SYRIZA SOL ve TÜRKİYE

  • 29.01.2015 00:00

 Syriza nın seçim başarısı, Türkiye gündemini   ilgilendirmeye devam ediyor. Syriza’nın, kömür, makarna dağıtarak değil sol söylemlerle iktidara geldiğini söyleyen ‘bizim sol’, şimdiden 68 rüzgarı beklemeye selam durdu Sol, solu tartışıyor gibi unuttuğumuz programlar yine revaçta. Sol denilen de CHP ve sosyalist kalıntılar. Ne hoş,Mehmet Bekaroğlu gibi prof. Dr. Ünvanı taşıyan bir akademisyen CHP li ile, Bülent Uluer gibi, 68 kuşağının temsilcisi, Dev Genç liderinin dil birliğinin tescilini görmek. Bu dil birliğinden rüzgâr beklemek ve Türkiye’de muhalifler üzerinden Syriza güzellemeleri yapmak bizim sol’a uygun düşer.

Türkiye’de rüzgar AK Parti iktidarından sonra oluştu ve bu rüzgar sağ- sol herkesi bir araya getirdi.  Böyle bir rüzgâr sol’u etkilemiş olsa idi Latin Amerika’dan esen rüzgar dünyayı kasıp kavururdu. O günlerde rüzgâr beklentisinde olan sol-Türkiye solu- bugün Latin Amerika ülkelerinin dramına şahit oluyor. Ak Parti rüzgârına karşı muhalif bir rüzgar bekleyenlerin hüsranını şimdiden görüyorum, zira Yunanistan da küresel kapitalizmin dışında kalarak ne iktidarını yürütebilir, ne vaatlerinin arkasında durabilir.

Sol, vicdanla, adaletle hareket eder hale geldi. Oysa sol, akılla birlikte vicdan ve adaleti savunurdu. Ne değişti? Değişen  sadece muhafazakar demokratların iktidarda olması, bu kadar…Bu yüzden Türkiye’deki sol ile dünya solu ayrı kategorilerde değerlendirilmeli bence.

Vicdan diyen HDP li Paylan, Ermeni kimliğiyle HDP’de neden yer aldığını açıklarken dahi “onları küçük gördük, anlayamadık.” Derken bile “biz ve onlar ayrımı yaptığının farkında bile değilken sol, solu tartışsın dursun.

Toplum mühendisliğinin algı yanıltması operasyonlarının şiddetli biçimde devam ettiği ülkemde, kendisini diktatörlükle yönetildiğine inandıran  sol ve bilcümle hareketlerin “vicdan, adalet” sözcüklerini sık kullanır olması, kendilerinin sorunudur esasen. Zira ülkede ne vicdan ne adına,ne de adalet adına hele de son yılda kuşku duyulacak hiçbir gelişme yaşanmazken, bu algı üzerinden hareket ederek arayışların sürmesi hoş, ama mantıklı ve sahici değil.

Diyalektiği çok iyi bildiğini iddia eden sol, küresel kapitalizmin diyalektiğini çözme göreviyle yüz yüzedir. Yoksa İdris Adıyaman’ın söylediği gibi, “Türkiye’de sol, sağdır; sağ da sol” sözü asla tersine çevrilmeyecektir.

Kahretsin tv kanallarını, diktatörün ülkesinde(!) diktatör kanalları ne kadar az…Soner Yalçın  geldi ekrana şimdi, papyon takmış maymun vaziyetinde. Atatürk’ te papyon severmiş zira. Aynı Yalçın, kadınlara da talimat veriyor: “ Cumhuriyet kadını bakımlı olacak, gerekirse mini etek giyecek, dekolte giyecek.”

Syriza renk kattı  programlarımıza (!)…Böyle saçmalıklara ülkem alışık, renkler çoğaldı sadece ama mide bulandırıcı durumda bu renk karmaşası.

Sol, sol olmadıkça sağ kalmaya devam edecek, HDP de ne yazık ki beyaz Türklere oynayan cemaat partisi olarak tarihe eklenecek..

Syriza, Marks’ın şu sözünü doğrularcasına iktidar oldu: “Yoksulluk arttıkça gericilik artar..”

Marks’ın kastettiği elbette bugünlere denk düşen bir cümle değil ama ülkemdeki tezahürat ve Yunanistan’ın sönük zaferi genç Marx ‘ı doğrulayacak nitelikte.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • Hrac Madooglu
    Hrac Madooglu
    29.01.2015 18:33

    Gericiligin yoksullukla ilgisi yoktur. Suudi Arabistanda paradan bol bir sey yok ama zina yapan kadinlari taslayarak olduruyorlar, fikrini soyleyeni hapse atip iskence ediyorlar, kadinlar otomobil suremiyor hala. Solculugun ne oldugunu da once ogrenin, sonra elestirin. Marksin bir iki sozunden ibaret degildir felsefesi. Anlayabilmeniz icin Komunist Manifestoyu okumaniz lazim ama bu sizin kapasitenizi asar. Eninde sonunda kapitalizm denilen vicdansiz, ahlaksiz sistemin ilelebet devam etmesi mumkun degildir. Yunanistanin yeni basbakaninin basarili olabilmesi cok zordur bugunun dunyasinda ama hic olmazsa yapmak istedigi sey insani degerli kilmak, yoksullukla mucadele etmek ve kimseyi acikta birakmamak. Bu, butun dunya milletleri icin ilham verici bir mucadeledir.