savaşa taraf olanlar, olmayanlar, destek verenler, yaraları saranlar ve engelleyenler gibi yeni odaklar ortaya çıkarmıştır.

Bu açıdan baktığımızda, 2019 yılı bölge politikalarının sonuçlarının bir önceki yıldan daha iyi olmayacağı açıktır. Zira Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ile Mısır’ın ittifakı; Ürdün’ün rol kapmaya çalışması ve İsrail’in bu beşliye verdiği destek, bölgeyi daha fazla kaosa sürükleyecektir. Diğer taraftan 2018’de sürdürülen İran ve Suriye, Lübnan (Hizbullah) ve kısmen Irak ittifakının, Arap Birliği’nin Suriye’de yeniden elçiliklerinin açılmasını teşvik etmesi ile yeni bir döneme evirilme ihtimali bulunmaktadır.

TÜRKİYE NE YAPMALI?

Türkiye’nin 2018’in ikinci yarısında İran ve Rusya ile bölgesel dengeleri yeniden kurma gayreti ABD’nin son hamlesi ile pazarlıklara açık hale gelmiştir. ABD, İran’ı, Türkiye’yi kaybederek durduramayacağının farkındadır. Türkiye’nin Fırat’ın doğusu konusundaki kararlılığını ortaya koyması ise yeni pazarlıkların kapısını aralamıştır. ABD’nin bu pazarlıklarda elini güçlendirmek maksadıyla çekilme taktiği bir taraftan bölgedeki devlet dışı aktörleri ve terörist grupları diğer taraftan İsrail ve Körfez’deki müttefiklerini rahatsız etmiştir.

Bu süreçte, ABD Körfez’deki müttefiklerine İran’ı durdurduğunu inandırıp, asıl tehlikenin Türkiye olduğuna ima ederek bölgeyi silahlandırmayı sürdürecektir. Nitekim şimdiden bu konuda harekete geçirilen bazı mahfiller, kamuoyunu bu doğrultuda hazırlamaktadır. Böylece ABD bir taraftan Körfez’deki müttefiklerini elde tutacak diğer taraftan da Türkiye ile de işbirliği yaparak, Türkiye, İran ve Rusya koalisyonunu bozmaya çalışacaktır. Aslında Obama’nın son dönemindeki siyasete dönülerek Ortadoğu’da ABD güdümünde yeni aktörler yaratılmak istenecektir.

Bölgenin yumuşak karnı, Türkiye’nin de hassas olduğu iki bölgedir. Biri Kudüs diğeri de Katar’dır. 2017 sonunda Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan eden ABD, bu kararındaki ısrarını sürdürüp bu kararı destekleyen ortakların elçiliklerini buraya taşımaları için çalışacaktır. Trump’ın gelecek seçimler için en büyük yatırımı olan bu kampanyadan vazgeçmeyeceği aşikardır. Bu yüzden bugüne kadar Kudüs konusunda büyük ölçüde birlikte hareket edebilen İslam dünyasını bölmek için yeni girişimlerde bulunacaktır. Katar’da dört devletin müşterek olarak sürdürdüğü kuşatmaya verilecek destek karşılığında onlardan Kudüs’te yeni tavizler vermeleri beklenecektir. Türkiye’nin bu durum karşısında tabii olarak alacağı negatif pozisyonun ABD’nin bölge müttefiklerine vermek istediği kapalı mesajı pekiştireceğinde kuşku yoktur.

Bu anlatılanlar komplo teorileri değildir, bölgede bugüne kadar yaşananlardan yapılan çıkarımlardır. 2018 yılının son ayında bölgede yaşanan değişikliklerin takip edilerek bu çıkarımların yapılması mümkündür. Türkiye’nin bu gelişmeler karşısında, İran, Rusya ve ABD ile ilişkilerinden bağımsız olarak Suriye politikalarını netleştirmesi; Irak ile oldukça iyi giden ilişkilerini daha da ileriye taşıması; Körfez’de Kuveyt ve Uman ile kuracağı stratejik işbirlikleri ile dörtlü koalisyonu dengelemesi gerekmektedir.

Hülasa 2019’un Ortadoğu gündemini büyük ölçüde Türkiye’nin Fırat’ın doğusundaki kararlılığı ile Kudüs ve Katar belirleyecektir.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.