„Rus Ruleti“ ve kriz !!

  • 20.12.2014 00:00

 Bu işler hep böyle olur zaten! „Yine bir Kara Pazartesi“ krizi mi?“ başlıklarını atıyor Rusya'daki gazeteler. Bu çağrışımı yapan kriz, 19.10.1987'de II. Dünya savaşından sonra ki ilk „borsa krizi“ idi. Hafızamızı tazeliyelim. Ne olmuştu o zamanlar?

ABD'de Dow Jones indexi bir gün içinde %22 oranında düşerek tarihinde bu alanda rekor kırmıştı. Kriz, uluslararası planda hızla diğer borsalara da sirayet ederek   Avustralya borsasının %42, Kanada’nın %22,5, Hong Kong’un  %46 ve İngiltere borsasının da  %26 civarında düşmesine, üstelik  bu trendin gelen günlerde de artarak sürmesine neden olmuştu. Kriz, bu sonuçları ile kriz, 24.12.1929'da yine ABD'de baş gösteren ve kısa sürede dünyayı saran „Kara Perşembe“ krizini çağrıştırmıştı; tıpkı bugün Rusya'da olduğu gibi.

1971 yılında lider para birimi Dolar'ın sahibi olarak ABD'nin Breton Woods sistemini kaldırmasıyla birlikte daha sonra „dövizlerin dalgalanmaya bırakılması“, borsa ve döviz ticaretinin kapitalizmin merkez ülkelerinde giderek tamamen serbest kalmasına, buralardaki (spekülatif) aksiyonların kompüter kullanımı ile çok daha çabuk ve rizikolu hale gelmesine de bağlı olarak her türden borsa, spekülasyona açık ve korunmasız duruma gelmişti. Bankalar her yerde, „sermaye piyasalarının liberalleştirilmesiyle“ giderek klasik görevleri olan „finansman“ sektörünün dışına çıkıp „senet ve benzeri değerli belgeler ve de dövizle (spekülatif) ticaret yapma“ konusunda serbestiyete kavuştuğunda süreç daha da şiddetlendi.

Tipik bir finans krizi, ekonominin herhangi bir yerinde baş gösteren „ufak bir kriz“ ile, yada herhangi bir borsadaki aşırı spekülasyonlardan ileri gelen „alışılmadık gelişmeler“  sonucunda oluşan „telaşlı hareketlenmeler“ nedeniyle ateşlenip saman alevi hızı ile yayılarak bölgeleri, ülkeleri etkisi altına alır. Başlangıç nedenleri ne olursa olsun, 20.yüzyıl sonlarından itibaren ortaya çıkan bütün finans krizlerinin oturduğu zemin,

bir önceki paragrafda anlatmaya çalıştığımız bu gerçektir.

Büyük uluslararası bankalar, dev sigorta şirketleri ve  Investment Fonds'lar, Hedge Fond'lar ve „para ile para kazanan“ Georg Soros gibi „Short-Future-Kontrakt“ yada „Short-Selling „ gibi aksiyonlarla maddi karşılığı olmayan değerler üzerinde ticaret yapanların spekülasyonları sonucunda „şişen balonların patlaması“ ile 1987'deki ilk borsa krizinden sonra irili-ufaklı, bölgesel yada evrensel 8-10 finans krizi daha yaşadı dünyamız! Bunlardan bir tanesi de ülkemizin 2001 yılında yaşadığı, uluslararası boyutlarının henüz daha tartışılıp ortaya konmadığı krizdir! Merkez kapitalist ülkelerinde yaşanan krizlerin, diğer daha az gelişmiş ülkelerde daha şiddetli hissedildiğini de bu arada belirtelim.  Yani burada, ileri endüstri ülkelerinde yaşanan finans krizinin katlanarak gelişmekte olan ülkelere aktarılması söz konusu bir yerde! Benzer bir krizi Rusya daha önce 90'ların başında yaşamış, hiperenflasyon ile birlikte Ruble'nin dolar karşısında hızla değer kaybetmesi (1$=120 Rubel) sonucunda insanlar yaklaşık 2 milyar dolar tutarındaki tasarruflarından olmuşlardı. Bu süreç, 1998'deki, pratikte „devletin iflası“ anlamına gelen krizde en üst noktasına ulaşmıştı. Bu anlamda Rusya'da hafızalar henüz daha taze sayılır! Rusça gazetelerdeki çağrışımlar, 16 yıl önce yaşanmış bu acı tecrübelerden ileri geliyor.

Peki Rusya'da şimdiki kriz nereden ileri geliyor? Burada krizi geriletme konusunda rasyonal-gerçekçi tedbirler neler olabilir? Türkiye'nin bu konudaki tavırı ne olmalıdır, yada buradan çıkaracağımız dersler neler olabilir?

Birinci sorunun cevabı ile başlıyoruz: Ruble'nin dolar karşısında değer kaybetmesi aslında petrol fiyatlarının düşmesi ile birlikte geçen yaz başlamışdı. Buradan „tam düşüşe geçiş“, Aralık ayında, daha önce ülke tarafından alınmış olan bir dizi kredinin ödeme vadesinin gelmesi ile birlikte gündeme geldi: Rus girişimcileri, bankalar ve yatırımcılar borç olarak aldıkları kredilerden dolayı yaklaşık 30 milyar dolar ödemek durumunda idiler.  Rusya ekonomisinin temelini oluşturan petrol ve dogal gaz ticaretinde fiyatların düşmesi ile ülkeye giren dövizlerde hissedilir eksiklik baş gösterince, „dışarıya“ borçlu olan kuruluşlar „taze para“ ihtiyaçlarını karşılayamadılar. Bununla oluşan Ruble üzerindeki baskı, Kırım'ın ilhakı sonrası ABD ve AB tarafından uygulanan ambargo nedeniyle daha da şiddetlendi ve Ruble dolar karşısında önce %50 ve daha sonra da %10 ek değer kaybetti. Ülkenin bu şekilde girdiği (finans) krizi ile uluslararası planda kreditebilitesi düştü, borçlarını finanse etmek isteyen firmalar,  sermaye piyasalarında „taze para“  bulma konusunda zorlandılar, özellikle „uluslararası sermaye piyasalarında“ uzun vadeli kredi bulmak konusunda.

Bir kriz sırasında insanların davranışlarını, spontane reflekslerini göstermesi açısından bir iki örnekle devam edelim: Rusya'da insanların çoğu, tasarruflarını güvence altına almak (değer kaybını önlemek) güdüsü ile araba, elektronik eşya, mobilya vb.gibi göreceli olarak değerli olan dayanıklı tüketim mallarına, (bunlar enflasyon nedeniyle pahalanmadan önce) hücum ettiler. Böylesi krizler sırasında insanların yöneldiği diğer bir değer de „taze para“dır. Çünkü para, üzerinde yazılı olan nominal değeri ifade eder, bu sayı değişmez, bu sabit değer nedeniyle güvenceli bir „sığınaktır“ insanların gözünde! Ancak paraya olan bu yönelim, onun gerçek değeri ile de bağlantılıdır. Ruble dolar karşısında değer kaybettiğinden insanların paraya yönelimi, tabii ki Ruble'den Dolar'a doğru olur. İşte Ruble üzerindeki baskının daha da artmasının  nedeni  bunlardır.  Netice olarak; tüm bu etkenlerle şiddetlenen kriz ile girişimcilerin „kâr oranları“ düşmeye başlar. Ülke yatırım için „enteresan“ olmaktan çıkar ve bir „sermaye kaçışı“ yada „çıkışı“ başlar. Bu ekonomik durumu daha da şiddetlendirir, yatırımlar yavaşlar, gelişme durur, işsizlik artar. Ücretler de facto düştüğü için talep azalır, arz fazlalığı oluşur; bu ise krizi daha da derinleştirir. Rusya'da şimdi olan, yada olacak olan da işte budur!

Bu durumda  krizi dindirmek için acil olarak yapılması gereken, bizce   ilk aşamada hemen öyle Rusya Merkez Bankası'nın yaptığı gibi zeten yüksek olan (politik) faizleri %10'lardan %17'lere çıkarmak değildir! Zira bu yolla sadece „spekülatif“ amaçla gelen sermayeye hitap edilmiş olunuyor, maddi üretime katkı yapan sermayeye değil!  Ayrıca bu tip bir tedbirin mantığında „gelecek sıcak para ile değeri düşen yerli para birimini destekleme“ var. İnsanların kaçtığı zayıf para birimine sermaye piyasaları, sıcak para neden ilgi göstersin? Zaten kısa sürede içinde tam bir „rus ruleti“ görüntüsü arzeden bu tedbirin hiç bir etkisinin olmadığı görüldü, zira Ruble değer kaybetmeye devam etti. Bizce bu durumlarda yapılması gereken ilk ve en acil önlem, Rusya Merkez Bankası'nın daha sonra yaptığı gibi piyasaya Dolar ve Euro pompalayarak para piyasasında rahatlamayı sağlamak ve böylece insanların güvencesini kazanmaktır. Çünkü ne şekilde olursa olsun, her ekonomik krizin bir „para sıkıntısı“ temeli vardır. Nitekim bu son tedbirle Ruble'nin „baş aşağıya gidişi“ durdurulmuş, 80'lerden 1 Dolar= 60 Ruble değerlerine geri dönülmüştür.

Böylesi (finans) krizleri durumunda etkin olabilecek diğer bir tedbir ise, ilk günlerin „kargaşalı, telaşlı ve histerik“ hareketlenmelerine karşı borsaların ve özellikle yerli paradan kaçışı önlemek için döviz piyasalarının, ortam ve „psikoloji“ sakinleşene kadar bir süreliğine ekonomi devresinden çıkarılmalarıdır. 1987 de ABD krizinde istemeden de olsa, kendiliğinden oluşan böylesi bir „break“in, yani „ara verme“ durumunun ne kadar etkin olduğu görülmüştü:  Aksiyonların aşırı şekilde kompüterler üzerinden yapılması, bir noktadan sonra hacim yetmezliği nedeniyle sistemin çökmesini beraberinde getirmiş ve devre dışı kalan borsalarda işlem yapılamaz hale gelmişti. Buna bağlı olarak Amerikan Merkez Bankası FED de, piyasaya yeterince likid para aktarıp crash'i önleme imkanını bulmuştu; firmalar ise bu süre içinde sakince kendi hisse senetlerini geri (satın) alarak böylelikle borsayı destekleme firsatını yakalamışlardı. En son olarak üzerinde özellikle düşünülmesi gereken diğer bir acil önlem de devletin insiyatif alarak talebi, yatırımları, dolayısı ile konjünktürü canlandırıcı tedbirlere başvurmasıdır. İktisadın neoliberal dönemlerinde pek itibar görmeyen bu tip Keynes'çi bir ekonomi politikasının başarı şansı olacağına dair 50'li yıllardan yeterince deney var önümüzde.

Gelelim Türkiye'ye! Rusya Türkiye'nin en büyük pazarı değil ama, ilişkiler yine de azımsanmayacak düzeyde. Bu bağlamda krizin etkileri kaçınılmaz olarak bizde de görülecek. Ruble'nin Dolar karşısında değer kaybetmesi, dünya piyasalarında enerji fiyatlarının düşmesi Türkiye'nin işine geliyor ama,  Rusya ile iş yapan yada Rusya’da faaliyette bulunan firmaların işi hiçte  kolay değil! Rusya'da ekonominin %4-5 civarında küçülmesinin Almanya'da ekonomik büyümeye etkisi eksi %0,1-0,3 arasında olacağı tahmin edilirken böylesi bir etkinin Türkiye'de nasıl olacağı, firmaların Rusya ile iş potansiyeline, içeriğine ve biçimine bağlı. Bekleyip göreceğiz!

Burada bir ülke ekonomisinin krizin olumsuz yanlarından mümkün olduğunca az etkilenmesinin tek garantisi, uluslararası ticari ilişkileri  dengeli olarak çeşitlendirmekten (diversifikasyon) geçiyor. Girişimciler için de geçerli olan bu gerçek dışında Rusya krizinden öğrendiğimiz diğer bir ders de, bir ülke ekonomisinin de aynı şekilde  „sektörel maddi çeşitliliğe“ dayanması gerekliliği![1] Yani Rusya gibi sadece „enerji hammaddesi“ ve biraz da „silah“ sektörüne dayanmakla olmuyor bu iş! Orada krizin bu şekilde şiddetlenmesini kolaylaştıran bir neden de bu oldu. Rusya'nın tek döviz kaynağı enerji hammaddeleri! Onların da fiyatları dünyada bilinen nedenlerle düşünce, bunun diğer etmenlerle biraraya geldiğinde sonuçlarının neler olabileceğini böylece görmüş olduk.

Son olarak; şimdi burada hiç kimse, krizin arkasında ne üdüğü belirsiz bir „küresel faiz lobisi“ arama kolaycılığına yada bu tipten „komplo teorisi“ paranoyasına kapılmasın! Tarih bu şekilde komplolarla yazılsa idi, bugün dünya çok farklı olurdu. Şüphesiz 20.yüzyılın Batı'lı ulus-devlet güçleri bu durumu kullandılar, kullanıyorlar; başka türlü olması da beklenemezdi zaten! Ancak krizi tetikleyen bunlar değil, yukarda sıralamaya calıştığımız nedenler! 20. yüzyılın hakim güçleri bu durumu kullanıp, gelişmeye başlayan multilateralleşme sürecini tersine çevirip dünyayı eskiden olduğu gibi tek kutuplu hale getirmek, ekonomik ve siyasi olarak tek başlarına  buyruk olmak istiyorlar. Burası kesin! Ancak onların anlayamadıkları bu sürecin bir yerde artık geri döndürülemez olmasıdır. Çünkü artık dünyada ABD, EU ve Japonya'nın ardından 4. ekonomik ve siyasi güç olarak bir „gelişmekte olan ülkeler“ grubu ağırlığını koymaya başladı. Dünyayı her bakımdan geliştiren dinamik şu an bu! Buradan 20. yüzyıl ilişkilerine geri dönüş, gerçekten bir „geriye dönüşü“ ifade eder. Bu bakımdan her ne kadar Putin'in  politikasını kabullenmekte zorlansak da, global düzeye taşınan bu çelişkinin ekonomik olarak Rusya'nın krize yenilmesi ile sonuçlanması durumunda, bunun bölge ülkeleri ekonomisi ve -kökeni ne olursa olsun- maddi üretime yatırım yapan global sermaye açısından olumsuz sonuçları olacağı açıktır! Böylesi bir gelişmenin olumsuz jeo-politik sonuçları ise zaten ortadadır! Rusya'nın bu ikilemden nasıl kurtulacağına ilişkin olarak „Moskova Modern Gelişme Enstitisü“ finans  uzmanı Nikita Maslenikow, Moskowskij Komsomolez adlı gazeteye verdiği demeçte „bir müddet sonra artık devletin şu anki yapısını kurtarmak için harcayacak, verecek parası kalmayacağından, elde kalan verilebilecek  tek kaynağın  daha fazla özgürlük“[2]olacağını söylüyor. Öyle yada böyle; esas krizden çıkış böyle mümkün olacak gibi görünüyor!



[1]              Bu satırları kaleme aldıktan sonra Putin basın toplantısında yukardaki tespitimize çok yakın şeyler söyledi. Bir bakanın açıklaması ise „krizin nedenini öncelikle kendilerinde aramaları“ şeklinde idi. (Bkz.: Süddeutsche Zeitung, 19.12.2014

[2]              Süddeutsche Zeitung 18.12.2014, München

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.